DEVLET AKLI VE ANAYASA

Devletlerin de insanlar gibi temel reflekslerini ve konjonktürel duruşlarını belirleyen maziden gelen bir kültür ve gelenek yapısına bağlı beslendiği bir aklı vardır. Nasıl ki insan davranışları sahip olduğu ahlaki ilkeler ve inançları doğrultusunda şekillenir. Devletlerin temel davranışları da anayasa dediğimiz temel hukuk kuralları çerçevesinde şekillenir. İnsan için iman esasları ne ise devlet için anayasa odur. Bu noktada akıl nasıl ki rahmani ve şeytani olarak ikiye ayrılırsa devletlerinde anayasa ve akılları rahmani ve şeytani olarak ikiye ayrılır. Anayasa rahmani ise; devlet aklı rabbani ve Kur ’ani olur. Devlet de, İslami ve adil olur. Ve devletin aklı aklıselim olur.

Anayasa beşeri ve felsefi ise devlet; şeytani ve zulmani devlet aklı ise zalim ve gaddar olur. İnsan düşüncesindeki derinlik nasıl ki bilgiye ve tecrübeye dayanırsa devlet aklındaki isabet de devletin maziden gelen devlet geleneği, tecrübesi ve tarih kültürüyle şekillenir. Burada Kur'an medeniyeti ile felsefi ve beşeri medeniyetin muvazenesini hatırlayalım.

Osmanlı Devleti'nde gördüğümüz yüzyıllardır hüküm süren devlet aklı adil ve merhametli bir idareyi netice vermişti. Çünkü; Osmanlı'da devlet aklıyla fikriyle gücüyle kuvvetiyle ve bütün imkanlarıyla İslam’ın emrinde Ümmet'in hizmetindeydi.

Devlet İlay-i kelimetullah ve ahkam-ı ilahiyenin tatbiki için olursa, bütün Ümmet ve beşeriyet huzur ve saadete kavuşur. Fakat devlet bizatihi kendisi için olursa o devlette gücü elinde bulunduranlar kendi şahsi saltanatı otoritesi ve gücü için devletin bütün imkanlarını zalimane kullanırlar.Devlet;

Her milletin bir nevi şahsi manevisi olduğu için, devletin ricali de o milletin şahsi manevisinin mümessili olur.

İngiliz gibi; İslam düşmanı ve münafık milletlerin, devleti de İslam düşmanı,münafık ve fitnekardır.

Alman gibi; faşist milletlerin devleti de ırkçı ve faşisttir.

Fransız gibi; ahlaktan yoksun müptezel ve adi ruhlu milletlerin, devleti de adi vahşi ve alçaktır.

ABD’deki yaşayan Avrupa'dan kaçmış ipsiz sapsız hırsız dolandırıcı ve serseri ayak takımının oluşturduğu, ABD gibi devletler, kaba saba ruhsuz incelikten yoksun zalim gaddar ve vahşidir.

Yahudi gibi; ırkçı Siyonist vahşi ve lanetlenmiş insanlık düşmanı bir milletin kurduğu İsrail Devleti yeryüzünün gördüğü en vahşi acımasız ve zinhar yok edilmesi gereken İslam ve insanlık düşmanı bir devlettir.

Bu yelpazeye dünyanın birçok milletini dahil etmek mümkündür. Rus ayısı ve Çinli ye’cüc me’cücler gibi..

Tarih boyunca vahiy kültürü ve nebevi metodla kurulmuş devletler insanlığa saadet ve beşaret getirmişken bunun karşısında bir şekilde gücü ele geçirmiş olan kavimlerin kendi kaide ve kurallarıyla kanun ve yasalarıyla kurdukları müesses nizamlar beşeriyeti çile, işkence ve azap çukurlarına atmıştır.

20. yy. beşeriyetin en makus talihinin ve en zalim hükümdarlarının arz-ı endam ettiği bir yüzyıldır.

Ahirzaman fitne ve fesadının bütün şiddetiyle yaşandığı bu yüzyılda bizim de bahtımıza “SÜFYAN” düşmüştür. Adil Osmanlı İmparatorluğu'nu bu bahsi geçen devletler dıştan ve onun işbirlikçi uşakları da içerden parça parça ederek insanlığın ve İslam’ın ve Ümmet'in son kalesini de, son huzur iklimini de, son adil devletini de yıkmışlardır.

Osmanlı’daki devlet aklı bugün yeryüzünde saltanat süren meşhur emperyalist devletlerin yaptığının yüzde birine tevessül etseydi fethettiği her yere kendi imkanlarını götürmek yerine oranın imkanlarını sömürmeyi düşünseydi herhalde hala yeryüzünün tek devletiydi. Osmanlı’daki devlet aklı her şeyden önce iman nuru ve merhametli bir vicdanı kalp ile hareket ettiği için fedailik ve fedakarlık hep ön plana çıkmıştı. Devletin bekası Ümmet'in selameti için bütün ömürlerini ve bütün güçlerini sarf eden Osmanlı bu sırrı ve ruhu Habibullah’a olan muhabbetinden ve İslam’a olan itaatinden almıştır.

İslam’ın ve Kuran’ın izzetini kendi izzet ve şereflerinin daima üstünde tutmuşlardır. Her ne kadar 1923’ten sonra cumhuriyet tarihi bu yüce devlet geleneğinden 98 yıllık bir parantezle ayrılmış olsa da 2003’ten sonra bu parantezin kapandığını ve devlet aklının tekrardan ecdadının miras bıraktığı yerden devam ettiğini görmekteyiz. Bu aklı besleyecek en temel unsur devletin anayasa ve nizamıdır. Bu yüzden, İslami ve Kurani bir anayasa bir an önce behemehal kabul edilmeli ve hakiki adalet ve ilahi nizam tesis edilmek suretiyle insanlığın beklediği adil ve şefkatli bir devlet, kan ve vahşetle dolmuş bir yeryüzünü süpürüp temizlemelidir.

Yalnızca 1.5 milyar İslam alemi değil 7.5 milyar insanlık yüzyıldır hasret çektiği huzur, mutluluk ve adil bir dünya nizamına müştak beklemektedir. Elbette ve herhalde işaret edilen ve beklenen Mehdi-i Ali Resul bu devletin başına geçecek ve yeryüzünü adaletle dolduracak yeryüzünün son hakimidir.

Hilafet'in son temsilcisi olan bu vatan evlatları bu bayrağı tekrardan düştüğü yerden kaldıracak ve önce bütün Ümmet'i Hilafet sancağı altında toplayacak bütün dünyaya bütün zalim ve gaddar devletlere insanlık neymiş adalet neymiş öğretecek. Afrika’dan Asya’ya Amerika’dan Avrupa’ya Avusturalya’dan kutuplara kadar inim inim inleyen insanlık son bir adalet ve saadet asrıyla bu vahşet ve zulüm pençesinden kurtulacak.

Ey bu vatan evlatları gün bugün vakit bu vakittir. Ecdadın mirasına sahip çıkma vakti gelmiştir. O kudsi sancak İstanbul merkez-i Hilafet olarak dalgalanmadıkça bütün mazlumların ahı yerde kalacak. Şerefli Türk ordusu dizginini Süfyan'ın elinden kurtarmıştır. Memleketimizin en yüz karası kanunu olan 5816 sayılı kanun derhal kaldırılmalıdır. Ve bu şerefli ordu artık dizginini Mehdi (as) teslim etmek üzere er meydanında yerini almalıdır.

“Ey şanlı ordu, Ey şanlı asker

Yakında dizginini eline alacaktır beklenen lider

Sen Muhammedi ordusun artık bunu bil

Bütün insanlık senden merhamet bekler

Dilinde tekbir; ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER..”

Devletimizi akl-ı selime milletimizi de kalb-i selime ve huzura kavuşturacak Kur’an ANAYASASINI BEKLİYORUZ…

VESSELAM……

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hayredin CANAVER
Hayredin CANAVER - 2 hafta Önce

MAŞAALLAH BAREKALLAH ALLAHUEKBER ELHAMDULİLLAH AMİN AMİN İNŞAALLAHURRAHMAN AMİN AMİNNNNNNNNNNNNNN FİEMANİLLAH