AJAN PROVOKATÖR

Bir kale kaç yönden çevrilir ve kaç koldan muhasaraya alınır? Eh bir kalenin dört yönü olduğuna göre dört koldan sarılır, dört koldan hücum edilir. Peki gene de düşmezse ne yapılır?

Elbette “beşinci koldan” saldırılır. Nedir bu “beşinci kol”?

Medya.

Evet yanılmadınız! Bu memlekette en aşağılık, en iğrenç metodların uygulandığı, hiçbir ahlakı olmayan savaşların yürütüldüğü faaliyetlerin adı “beşinci kol”, faaliyet üssü de “medyadır”.

Biraz daha bilgi verip konumuza geçelim.

Normalde devletlerin “beşinci kol” faaliyetlerini yasal istihbarat teşkilatları yürütür. Bunda yadırganacak bir durum da yoktur. Ama “beşinci kol” denildiğinde yasal istihbarat teşkilatlarının faaliyetleri hatıra gelmez. “Beşinci kol” denildiğinde hatıra gelen “düşmana çalışan ama dost görünen, görüntüde hiçbir yerle resmi bağı olmadığı halde her türlü kirli propaganda, dezenformasyon, algı vs faaliyetleri yürüten BASIN YANİ MEDYA”dır. Medyanın başını çektiği bu “beşinci kol” faaliyetini yine medya aşağıdaki şekilde tanımlamaktadır.

Beşinci kol, fiilî müdahale ile ele geçirilemeyen bir kitleyi ya da devleti propaganda, casusluk, sabotaj ya da terör yoluyla manevî etkiye maruz bırakmak suretiyle müdahaleye uygun hale getirmek ya da fiilî savaş esnasında savaşı daha kolay kazanmak için yapılan her türlü manevî yıkıcı çalışmadır.

Beşinci kol faaliyetlerine en çarpıcı ve en büyük örnek 28 Aralık 1996(1417) tarihinde yapılan hane baskınıdır. Bu baskın ile bir Müslümanın aile masuniyeti ve harim-i ismetine saldırılmış ve bir tek Müslümana arka planında küresel bütün şebekelerin bulunduğu FETÖ örgütü, yüzlerce polis ve istihbarat görevlisi köpeklerinin yanısıra, beşinci kol organları olan yüzlerce basın-yayın görevlisi köpekleri ile tarihin en en büyük operasyonunu çekmişlerdir.

Bu operasyonun boyutlarını ve etkilerini anlamak için aşağıdaki linkte bulunan yazımızı okumanızı öncelikle tavsiye ederim.

https://www.huravaz.com/1417-yakin-tarih-yakan-tarih-makale,161.html

Neden bir tek adama böylesine küresel ölçekli ve tarihi sarsan bir saldırı yapıldı? 28 Aralıkta doğrudan İslam’ı hedeflerine alarak ve Müslüman kitleleri manipüle etmek için “beşinci kol medya ile” hanesine saldırılan kimdi?

20. Yüzyılın son çeyreğinde son müceddid-i din Bediüzzaman hazretlerinin yere düşürülmüş sancağını, sünnet-i seniyyenin elmas kılıncı ile beraber kaldırıp İslam’ın son kalesi olan Anadolu’nun şeair-i İslamiye burcunda tek başına dalgalandıran Risale-i Nur’un muhabbet fedaisi ve mücahidi MÜSLİM GÜNDÜZ’ dü O.  

“İp Üstünde Olan, Yerde Olanla Döğüşse Kaybeder”

“Gâvurlarla barışmak zelillerin kârıdır./ Hayattaki yaralar, belki de iyileşir, İzzet-i İslâmîyede, hem namus-u millîde yaraları derindir./
İp üstündeki canbaz, yerde olan adamla eğer döğüş isterse yerde olan çekinmez./ Zîrâ canbaz hayatı,
hem muhteşem sanatı mevazinle bağlıdır./ Bir kere o bozulsa seyreyle gümbürtüyü./

Yerdeki ÇIPLAK ADAM, değişir kıyam ile kuûdu.“Lemeât s.32

Suikastlerle, hapislerle, işkencelerle yıkılmayan bu büyük mücahide hala medya denilen “beşinci kol” üzerinden ve aynı alçaklık ve ahlaksızlık ile saldırı yapılmaktadır.

Ancak şecaat-hikmet ve iffetin mücessem hali olan Müslim Efendi’nin içinde bulunduğu SIDKIN duvarına toslayan KİZBİN bütün beşinci kol hücumları paramparça olup dağılmış, akim kalmış ve tam tersine yani İslam lehine neticelere yol açmıştır. Nasıl olduğunu anlamak isteyenler için görselleri ile beraber aşağıdaki linki sunuyorum. Yazımızın bundan sonraki kısmını anlamak isteyenler bakmadan geçmesin.

https://www.huravaz.com/28-makale,269.html

İslami medyayı da bir ahtapot gibi saran “beşinci kol şövalyesine" ve bir "beşinci kol faaliyetine" bu girizgahtan sonra başlıyoruz.

17 Aralık 2020 tarihinde yeniakitcomtr sitesinin ve Vakit gazetesinin muhabirlerinden Mehmet Özmen’in youtube kanalından canlı röportaj isteği üzerine -hiçbir soru tahdidi koymadan- Müslim Efendiyle bir röportaj gerçekleştirildi. Bir buçuk saati aşan röportajın daha sonra 20 dakikasını sansürleyen Mehmet Özmen röportajın geri kalan bir saat on dakikalık kısmını Fetö örgütünün kaçak elebaşısının Aczmendilerle alakalı konuşması ve FETÖ PDY örgütünün 28 Aralık hane tecavüzünün görüntüleri ile beraber sundu. Sunduğu görüntülerin içinde bir Müslümanın hane ve harimine yapılan ahlaksız saldırıların organizatörlerini Uğur Dündar, Tuncay Özkan ve başka gazetecilerin bir forum söyleşisinde isim isim açıklamalarına rağmen Fetö örgütünün suç görüntülerinden başka bir anlamı olmayan ve bir Müslümanın mahremiyetine saldırı olan görüntüleri aynen fetöcülerin tarzı ve taktiği ile yayınladı.

Röportajın 20 dakikasını sansürleyip, mahkeme kararıyla da yayınlanmasının suç olduğu tescil edilmiş görüntüleri mağdur edilen Müslim Efendinin ve onun şahsında hakaret edilen bütün Müslümanların ahlak ve mahremiyet duygularının ve değerlerinin üzerinde tepinmekten zevk alırcasına yayınladı.

Böylece sadece aşağılık bir medya ahlaksızı ve provokatörü olduğunu da daha işin başında ortaya koymuş oldu. Başkalarının namus ve mahremiyetine saygısı olmayanın elbette namuslu biri olması beklenmez. Gazetecilik ve başka hiçbir mesleki vasıf ta böyle bir namussuz ve ahlaksızın yaptığını ne örter ne de meşrulaştırır.

Neyse böyle başlayan bir röportajın daha işin başında yaptığı algı, propaganda ve provokasyon Müslim Efendinin fıtri duruşu, samimi ve makul cevapları ve bu hokkabazın gerzekçe yaptığı ayak oyunlarına prim vermeyişi ile darmadağın oldu.

Bu Medya maymunu ve hokkabazı Mehmet Özmen; eline su dökemeyeceği Fatih Altaylı’ları, Hulki Cevizoğlu’larını yıllar yıllar evvel canlı yayın programlarında Müslim Efendinin nasıl madara ettiğini seyretmiş olsaydı ve kafası da puştluktan başka bir şeye çalışıyor olsaydı bu aşağılık harekete kalkışmazdı.

Röportaj ile alakalı değerlendirme ve yorumlarımızı bir başka yazımıza bırakıp bu soytarı ajanın hikayesi çerçevesinde Medya’nın özellikle İslami medyanın nasıl “beşinci kol faaliyetlerinin” üssü haline getirildiğini ortaya koyacağız.

Bu acemi ajanın ajanlık kariyeri “kendini dövdüren Yahudi stratejisi” ile başlar. Gülmeyin ne dediğimi birazdan anlayacaksınız.

Kronolojik bir sıraya koymadan yazıyorum. Meraklıları Google üzerinden ayrıntılara ulaşabilir.

Bunun ilk kendini dövdürme olayı Gezi eylemleri sırasında Divan otelde oluyor. Kendisinin linç edildiğini ileri süren bu provokatörün bildiğim yalan olan ilk dayak iddiası.

Bir başka “kendini dövdürtme provokasyonuda” Melih Gökçek’in belediye başkanlığından istifasını açıkladığı canlı yayında oluyor. Önce elinde telefon başkanın konuştuğu sahneye çıkıyor. Öteki medya mensuplarının hiçbiri sahnede yok. Sadece mikrofonları var. Çıkmasına izin verilmeyince, belediyenin önünde “burda basın yayın özgürlüğü yok” diye velvele çıkarıp, Gökçek’in adamlarının arasına girip “Gökçek CHP ye geçecek” diyerek kalabalığı provoke ediyor. Tabi sonrası malum. “Beni dövdüler”.

Yine bir başka menkıbesi de MHP’nin “Siyaset ve Liderlik Okulunun” 11. Sertifika töreninde oluyor. Doğrudan Bahçeliye “Sizin Fatih ilçe örgütünüz bir gazeteye taşlı sopalı saldırdı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz” diye provokasyon çekiyor. Kendisinin iddiasına göre temiz bir sopa yiyor MHP’lilerden. Rivayet kendisinden olduğu için ne kadar inanılır bilmem. Ama Bahçeli’nin önünde oldu diyor.

Bir başka kendini dövdürtme olayı da İstanbul Barosunun Olağanüstü Genel Kurulunda sahneden inmemekte direnmesi üzerine oluyor.

Ama en ilginçlerinden biri 2014 Kasım ayında Tüyap’ta oluyor. Firari Fetöcü Ekrem Dumanlı kendi hempalarının arkasında kitaplarını imzalarken bir provokasyon da onlara çekiyor. “İşte burası paralel örgüt! Paralel örgüt İstanbul’un merkezinde TÜYAP’ta!” diye bağırarak ortalığı velveleye veriyor. Çıkardığı arbedede Ekrem Dumanlının yanındakilerden biri tokat bile denmeyecek şekilde yanağını okşuyor ama adamımız profesyonel aktör.

Niye “kendini dövdüren Yahudi stratejisi” dediğimi anlamışsınızdır. Bu pisliğin hiçbir zaman adam gibi gazetecilik, temsilcilik, muhabirlik yapmadığı aşikar.

Ajanlık kariyeri sırf “kendini dövdürtme provokasyonlarından” ibaret değil elbette.

21 Haziran 2013 te Gezi olaylarının FETÖ örgütü ve bunun gibi provokatörler sebebiyle rayından çıktığı bir hengamede yine dövüldüğünü iddia ettiği Divan Otelinde TKP üyesi birisinin ajandasını ya kendisi çalarak yada  istihbaratçı bir meslektaşının hüneriyle ele geçiriyor ve sonra ne yapıyor bilin bakalım.

SOL Gazetesi muhabiriyim diyerek ajanda da kayıtlı ne kadar TKP üyesi veya yetkilisi varsa tek tek telefonla arıyor ve provokatif sorular soruyor. Sol Gazetesi de söz konusu tarihte kendisinin resmi sitesinden durumu ve yapılan provokasyonu duyuru ile açıklamak zorunda kalıyor.

Bu gazeteci görünümlü herif-i na şerif Akit gazetesinde muhabirlik, temsilcilik, yazı işleri müdürlüğü vs yapmadığı iş kalmamış.

Fetöcü ve Ergenekoncu mel’unların iftirası ile ahir ömründe aynı şekilde namusu ve iffetine saldırılan ve Akit Gazetesinin gazete olmasında çok emeği olan Hüseyin Üzmez gibi kahraman bir kalem sahibine hemen arkalarını dönerek linç ettiren Akit Gazete ve televizyonunun böyle bir ajan provokatörü bilmemesi mümkün değildir.

Yazımızın ta en başında Medya’nın nasıl “beşinci kol” haline geldiğinin ve Mehmet Özmen gibi medyaya sızmış ve yapışmış tiplerin iş ve işlevlerinin habercilik ve gazetecilik olmadığını; bunların “beşinci kol faaliyeti” yürüttüğünü anlamak için müneccim olmaya gerek yok.

Müslim Efendi’nin avukatı Bülent Demir Bey’in, hane tecavüzü görüntülerinin yayınlanmasının yasal olmadığını ve suç işlediğini mahkeme kararı ve ilgili kanun maddesini hatırlatarak yaptığı nezaket çerçevesindeki ihtarına verdiği “mahkemeye de gidebilirsiniz, sorun değil” şeklindeki cevap nasıl ahlak ve namus yoksunu bir ajan-provokatör, bir orostopol olduğunu ortaya koyuyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Enes
Enes - 1 ay Önce

Allah razı olsun bunu tesbitleri programdan önce yapılsaydı daha iyi olurdu muhatabı araştırmak gerekiyor neyse birdaki sefere yinede kalemine sağlık güzel yazı olmuş

Mesut eke
Mesut eke - 1 ay Önce

Bursa

Yumru Sepet
Yumru Sepet - 1 ay Önce

Ahmet bey elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Akit tv en tez zamanda bu ajan kişisini işine son vermelidir.