ÇİN İŞİ

Dünya hemen hemen her konuda, hususan siyaset mevzuunda berzahta seyretmekte. Tüm alanlarda, konularda manalar ve kabul edilmiş kanunlar, prensipler değişmekte. Bu değişim farklı sahnelere ve alakasız görülen ve hatta alakasız olarak gelişen neticelere sebebiyet vermekte. Değişimin algılanamaması ise ciddi zarara ve niyet katline inkılap etmekte.

Artık devletler uluslararası ilişkilerini halklarının menfaatine veya sınırlarının güvenliği hesabına geliştirmekte bir hayli zorlanmaktalar. Bu misale Irak ve Suriye en bariz bir örnektir. Mısır ve Ermenistan ise vahim bir misaldir. Suud-BAE, ya da Hindistan-Pakistan ilişkileri ise karmaşık misalidir.

Almanlar’ın son Avrupa konseyini etkileyerek nihayetlendirdiği Türkiye açıklaması ise bu meseleye ibretlik bir misaldir. Türkiye karşıtı ve düşmanı hatta ki Yunanistan ve Fransa eli ile direkt cephe halini ilan eden Avrupa’nın, yeni sayfa açma isteğinin sebepleri ibretliktir. Adalar denizinde Yunanistan ve Akdeniz’de Fransa ile Türkiye’nin karşısına çıkıp savaş ihtimalini gündemlerine almış iken…

Taraflar arasında hangi devlet veya devletler menfaatini yeni keşfetti ki durum dünün aksine bir gelişmeye kapı açtı. Türkiye haklarından vazgeçmiş değil. Avrupa mı haklarından vazgeçecek. Belli oldu ki orta yolu bulduracak bir etkinin müdahalesi ile taraflar karşı karşıya.

Daha dün Nato düşman olarak Çin’i tayin kararı almış iken bu gün Nato’nun sahibi veya sahibi zan edilen ABD Rusya ile sınırlarında tatbikat yapmakta ve soğuk rüzgarlar estirmek gayretinde. Nato mu değişti, sahibi mi değişti, Rusya mı değişti. Yoksa imkanları olan bir etki meseleye müdahil mi oldu.

Daha evvel bütün Avrupa’yı etkisizleştirmek için büyük para cezaları, antlaşmaların iptali, sokak gösterileri gibi işlere imza atan ABD bu gün neden Avrupa’yı keşfetmekte. Avrupa kıtasını Çin’in ipek yolu üzerinden başka bir yere mi taşıdı. Yoksa ABD ipek yolunun nimetlerine mi kavuştu. Ya da ABD harakiri kararı mı aldı. Veyahut neden bazı Çin firmalarının borsa değerini yerlere serdi.

İlişkiler karmakarışık bir hal almış görünse de, menfaatler milletlerin değil, şirketlerin lehine işlemekte. Alınan kararlar devletlerin değil, firmaların mührünü taşımakta. Çıkarılan kanunlarda devlet başkanlarının değil, Ceoların imzası yazılmakta

Mesele tamamen şahsileşti.

YORUM EKLE
YORUMLAR
M Tarık
M Tarık - 3 ay Önce

Bu imzalar da zamanın sahibi zuhur edene kadardır inş