Eğitim Çıkmazı


       Mevzu eğitim, yani mevzu derin.

       Ta Osmanlı'nın sonlarında başlayan ve Cumhuriyet döneminde ivmelenerek gelen; İslamdan uzak, batının emperyal emellerine mutabık bir insan yetiştirmeyi hedefleyen bir sistemdir bizim eğitim sistemimiz.

       Eğitim, Cumhuriyet tarihinde hiçbir hükümetin müdahele edemediği hatta müdahele etmeyi aklından bile geçiremediği, yüksek korunumlu bir derebeyliktir. Çünkü bu eğitim modeliyle şekil almış bir gence baktığımızda, yukarıda kurduğum cümlenin hakikatine en büyük hüccet olur.

         Bu eğitim modeliyle şekil almış gence bakalım:

        Ahlak=0

         Din=0

         Müfredat dersleri:Üniversite sınavında 40 temel matematik sorusundan Türkiye ortalaması 4'ü geçmiyor.

        Kazandırdıkları: Stocholm Sendromu, yani celladına aşık olma hastalığı.Örnek: Senin köklerini kesip dininden, kültüründen uzaklaştıran birinin zulmünü resmi ideoloji benimsemek; kanımızı, iliğimizi kurutan ve kendi halkının müferrah yaşamasını müslüman kanıyla temin eden emperyalist batıyı idol yapıp hayaranlık duyurmak. 

         Devlet hakimiyetini tesis etmekte epey yol alan AK PARTİ'nin bile müdehale edemediği yada çoka az müdehale edebildiği bir alandır eğitim. Ülke menfeatleri ve dini, örfi terbiye lehinde eğitimde en küçük bir revizyon olmadı. AK Parti' nin bu hususta tek yaptığı, din dersinin okullarda zorunlu olması ve orta okul ve lise sonrası sınavlarda din dersinden soru gelmesi oldu.

           Din dersinin konulması güzel bir hamle oldu fakat dersin içi doldurulamadı. Din dersi olarak okutulan müfredat tamamen mevzunun felsefi olarak ele alınmış hali. Yani iman halinin telkini ve ibadete yönlendirme yok.
           AK Parti'nin gücü bu kadarına yetti. Din dersini okul tedrisine koydular fakat içeriğine müdahale etmeye güçleri yetmedi. Ama olsun, sembolikte olsa, içi doldurulamasada bu bir kazanımdır. Kısacası hangi ders olursa olsun müfredatın belirlenmesi hangi gücün elindeyse ona müdahaleye hiçbir iktidarın gücü yetmiyor.

           Ben sıradan bir matematik öğretmeniyim. Benim bu farkettiğim olumsuzluklardan baştakilerin gafil olmaları asla inandırıcı olmaz.Kasden yapılıyor.

          Bir dersin müfredatı ve öğrenciye sunumu şöyle olmalı: Ortalama bir öğrencinin zihin yapısına, mantık basamaklarına, yaşı gereği ilgi alanlarıyla bağlantı kurarak verilmeli. Ta ki öğrenci onu içselleştirip melekeye dönüştürsün.

          Şimdi müfredatı belirleyen iktidar üstü güce göz atalım.

          1950 Demokrat Parti zamanında  Türkiye Amerika ile Fulbright anlaşması yaptı. Anlaşmanın görüntüsü: Türkiye-Amerika arasında öğrenci gönderilmesi ve bunların ekonomi, uyum gibi sorunlarını halletmek üzere kurgulu. Bu kurul Türkiye'de. 4 Türk, 4 Amerikan üyesi var. Fahri Başkanı Amerikan Konsolosu ve nihayi kararı bu konsolos veriyor.

        Bu anlaşmadan sonra Köy Enstitüleri kuruldu. Onların mahiyet ve amacının ne olduğu hepimizin malumu.

       SUAL: Türkiye neden böyle bir candamarına müdahele kapısını Amerika'ya açtı.

       CEVAP:Amerika'dan alınan borçların karşılığı olarak bu, Fulbright Anlaşması kurulan kurum finanse edilecek. Yani el mecbur kabul ediyoruz.

      Tabi ki bu kurum bizim başımızın keli olduğu için yetki donanımlarına sınır koyamadık. Eğitim ilkelerinin ana gövdesini, müfredatı, okul yönetmelik ve disiplinini Talim Terbiye Kurumu'na bunla dikte ediyor.

        Ekonomik bağımlılığımızın zafiyet alanına kurulan bu kurum yıllar geçtikçe kökleşti, gelişti. Amerika emperyal zihniyetini milli eğitimin ilke ve hüvüyetine dönüştürerek milli bir hal aldı. Kemalizm zırhıyla da korunması temin edildi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Keskin
Mustafa Keskin - 2 yıl Önce

Allâh razı olsun abi

Arif marangoz
Arif marangoz - 2 yıl Önce

Teşekkür ederim

GÜZELHAN KEBANLI
GÜZELHAN KEBANLI - 2 yıl Önce

Teşekkürler Erdal bey, tamir ve ihyadan sonra inşa ve binasını temenni ederiz inş.

Sebahattin
Sebahattin - 2 yıl Önce

Allah razi olsun abi