BEŞİNCİ ŞUA'IN TOKADI

Rivayette var ki: "Süfyan büyük bir âlim olacak, ilim ile dalalete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi' olacaklar."

ﻣِﻦْ ﻓِﺘْﻨَﺔِ ﺍﻟﺪَّﺟَّﺎﻝِ ﻭَ ﻣِﻦْ ﻓِﺘْﻨَﺔِ ﺍٰﺧِﺮِ ﺍﻟﺰَّﻣَﺎﻥِ

   Deccalin fitnesinden ve âhirzaman fitnesinden (Sana sığınıyoruz ya Rabbî!)
Buharî, Daavât: 37,39,44,45; Müslim Mesâcid, 127; Müsned, 6:139)

Her şey ingiliz hayranlığı ile başladı,

((
ﺍَﻟْﻴَﻮْﻡَ ﺍَﻛْﻤَﻠْﺖُ ﻟَﻜُﻢْ ﺩِﻳﻨَﻜُﻢْ

   Bugün sizin için dininizi kemâle erdirdim. (Mâide Sûresi, 5:3) 

sırrı ile: Kavaid-i Şeriat-ı Garra ve desatir-i Sünnet-i Seniyye, tamam ve kemalini bulduktan sonra, yeni icadlarla o düsturları beğenmemek veyahut hâşâ ve kellâ, nâkıs görmek hissini veren bid'aları icad etmek, dalalettir, ateştir..))

Bu hayranlık duygusu o kadar şiddetlenmişti ki koca İmparatorluk acımadan ateşe atıldı..
Türlü türlü bahanelerle yapılacak zulümler önce kanunlaştırıldı sonra kanunsuzca vuruldu, kırıldı, yetmedi bazıları mezarından çıkartılıp asıldı..
Manevi vazifeliydiler..
Kimse dokunamıyordu, engel olamıyordu..
Bunlara karşı kalemiyle hayatıyla hep taarruzda olan bir Vazifeli daha vardı, bedenine her türlü işkence ve zehirlemeler ve sürgünler ama gel gör ki unutturulan indirilen asıl bayrak Sünnet-i Seniyyenin şiarı olan Sarığını başından çıkaramadılar..
Hatta, 1907'de Japonya Rusya'yı yendiğinde Sultan Abdülhamit Han'ın tebriklerinden teşekkür etmeye gelen Japonya devlet erkanının islamiyet ile ilgili (yecüc-mecüc olayı,  dabbet-ül arz meseleleleri gibi) suallere ulemanın sukûnetinden dolayı müracaat bu vazifeli'ye  edildi.. Cevaben Beşinci Şua yazılır.. Gene gel gör ki Beşinci Şua'daki islam deccalı cifiri ve mana hesabıyla o dehşetin başına denk geldi mi geldi..
1907'de yazılan Beşinci Şua'daki meseleler yıllar sonra tecelli etmesi (Ispartadaki Tin süresini kendine alakadar hissetmesi.. yanlışlıkla komşusunun kapısına çalması meselesi dahil) Risale-i Nur'un kerametidir..

Âhirzamanın müstebid hâkimleri, hususan Deccal'ın yalancı cennet ve cehennemleri bulunan, Deccal gibi bir kısım şahıslar, uluhiyet dava edecekler ve kendilerine secde ettiremedikleri
işte bu kahraman manevi vazifeli ise (( Evet şeriat-ı Muhammediye ve Sünnet-i Ahmediyede hiçbir mes'ele yoktur ki, müteaddid hikmetleri bulunmasın. Bu fakir, bütün kusur ve aczimle beraber bunu iddia ediyorum ve bu davanın isbatına da hazırım..)) diyen ve hayatı pahasına hayatına geçiren
Molla Said diye bilinen, ingilizlerin azılı düşmanı olarak görülen, Risale-i Nur olarak yaşanılan Bediüzzaman Hazretleridir..

Bir zaman gelecek, Allah Allah diyen kalmayacak." Yani, zikirhaneler kapattılar ve Türkçe ezan ve kamet okuttular..
Bediüzzaman okumadı gittiği sürgün edildiği her yeri her cezaevini zikirhane etti..
Namazın girdiği vakit ezanı lisanı ile Arapça okudu..
Vazifeliydi zerre geri adım atmadı..

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:
 ﻣَﻦْ ﺗَﻤَﺴَّﻚَ ﺑِﺴُﻨَّﺘِﻰ ﻋِﻨْﺪَ ﻓَﺴَﺎﺩِ ﺍُﻣَّﺘِﻰ ﻓَﻠَﻪُ ﺍَﺟْﺮُ ﻣِﺎَﺓِ ﺷَﻬِﻴﺪٍ

Yani: "Fesad-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir."

Yaşayan canlı şehid'di..

O zamanın hükümetinden 3 şey istedi..
-Ezanın aslına çevrilmesi..
-Ayasofya'nın tekrar Camii'ye dönüştürülmesi..

Ezan aslına döndü (demokrat partisi seçimi kazandığında millet evlerinin damına çıkıp arapça ezan okudu meclis geri adım atmak zorunda kaldı..)
o kadar..
-Risale-i Nur'un Devlet tarafından tab edilmesi ki ilk İşarat-ül İ'caz ın tab edilmesini ister çok önceden tab edilseydi Devlet Erkanları okumuş olsalardı eserdeki bahsedilen münafıkların Fetö örgütü olduğunu çözerlerdi de.. Nasib..

(( İkinci tevili ise: 
   Hem büyük Deccal'ın, hem İslâm Deccalı'nın üç devre-i istibdadları manasında üç eyyam var. "Bir günü, yani bir devre-i hükûmetinde öyle büyük icraat yapar ki, üçyüz senede yapılmaz. İkinci günü, yani ikinci devresi, bir senede otuz senede yapılmayan işleri yaptırır. Üçüncü günü ve devresi, bir senede yaptığı tebdiller on senede yapılmaz. Dördüncü günü ve devresi âdileşir, bir şey yapmaz, yalnız vaziyeti muhafazaya çalışır." diye, gayet yüksek bir belâgatla ümmetine haber vermiş.))
Bir harf inkılabı bir kılık kıyafet inkılabı yapılması kaç sene kaç asır sürer?
Herkesi anlıyoruz da Nurcuyum diyenleri anlayamıyoruz.. Bediüzzaman'sız yaşadıkları için mi öyle ki binlerce takipçisi dinleyeni var Risale-i Nur dersini ingiltere bayraklı tişörtünü giyerek veriyor.. Geldiğimiz durum bu.. Demişti ya Üstad Hz; benim ölümümü bekliyorsunuz ki davayı masonlara satasınız..
Kurduğun tarikatta bir tek Aczmendi bile kalsa bu davayı sürdürecektir Üstadım..

Biz dergahlarımızda yuvalarımızda israftan kaçıyoruz ki Beşinci Şua'da bahsettiğin şahsın dâmına düşmeyelim..

Bu ikinci devrede feraiz-i diniyeye ve Sünnet-i Seniyeye tarîkat perdesi altında hizmet ediyoruz..

Kahraman ve mücahid ordunun ve dindar milletin ruhundaki nur-u iman ve Kur'an ışığıyla hakikat-i hali göreceği ve o kumandanın çok dehşetli tahribatını tamire çalışıyoruz..
Dizginini o dehşetin elinden kurtaran bu Kahraman Ordumuzla karşımızdaki leşlere karşı hedefimiz tüm cihan..
Hazır olda değildik..
Rahat da durmayacağız..
Üstadımızın Beşinci Şua ile kaldırdığı bu tokadı bu leşlerin yüzlerine indireceğiz de..

ﻳُﺮِﻳﺪُﻭﻥَ ﻟِﻴُﻄْﻔِﻮُٔ ﺍ ﻧُﻮﺭَﺍﻟﻠّٰﻪِ ﺑِﺎَﻓْﻮَﺍﻫِﻬِﻢْ ﻭَﺍﻟﻠّٰﻪُ ﻣُﺘِﻢُّ ﻧُﻮﺭِﻩِ ﻭَﻟَﻮْ ﻛَﺮِﻩَ ﺍﻟْﻜَﺎﻓِﺮُﻭﻥَ﴿٨﴾

Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır.
Saff Süresi-8.Ayet
..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Bekir Kalkan
Ali Bekir Kalkan - 1 ay Önce

Mevla hissesi bırakmaya amin