İşte ardı ardına gelen müjdelerin perde arkası! 'Türkiye gizli ve sessiz bir devrim yaptı'

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Kanal7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet'in sunduğu Başkent Kulisi programında gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Türkiye'nin 15-20 yılda enerjide sessiz bir devrim yaptığını söyleyen Bakan Dönmez, Biz bir taraftan enerjide dışa bağımlılığı azaltamaya çalışırken, bir taraftan da arz güvenliği kapsamında hamleler yapıldığı söyledi.

İşte ardı ardına gelen müjdelerin perde arkası! 'Türkiye gizli ve sessiz bir devrim yaptı'

Kanal7 Ankara Temsilcisi Mehmet Acet'in sunduğu Başkent Kulisi'ne konuk olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Lityum üretim tesisi, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki yeni enerji hamlesi, Karadeniz'de keşfedilen doğalgaz rezervi ve yeni sondaj çalışmaları hakkında soruları cevaplıyor.

Bakan Dönmez'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

LİTYUM ÜRETİM TESİSİ

İçinde bulunduğumuz Eskişehir Kırka Tesisleri, dünyanın en büyük bor madeni üreten tesisi. Biliyorsunuz dünyadaki bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 72’si Türkiye’de. Pazar payımıza da dünyada baktığımızda yüzde 52-53 civarında da bir pazar payımız var. Bu tesislerde ürettiğimiz bor ve türevlerini biz tüm dünyaya pazarlıyoruz.

LİTYUMUN ÖNEMLİ

Uzunca bir süredir, yaklaşık 2-3 yıldır borun içerisindeki atık olarak havuzlara gönderdiğimiz sıvı atıkların içerisindeki diğer minerallere, maddelere odaklanmıştık bunları nasıl geri kazanabiliriz diye. Bunlardan en önemlisi, en değerlisi de lityum olarak karşımıza çıktı. Lityum niçin önemli? 21. asır artık insanlar çok daha mobil, bir yerden bağımsız olarak yaşamını ve iş hayatını sürdürme odaklı devam ediyor. Herkesin elinde bir cep telefonu var, tabletler var, diğer akıllı cihazlar var. Ama bunlar da bir enerji ihtiyacı doğuruyor.

Pandemi döneminde daha da öne çıkmış oldu. Bugün tabii değişik materyallerden piller yapılabiliyor, ama lityum hem daha kararlı olması, hem de çok daha düşük hacimlerde yüksek miktarlarda enerji depolayabilme özelliği nedeniyle de daha öne çıktı. Kullandığımız işte akıllı telefonlardan bunu biliyoruz. Önümüzde de özellikle elektrikli otomobillerle birlikte lityuma dayalı bataryalar ve piller yine çok daha fazla önem kazanmış olacak. Dünyada da maalesef bu element nadir elementlerden birisi. Ağırlıklı olarak dünya ihtiyacının büyük bir kısmını Güney Amerika’daki ülkeler karşılıyor; Şili, Peru, Bolivya gibi ülkeler.

Biz de ithal ediyorduk, yaklaşık baktığımızda 1000-1200 ton civarında bir ithalatımız söz konusuydu. Şimdi bu içinde bulunduğumuz şu anda tabii bir pilot tesisin içindeyiz, yaklaşık 5-6 ay kadar buranın deneme test üretimleri yapılmış olacak, akabinde de zaten bir taraftan mühendislik ekibimiz yüksek kapasiteli tesis için çalışmaları da başlattılar. O tesis de tamamlandığında 600 ton yıllık üretebilir hale geleceğiz. Yıllık da 1000-1200 ton civarında bir ithalatımız var, demek ki sadece bu tesisten yarısını karşılayacağız.

Ama bunun yanı sıra Balıkesir-Bigadiç’te, Kütahya-Emet’te de aslında bor madenciliği yapıyoruz biliyorsunuz. Onun da içerisinde yine buraya göre nispeten daha az olmakla birlikte lityum var. Burada tabii temel amacımız, Türkiye’nin lityum ihtiyacının tamamını bu tesislerden karşılayabilmek.

Şu an mesela içinde bulunduğumuz Kırka tesislerinde biz yıllık yaklaşık 2 milyon 700 bin ton civarında cevher çıkartıyoruz şu gördüğünüz, burada da sembolize etmiş arkadaşlar.

DÜNYADA EN ÇOK SAATTIĞIMIZ ÜRÜNLERDEN BİR TANESİ

500 gram cevherin içerisinde 231 gram boraks pentahidrat üretiyoruz. Yani ekonomik değeri olan ve bugün dünyada en çok sattığımız ürünlerden birisi. Bunun tonu yaklaşık 450-500 dolar civarında. Bununla birlikte tabii prosesten bir katı atık da çıkıyor, onu da civarda çevre koşullarına uygun depoluyoruz. Fakat ayrıca 80 gram kadar da bir sıvı atık var.

Şimdi bu sıvı atığın içerisinde ne vardı, onlara baktık. Su, saf su kazanacağız bu tesisle birlikte, su ihtiyacımızı da çünkü bu proseslerde ciddi su tüketimimiz var, dolayısıyla suyu geri kazanmış oluyoruz önemli miktarda. Yine boraks deka dediğimiz bir başka ürün var, yaklaşık 8 gram gibi bir miktarda üretim yapacağız. İşte şu lityum karbonat dediğimiz de 0.1 gram gibi, yani 500 gram cevherden 0.1 gram, 1 kilogramdan da 0.2 gramdan bahsediyoruz, son derece nadir; bunu üretmiş olacağız.

Bunlar bizim burada havuzlarımız var, sıvı havuzlarımız var, uygun koşullarda bunlar depolanıyordu, bir problem yoktu. Ama şimdi depolama miktarımız da neredeyse sıvı atıklar 433 ton bu sıvı atığı biz yaklaşık 47 tona düşürmüş olacağız, neredeyse 

 onda 1 kadar azaltmış oluyoruz. Dolayısıyla depolama için harcadığımız maliyetleri de azaltacağız ki yaklaşık ton başına burada 3 dolar gibi bir maliyet vardı. Sırf bu tesis tam kapasiteyle işletmeye girdiğinde yıllık 1,5 milyon dolar civarında bir harcamayı yapmamış olacağız.

KALİTELİ PİL ÜRETİMİ YAPILDI

Burada tabii sembolik olarak şimdi burada elde edilen lityum karbonatı neredeyse yüzde 99,9 oranında saflıkta elde ettik, bunu TÜBİTAK’ımıza gönderdik, bunu bizim için pil yapar mısınız, hakikaten uygun mudur diye. Onlar da ilk böyle numune pilleri, hani bizim halk arasında mercimek diye tabir ettiğimiz, daha çok işte hesap makinelerinde, masa üstü cihazlarda kullandığımız pillerden yaptılar ve onların testlerini de yaptılar. Dediler ki; son derece kaliteli, ürünümüzde bir sıkıntı yok

Şimdi biz bunu tabii bataryalar, diğer yüksek kapasiteli bataryalarda da kullanma imkanına sahip olacağız. Otomobilde tabii daha büyük piller olacak. Bu sadece bir uygulama olsun diye. Aslında tabii mercimek pil tüketimi de fazla yani, bizim mercimek diye tabir ettiğimiz; işte saatlerimizde tutun, başka yerlerde de, bunlarda da kullanılabilecek.

2020’nin bizim Bakanlığımızla ilgili, ama sağ olsun tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde birçok müjdeleri bu ara arka arkaya veriyoruz, birçok yatırım hizmeti alınıyor, inşallah onlar devam edecek yani.

ORUÇ REİS’İN FAALİYETLERİ

Şimdi Oruç Reis Ağustos’tan Kasım sonuna kadar yaklaşık 4 ay gibi biliyorsunuz Kaş ilçemizin güneyinde Demre adını verdiğimiz yerde iki boyutlu sismik çalışmaları yaptı, yaklaşık 11 bin kilometrelik iki boyutlu sismik çalışmaları yaptı, aradaki bu birinci aşamadaki görevleri tamamlandı ve Antalya Limanına döndü. Tabii bu iki boyutlu sismik çalışmalarının analizi gerekiyor, üç boyutluya geçmeden orada herhangi bir bulgu var mı-yok mu, bu analiz biraz zaman alacak. Bu arada tabii Oruç Reis Gemisi şu anda Serik bölgesinde, yani Antalya Körfezinde üç boyutlu sismik çalışmalarına başladı ki yaklaşık 5-6 aylık bir programı var.

GEMİLER BOŞ DURMUYOR

Barbaros Hayrettin Paşa da yine Doğu Akdeniz’in güney bölümlerinde, yani Antalya’nın açıklarında üç boyutlu sismik çalışmalarına devam ediyor. Öte taraftan tabii Yavuz Gemisi vardı, sondajını bitirdi, şu anda o gemimiz de bir sonraki görev için Mersin Taşucu’nda hazırlıklarına devam ediyor.

Gemilerimiz Boş durmuyorlar. Şöyle söyleyeyim: Tabii bu süreçler hakikaten ciddi zaman tüketen yüksek teknolojili işler. O dataları toplamanız tek başına bir çözüm değil. Bunları binlerce-milyonlarca datayı işlemeniz, analiz etmeniz gerekiyor, o zaman ofis çalışması başlıyor; petrol jeofizik, petrol jeoloji uzmanları bu dataları değerlendiriyorlar ve muhtemel potansiyel olabilecek lokasyonları belirliyorlar. Bu lokasyonlarla da biz ne yapıyoruz? Keşif amaçlı sondaj gemilerimizle de sondaj yapıyoruz ve oradaki dataları tekrar topluyoruz; işte gaz mı var, petrol mü var veya jeolojik yapılar hakikaten sismik araştırmaların sonucunda elde ettiğimiz verilerle ne kadar uyumlu.

DETAYLI ARAMALAR DEVAM EDİYOR

Bugüne kadar da biz Karadeniz ve Akdeniz’de 9 sondaj yaptık; bunun 8’i Akdeniz’de biliyorsunuz. Bazı gaz akışları oldu, ama tabii sürekliliği olmadığı için herhangi bir keşif olarak açıklamadık. Şimdi o emarelerin olduğu bölgelerde, yakın bölgelerde sismik araştırmalarımızı biraz daha detaylandıracağız, inşallah yine o bölgedeki sondajlarımıza devam edeceğiz. Tabii diğer bir gemimiz de biliyorsunuz Fatih Karadeniz’de, o da orada devam ediyor.

KARABAĞ ZAFERİ SONRASI TÜRKİYE-AZERBAYCAN ARASINDA YENİ DÖNEM

Bildiğiniz gibi Azerbaycan’la tek millet-iki devlet mottasıyla hakikaten büyük işler başardık bugüne kadar. Hem sosyal ilişkilerimizde, hem diplomatik ilişkilerimizde, hem de teknik anlamda projeler anlamında son derece büyük, devasa stratejik yatırımları hayata geçirdik. Türkiye Petrolleri’nin Azerbaycan’da başta Şahdeniz olmak üzere, Hazar Denizinde biliyorsunuz sahaları var, ortaklıkları var. Buna karşılık Socar’ın da Türkiye’de hem boru hattı yatırımları, hem de rafineri, petrokimya gibi tesislerde yatırımları var. Bu geçtiğimiz hafta biliyorsunuz Azerbaycan Enerji Bakanıyla burada yeni bir anlaşma imzaladık Iğdır-Nahçıvan Doğalgaz Boru Hattı Anlaşması.

TÜRKİYE’DEN NAHÇIVAN’A GAZ GİDECEK

Şu anda Nahçıvan İran üzerinden doğal gaz kullanıyordu. Ama Azerbaycan’daki arkadaşlarımız Türkiye üzerinden de bir alternatif olsun, arz güvenliğini teyit edelim, tahkim edelim teklifi olunca biz de hayhay dedik, dolayısıyla da şimdi bu projenin startını da vermiş olduk. İnşallah o da önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde muhtemelen ihalesini yaparız ve sonra da 12 aylık yapım süreci olur, öyle tahmin ediyorum 2022’nin ilk aylarında artık Iğdır üzerinden, Türkiye üzerinden Nahçıvan’a doğal gazı ulaştırmış oluruz.

Büyük olasılıkla Azerbaycan doğal gazı olacak, çünkü bizim oradaki ne yakın kaynağımız Azerbaycan üzerinden gelen, Gürcistan üzerinden gelen hat, ki gazın sahibi zaten Azerbaycanlı kardeşlerimiz, dolayısıyla kendi gazlarını bizim boru iletim sistemimiz üzerinden oraya nakletmiş olacağız.

İTALYA'YA KADAR GAZ SEVKİYATI BAŞLADI

Şimdi şöyle: Biliyorsunuz geçtiğimiz yıl TANAP’ı bitirmiştik ve şu anda çalışmaya başladı. Hem Eskişehir’den gaz alıyoruz, hem de artık Yunanistan üzerinden İtalya’ya kadar da gaz sevkiyatı başladı; bu aslında çok önemli büyük projelerden birisiydi, bunu hayata geçirdik, bitirdik.

Onun yanı sıra, biraz önce ifade ettim, Türkiye Petrolleri’nin Şahdenizi’nde, yani Hazar Denizinde birkaç sahada ortaklığı var. Ki orada Socar var, başka uluslararası petrol şirketleriyle birlikte çalışıyoruz. Yine o bölgede yeni sahalar var, o sahalar üzerinde Türkiye Petrolleri ve Socar birlikte çalışıyor. Her anlamda hem onların milli şirketi Socar, hem bizim milli şirketimiz Türkiye Petrolleri, keza BOTAŞ çeşitli alanlarda iş birliği fırsatlarını birlikte değerlendiriyorlar. Sadece Türkiye için değil belki yakın coğrafya için de yine bazı iş birlikleri, ticaretin geliştirilmesi anlamında olabilir, devam ediyor bu çalışmalar.

KARADENİZ’DEKİ ÇALIŞMALAR

 Çalışmalara başladık süratle, şu anda ön mühendislik çalışmaları tamamlanmak üzere, detaylı mühendislik için de hazırlıklar devam ediyor. Biliyorsunuz Tuna-1 kuyusunun da keşfini açıklamıştık. Akabinde de Türkali-1 ismini verdiğimiz kuyuda da sondaja başlamıştık, oradaki sondaj çalışması da bitti, Fatih’in ikinci sondaj çalışması bitti.

Kuyuda hedeflediğimiz derinliğe ulaştık. Oradaki yapılardaki testler devam ediyor. Şöyle söyleyeyim: Biz zaten bu tespit kuyularında ilk açılan kuyudaki verilerin teyidini yapıyoruz. Arkadaşlar da şu anda test çalışmalarını tamamlamak üzereler. Bugüne kadarki yapılan test ve analiz çalışmaları Tuna-1 kuyusundaki verilerin hemen hemen benzer şekilde Türkali-1 kuyusunda da tekrarlandığı, başka bir ifadeyle teyit edildiği şeklinde. İnşallah orada 1-2 haftalık bir test sürecimiz var, sonrasında zaten biz kuyu açma işlemlerine devam edeceğiz.

KIYI TERMİNALLERİ FİLYOS'TA YAPILACAK

Şimdi biz çok büyük bir sahadan bahsediyoruz, yaklaşık 250 kilometrekarelik bir saha. İlk kuyuyu vurduk keşif amaçlı biliyorsunuz ve rakamı açıklamıştık. Şimdi formasyonun teknik özelliklerini daha yakın tanıyabilmek için tespit kuyuları açıyoruz, yaklaşık 3-4 tane olacak bunlar. Bu tespit kuyuları aynı zamanda yarın üretim kuyusu da olacak. Bizim oradaki kuyu planlamamız 30 ila 40 arasında değişecek gibi gözüküyor, oradaki çünkü rezervimiz büyük. Ve süratle de bu iş planını yapmamız gerekiyor, biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız 2023’te bu gazı sisteme dahil edelim diye bir talimatı oldu, biz de o yönde planlamalarımızı yaptık ve çalışmalar da devam ediyor. Çünkü sadece kuyu açmakla bitmiyor, yani kuyunun tamamlanması, orada su altı yapılarının, vana, kontrol sistemleri vesaire bunların yapılması, siparişlerin verilmesi, sonra da su altında, yani deniz altında boru hattının planlanması ve yapımı gibi birçok süreç var. Keza kıyıda yapacağımız tesisler var, terminaller var. Geçtiğimiz hafta da Sanayi Teknoloji Bakanımız, Ulaştırma Bakanımız ve benim başkanlığımda Filyos’ta bir planlama çalışması da yaptık. Biliyorsunuz Filyos zaten bir endüstri bölgesi ilan edilmişti, orada da büyük bir limanımız biliyorsunuz inşaatı tamamlanmak üzere.

Oraya getirmeyi planlıyoruz, dolayısıyla kıyı terminallerini de orada yapacağız. Bunların hepsini eş zamanlı olarak Türkiye Petrolleri yürütüyor.

İLK GAZ 2023'TE

Takvim işliyor, yani 2023 yılında inşallah ilk gazı alacağız. Tabii ilk gazı aldıktan sonra da yeni kuyuların da bir taraftan tabii inşaatı devam edecek. Onlarla birlikte … dönemine, yani maksimum üretim seviyesine 2028 yılında ulaşmayı planlıyoruz, ama 2023’te ilk gaz üretimini yapmış olacağız.

VATANDAŞIN CEBİNE OLUMLU YANSIYACAK

Şüphesiz şu anda Türkiye kullandığı gazın tamamına yakınını, yani yüzde 99’luk kısmını ithal ediyor. Rusya başta olmak üzere, Azerbaycan, İran, sıvı doğal gaz alıyoruz Cezayir’den, Katar’dan, Nijerya’dan ve değişik kaynaklardan. Türkiye kendi gazını ürettiğinde şüphesiz maliyetlerimizi olumlu etkileyecek, o da aynı oranda vatandaşa yansıyacak. Ama onun için tabii gazın sisteme girmiş olması lazım ve tüketimden ciddi miktarda işte pay aldıkça, yani pay almasına paralel olarak da bizim gaz maliyetlerimiz düşecek, bunlar da doğal olarak vatandaşımıza olumlu yansıyacak.

YENİ ENERJİ ANLAŞMALARINDA TÜRKİYE'NİN ELİ GÜÇLENDİ

Şimdi şöyle: Tabi şu anda dediğiniz gibi bizim üç ülkeyle boru gazı üzerinden, yaklaşık 2-3 ülkeyle de LNG kontratlarımız var. Özellikle boru gazları ilk boru hattının yapıldığı yıllarda uzun dönemli yapıldı tüm dünyada olduğu gibi. Yani bunlar minimum 25-30, hatta 40 yıla kadar…

90’larda yapılmış. Bunların şimdi bir kısmının tabii süreleri dolmaya başlayacak önümüzdeki yıldan itibaren. 2021 yılında yaklaşık 15-16 milyar metreküplük bir kontratımız sonlanacak. Hatta önümüzdeki 5 yıl içerisinde bu rakam belki 2 katına kadar ulaşacak, yani 25-30 milyar metreküplük kontratlar sona erecek. Tabi biz bu arada Karadeniz’deki gazımızın planlamasını yapacağız. Kısa orta vade de bütün tüketimimizi yerli kaynaklardan karşılama imkanımız yok, yani hali hazırda bu kaynak ülkelerden doğal gaz getirmeye devam edeceğiz. Biz gazın gazla rekabet ettiği bir ticaretleştirildiği bir merkez olma hedefiyle yola çıkmıştık. Ucuz kaynak sıralamasına göre bu ülkelerle yeni kontratlar yapılabilir, burada kamu da BOTAŞ’ta olabilir, özel sektör de olabilir. Bunları önümüzdeki aylarda ve yıllarda hep birlikte göreceğiz. Yani ülke menfaatine vatandaşlarımızın menfaatine hangi kaynak daha ekonomikse o kaynakla… Karadeniz’deki gaz şüphesiz iyi bir avantaj sağlıyor, elimizi güçlendiriyor…

9 yıl Türkiye’ye yetecek bir gaz. 80 milyar dolar değerinde…

Doğrudur, ama bizim oradaki yıllık üretimimiz o kadar olmayacak … ihtiyacını karşılayacak kadar. Biz tabi o arada Karadeniz’de bu mevcut sahanın yanında yeni başka yerlerde sismik çalışmalarımıza devam ediyoruz, yani yeni keşifler gelirse o alanlardan gelecek. O da önümüzdeki yılın ilk yarısında inşallah tamamlanır sismik çalışmaları, ortada yine keşif amaçlı sondajlarımız olacak dolayısıyla, ilave keşifler o sahalardan geldikçe bizim tüketimimizi karşılama oranımız da o oranda artacak demektir.

Şu anda Karadeniz’de çalıştığımız bölge de aslında oldukça derin 2100-2200 metre. Akdeniz’de de 2000-2500 metre denizlerde çalışmışlıklarımız var ama bu gemiler rahatlıkla bu işleri yapabiliyor. Özellikle olarak derinlik anlamında çok bir farklılığı yok.

AKDENİZ'DE BAZI KUYULARDAN GAZ AKIŞLARI OLDU AMA...

Akdeniz’de biraz önce ifade ettim sekiz kadar kuyu kazdık ve bazı aslında kuyularda gaz akışları oldu ama süreklilik arz etmediği için biz bunları keşif olarak açıklayamadık, ama ümitli olduğumuz yerler var inşallah oralarda da sondajı yaparız petrol veya gaz varlığına rastlarsak yine insanımızı tabi ki müjdeyle bilgilendirmek arzusundayız. Ama bu günden bir şey demek zor ümitliyiz, yani aramazsak bulunmuyor biliyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu ifadesiyle biz de gece-gündüz 7/24 kesintisiz aramalarımıza devam edeceğiz.

DOĞU AKDENİZ’DE SON DURUM

Son Avrupa Birliği Liderler Zirvesinde biliyorsunuz konulardan birisi de Türkiye’yle olan ilişkilerde özellikle de Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerimiz sonrası. O toplantıda Yunanistan başta olmak üzere Kıbrıs Rum Kesimi ve Fransa yönetimi aslında bazı yaptırımların yapılmasına dönük ciddi bir baskı uyguladı Avrupa Birliğine. Ancak Avrupa Birliğinde tabi sadece 3-4 ülke yok, yani biliyorsunuz 27 ülkeli bir  üyelikten bahsediyoruz.

TÜRKİYE'YE HAK VERMEYE BAŞLADILAR

Sağduyu kazandı diyelim, çünkü bizde her fırsatta Dışişleri Bakanlığı … Şüphesiz Cumhurbaşkanımız ikili ilişkilerde bizim tezlerimizi anlattılar, biz de anlattık, anlatmaya devam edeceğiz. Onlar yavaş yavaş bizim de tezlerimize hak vermeye başladılar. Nitekim biz onlarla yaptığımız özel görüşmelerde özellikle uluslararası deniz hukuku açısından başka ülkelerde dünyanın başka ülkesinden de komşu ülkelerdeki yaşanan sorunların nasıl sonuçlandığına dair örnek davaları, örnek kararları önlerine koyduğumuzda onlar da bize hak vermeye başladı. Ben bunu daha önce de televizyon kanallarında söyledi özellikle Fransa İngiltere arasında da 1970’li yılların sonunda böyle bir ihtilaf yaşanmıştı. Fransa kıyılarına yakın İngiltere’ye ait iki üç tane ada var Kanal Adaları diye isimlendirilen. O zaman da İngiltere bugünkü Yunanistan’ın tezi gibi adalarını da içine alacak şekilde büyük bir deniz yetki alanı iddiasında bulunmuştu. Fransa’da bugünkü bizim tezlerimizi savunarak adaların sadece kara suları vardır biz onlara saygı gösteririz. İki ülke arasında eşit oranlarda ortay hat üzerinden bir deniz yetki alanı paylaşımının doğru olacağını iddia etmişti ve nitekim mahkeme de Fransa’nın bu tezlerini haklı buldu. Adalara sadece kara suları kadar bir deniz yetki alanı bıraktı, ama iki ülke arasında ortay hat üzerinden bir yetki alanı paylaşımına karar verdi. Şimdi o günkü Fransa bugünkü Yunanistan’ın tezlerini ve tam tersine savunma noktasına geldi. Biz de diyoruz ki, yani hak, hukuk, zamandan ve zeminden bağımsız olarak her yerde eşit işlemesi lazım, bunu ortaya koyuyoruz.

Şimdi işte bir birliğin üyesi olabilirsiniz yakın ittifak içerisinde olabilirsiniz ama yani düşünün teşbihte hata olmaz bir kardeşimiz yasa dışı bir suç işlediğinde onu savunabilir misiniz? Üzülebilirsiniz ayrı hadise böyle bir duruma düşmesinden dolayı, ama yani yargı önünde, adalet önünde böyle bir suçu savunamazsınız herhalde haksız olduğunu görmüşseniz. Biz de diyoruz ki, arkadaşlar burada duygusal davranmayın, aklıselim davranın bizim haklı olduğumuzu siz de göreceksiniz. Nitekim bu girişimlerimiz, diyaloglarımız yavaş yavaş netice vermeye başladı.

Yani bu dönem biliyorsunuz Dönem Başkanı Almanya Sayın Şansölye Merkel başta olmak üzere. Avrupa Birliğinin önde gelen ülkelere bunlar anlatıldı, tüm üye ülkeler her fırsatta bunları anlatıyoruz bu tezlerimizi ortaya koyuyoruz, nitekim onlar da bu aşamada bir yaptırım kararı almadılar. İnşallah bu sorunları masada oturarak, müzakere ederek bir diyalog içerisinde çözeceğimize de inanıyorum. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızı geçtiğimiz aylarda ifade ettiği Akdeniz’deki kıyıdaş ülkelerin bir uluslararası konferansla bir araya gelerek kendi tezlerini anlatmasını ve bir diyaloğunu başlatılmasını…

Konferans önerisi var, havada kalmaması lazım. Yani aslında Türkiye’de elini uzatmıştır bu inşallah karşılık bulur. Özellikle Yunanistan’a da buradan tabi seslenmek istiyorum yani bu coğrafyalar bizi komşu yaptı.

Coğrafya kaderdir İbn-i Haldun’un dediği gibi. Ne siz oradan taşınacaksınız, ne biz buradan taşınacağız. Evet geçmişte işte günümüz dünyasında … devam eden savaşlarla birlikte çok net olmayan birtakım anlaşmalar belki bugünkü tartışmaların temelini oluşturdu, Lozan bunlardan birisi olmakla birlikte. Ama neredeyse artık yüz yıl geçiyor bunlar oturulup, konuşulup müzakere edilebilir diye düşünüyorum. Bu önümüzdeki yıl bu işte ilk aylarından başlayarak inşallah bu teklifimize olumlu yanıt verirler ve tekrar diyaloglar başlar diye düşünüyorum.

Konferans olabilir Yunanistan’la bizim aramızda zaman zaman kesintiye uğrayan istikşafi görüşmeler başlayabilir bunları önümüzdeki yılın herhalde ilk aylarında karşılığını göreceğiz.

Burada Meis ana karaya 580 kilometre, Meis bize 2 kilometre. Yani çok daha…

Aynen ona katılıyoruz yani maksimalist taleplerin bir karşılığı yok. Oturalım herkes hakkına, hukukuna riayet etsin. Bizim başkasının malında, mülkünde, hakkında gözümüz yok, ama bizim de malımızda, mülkümüzde, hakkımızda da kimsenin sözü, gözü olmasın.

Yunanistan’ın tezlerine örnek teşkil edecek Fransa, İngiltere örneği gibi bir başka örnek var mı?

DOĞU AKKDEİZ'DE EN BÜYÜK KIYI UZUNLUĞU TÜRKİYE'DE

Yok. Hatta mesela Akdeniz’de başka örnekler var İtalya’yla Tunus arasında. Orada da adalar var, adaların kara suları dikkate alınmış ama ana karayla olan ortay hat üzerinden bir deniz yetki alanını paylaşımı var. Malta’yla Libya arasında var, ki Malta bir ada ülkesi biliyorsunuz. Ada ülkesi orada ortay hat Malta’ya daha yakın belirlenmiş dolayısıyla, kıyı uzunluğu daha fazla olan Libya’ya daha fazla alan bırakılmış. Unutmayalım ki, Doğu Akdeniz’de en büyük uzun kıyı uzunluğu Türkiye’de yaklaşık 960 kilometreden bahsediyoruz. Ama Yunanistan’ın tezlerine bakarsanız adeta bizi kıyılarımıza hapis eden bir anlayışla hareket ediyorlar. İnşallah onlar da bu hatalarından kısa sürede vazgeçerler.

ÖNCELİĞİMİZ ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞI BİTİRMEK

2019’da 40 milyar dolar civarında bizim enerji ürünleri ithalatında ödediğimiz bir bedel var. Uzun yıllar ortalaması da zaten o seviyelerde değişiyor 40-45 milyar dolar. 2020’de tabi bir miktar petrol tüketimi azaldı bu pandemi dolayısıyla, salgın dolayısıyla. Fiyatlar da düştü belki bu sene petrol ve doğal gaz ithalatımıza ödeyeceğimiz bedel bir miktar düşebilir, ama bu ürünlerin arz taleple fiyatları belirlendiği için önümüzdeki yıllarda talebin artması yani piyasaların düzelmesi, ekonomilerin toparlanma sürecine girmesiyle birlikte muhtemeldir ki petrol fiyatları ve ona bağlı olarak doğal gaz enerji maliyetleri bir miktar tırmanış olabilir. Ama bizim yaptığımız görüşmeler, temaslar ve incelemelerde 2021 yılında da talebin çok fazla artmayacağı … dolayısıyla fiyatların bu mertebelerde seyir edeceğini düşünüyoruz. Belki 2022’yle birlikte ekonomiler toparlanırsa o ürünlere fiyatlarında da talep artarsa fiyatlarında da bir artış olabilir diye bekliyoruz. Onun içinde biz zaten fiyat düşse de artsa da bir kere birinci politikamız enerjide dışa bağımlılığı azaltmak olduğu için işte kendi kaynaklarımızı denizimizde, karamızda arama ve üretim faaliyetlerinde de süratle de artırıyoruz. Nitekim Türkiye Petrolleri son 2-3 yılda günlük petrol üretimini 35-40 bin varillerden 55 bin varillere çıkardı. Yaklaşık 15 bin varil de özel sektörün üretimi var demek ki bir 70 bin varil günlük bir üretimimiz var, bu da bizim yıllık ihtiyacımızın yüzde 7’si civarında kalıyor, hala ciddi miktarda bu ürünleri biz dışarıdan ithal ediyoruz. Tabi keşiflerle birlikte bu oranlar şüphesiz çok daha azalacak.

"ÜMİTLİYİZ, YENİ MÜJDELER GELEBİLİR"

Karadeniz’den de müjde gelebilir, hani Akdeniz’i ihmal ettiğimiz anlamına gelmesin. Karadeniz’de şimdi bu sahanın yanlarında biz yaklaşık bir 10 bin kilometrekarelik bir alanın daha sismik çalışmalarına başlattık devam ediyoruz. Önümüzdeki yılın ilk yarısında onu da tamamlamış oluruz ve orada da dolayısıyla, bu analiz ve değerlendirmelerden sonra yeni sondajlarımız olacak ümitliyiz, yani benzer yapılar çıkıyor ortaya. Dolayısıyla, o 400 milyar metreküplük bir keşiften sonra belki yakınında komşu sahalarda başka keşifler de olabilir. Bu arada tabi karadaki çalışmaları da ihmal etmiyoruz, orada da çok olmamakla birlikte az da olsa bu demin bahsettiğim üretim artışını sağlayan yeni arama ve üretim faaliyetlerimiz de devam ediyor, edecek.

Ön tarama yani bir yerde röntgeni çekiyor. İki boyutlu sismikler röntgen çekiyor, üç boyutlu sismiklerde bir yerde MR çekiyor daha detaylı görüntülüyor yerin altını. Şimdi sonra da bu analizler yapıldıktan sonra da sondaj yerine karar veriyoruz, sondaj da bir yerde biyopsi alma parça alıyoruz var mı, yok mu? Ondan sonra da sondajdan sonra da varsa da artık orada diğer üretim kuyularını açmak suretiyle orayı üretime hazırlıyoruz. Buna da diyoruz ki, sahanın geliştirilmesi üretime hazırlanması aşaması diyoruz

DOĞALGAZ REZERV HESAPLAMASI NASIL YAPIYOR?

Şöyle: Tabi biz o ilk 320 dediğimizde sondajımızın aşağı yukarı 3’te 2’lik kısmını bitirmiştik. Oradaki ilk kestiğimiz rezervuarlarda, katmanlardaki hesaplamadan sonra 320’yi açıklamıştık. Sonra aşağı yukarı bir bin metre daha derine indik ve ilave biliyorsunuz bir keşif daha açıklandı 80 ve 405’e çıktı. Sahanın büyüklüğü zaten sismik çalışmalarda ortaya çıkıyor. Biz orada gazı bulduğumuzda gazın kompresyonu, basıncı, teknik özelliklerini hepsini analiz ediyoruz. Bir yerde hacim hesabı yapılıyor, oradaki basınçla birlikte bunlar düzeltmeleri ve hesaplamaları yapılıyor. O sahanın muhtemel potansiyelini o şekilde çıkartıyoruz, belirliyoruz. Bunlar tabi petrol mühendisinin uzmanlık alanı. Dünyada bu tip keşifler mühendislik çalışmaları nasılsa hesap yöntemleri bizdekinde aynı yöntemle belirlendi.

KANUNİ GÖREVE HAZIRLANIYOR

Tabi yani o zaman zaman komşu ülkelerden, dost ülkelerden bu tip talepler olur. Şu anda biliyorsunuz iki tane aktif sondaj gemimiz var, Kanuni sondaj gemimizi filomuza dahil ettik ve onu şu anda hazırlıyoruz göreve.

3 sondaj gemimiz olmuş olacak. İki tane sismik araştırma gemimiz var. Tabi ihtiyaç oldukça belki yani yenileri de eklenebilir. Bu biraz da bizim iş planımıza, programımıza bağlı. İşin ekonomisi de önemli, yani kiralamak mı daha ekonomik, satın almak mı daha ekonomik? İşin stratejik boyutları var bunların hepsini birlikte değerlendirip bir karar veriyoruz.

Maliyet avantajı da sağlamış olduk ve operasyon güvenliğini de tamamen kendi yerli insan kaynağımızla birlikte kendi kontrolümüz altına almış olduk. Böyle ciddi bir tabi teknolojik ve bilgi birikimini de ekibimize kazandırmış olduk.

Doğalgaz rezervi keşfedilen TUNA-1 Kuyusu

Doğalgaz rezervi keşfedilen TUNA-1 Kuyusu

GAZI TÜRK MÜHENDİSLER Mİ ÇIKARACAK?

Şu anda tabi sondaj çalışmaları en önemli kritik aşamalardan birisi, zaten boruyu aşağıya indiriyorsunuz. Sonra ürünün üretime hazırlanması için tamamlama çalışmaları var bir başka gemi de o işleri yapıyor. Sonrasında kuyuların başlarında bulunacak kontrol ekipmanları valf gibi benzeri ekipmanlar için bunların dışarıda mühendislik çözümleri var, bunlar tabi ki yurt dışından tedarik edeceğiz. Boruların yapılması, vesaire burada artık Türkiye’de ciddi yerli firmalar da gelişmeye başladı yani su altında boru işini yapanlar. Mümkünse yerli kaynaklarla tedarik edeceğiz. Türkiye’den tedarik edilemeyenleri de en ucuz teknolojik olarak gelişmiş ülkelerden bu ekipmanları almak suretiyle yapacağız. Burada zaten tüm petrol endüstrisi de böyle davranıyor yani bu çok uluslararası şirketler hangi ülkede bunlar çok daha uygun tedarik edilebiliyorsa tabi ki kalite faktörünü dikkate alınarak oralardan temin… Kontrol bizim elimizde yani bir sıkıntı yok yani bizim kontrolümüzde ilerliyor.

2000'Lİ YILLARINDAN BAŞINDAN BERİ TÜRKİYE DENİZDEN DOĞALGAZ ÇIKARIYORDU

Türkiye Petrollerinin o kapasitesi Var yani biz karada zaten bu işleri yıllardır Türkiye Petrolleri yapıyor ama … dediğimiz yakın kıyıda aslında bizim birkaç tane petrol üretimimiz var. Mesela Düzce Akçakoca’da burada biz 2000’li yılların başından bu tarafa orada bizim denizaltında doğal gaz üretimimiz vardı. İstanbul da Silivri’nin açıklarında orada biz yine denizden doğal gaz ürettik. Bunlar biraz daha kıyıya yakın alanlardı, şimdi tabi daha uzak, daha derin deniz çalışmaları yapıyoruz.

Mantık aynı. Yeterli olduğumuz yetkin olduğumuz alanlarda biz yeterliliğimizin, yetkinliğimizin olmadığı alanlarda da dünyada bu işi yapan firmalar kimse onlarla oturur çalışır hallederiz.

TÜRKİYE SESSİZ BİR DEVRİM YAPTI

Çok güzel bir noktaya geldiniz. Türkiye özellikle son 15-20 yılda enerji alanında aslında gizli ve sessiz bir devrim yaşıyoruz. Biz bir taraftan enerjide dışa bağımlılığı azaltamaya çalışırken, bir taraftan da arz güvenliği kapsamında biliyorsunuz yani eski dönemde işte günün belli saatlerinde elektrikler kesilirdi, niye? Çünkü arz tarafımız, üretim tarafımız talep tarafını karşılamayacak kadar yetersiz bir kapasitedeydi. Şimdi artık bugün arz güvenliği sorununa ne elektrikte, ne doğal gazda…

DÜNYADAKİ TEK SİSTEM ANKARA'DA KURULDU

Kesinlikle arazi durumlar hariç. Tabi ki bir yerde bir arıza varsa kesiliyor. Fakat burada tabi birincil enerji kaynaklarını yani işte kömürü, doğal gazı ya da hidroliği, rüzgarı ikincil enerji kaynağı dediğimiz elektriğe dönüştürürken kullandığımız ekipmanların da yerlileşmesi son derece önemli. Yani burada bir işte termik santral kuruyorsunuz, ama burada kullanılan malzemelerin önemli bir kısmını dışarıdan ithal ediyorsanız … yine bu sizin cari açığa olumsuz bir etkiniz var demektir. Biz buradan hareketle özetle son yıllarda … biliyorsunuz güneş başta olmak üzere rüzgarda dedik ki, biz size güneş santrali kurma imkanı verelim, ama burada kullanacağınız panel ve ekipmanların gelin burada fabrikasını kurun, ar-ge’sini yapın, teknolojiyi geliştirin ve burada üretin. Nitekim bugün dünyanın tek entegre güneş paneli fabrikası üreten tesisimiz Ankara’da hizmete alındı. Cumhurbaşkanımızın da biliyorsunuz teşrifleriyle o tesisi açtık. İlk etapta 500 megavat… 500 megavat üretilecekti, şimdi onlar yeni bir anlaşma daha yaptılar yıllık 1000 megavat üretebilecek güneş paneli tesisinin anlaşmasını da yaptılar.  

GÜNEŞTE HEDEFİMİZ 1000 MEGAVAT

Bizim tabi yıllık hedefimiz yani güneşte 1000 megavatla her yıl 1000 megavat güneş santrali kurmak istiyoruz. Bu arada tabi bir önceki bahsettiğim tesis kadar olmasa da teknolojisi ve yerliliği yine yüzde 50’nin üzerinde yerli imkanlarla üreten aslında yaklaşık 7-8 tane daha firma var. Bunların bir kısmı ihracata da çalışıyor. Şimdi bunlar hem iç pazara hem de civar pazara güneş paneli, ekipmanı, güneş santrali ihraç edebilecek potansiyele gelmiş oldu.

BAKAN MÜJDEYİ VERDİ: YERLİ ÜRETECEĞİZ

Yakın bir gelecekte rüzgar tribünlerin de önemli bir kısmını jeneratör başta olmak üzere artık Türkiye’de üretmeye başlayacağız. Şu anda zaten kanatları üretebiliyoruz, kuleleri üretebiliyoruz, ama jeneratörden elektriğe dönüştüren kısmı üretimine başlamamıştık, şimdi onların anlaşmaları yapıldı onlar başlayacak. Bir taraftan mesela EÜAŞ, Keban’daki hidrolik tribünlerin jeneratörünü kendisi üretti yenileme zamanı gelmişti onları çalıştırdık. Yine geçtiğimiz haftalarda EÜAŞ elektrik otomasyon sistemini yerlileştirdi. Dolayısıyla, artık başta hidrolik santrallerimiz olmak üzere oradaki otomasyonu tamamen yerli kendi milli mühendislik çözümlerimizle yapabilir hale geliyoruz, çünkü tamamen EÜAŞ mühendisleri tarafından yapıldı. Doğal gaz da baktığımızda yine milli … sistemiyle ilgili bir çalışmamız var Aselsan’la birlikte yürüttüğümüz o millileşecek. 

Yine doğal gaz da basınç düşürme istasyonları da dahil olmak üzere neredeyse şebeke de kullanılan malzemelerin yüzde 90’nını artık kendimiz üretir hale geldik. Hatta sadece üretmekle yetinmiyoruz bunları önemli oranda da yurt dışında ihraç ediyoruz doğal gaz açısından baktığımızda. Petrolle ilgili olarak da şu anda özellikle kuyu açma işlemlerinde kullandığımız sondaj makinelerinde de yine önemli oranda yerlileşme devam ediyor. Bu arada biliyorsunuz son keşif açıklarken Cumhurbaşkanımız Kaşif isimli su altı robotunu da kamuoyunda tanıtmıştı o tamamen yerli, milli mühendislik çözümleriyle ortaya çıkmış bir üründü. O Kaşif su altı robotu yerin yaklaşık suyun 2000-2500 metre altında deniz tabanında o demin bahsettiğim kuyu başındaki iş ve işlemleri geminin platformundan uzaktan kontrol edebilir yapabilir hale geldik.

HER HAFTA YENİ BİR AÇILIŞ YAPILIYOR

Bir yerde kaşif de orada önemli işlerimizden birisiydi gemi çünkü sondajı yapıyor. Göstermiş olduk. Orada su altındaki kamera sistemleriyle o görüntüyü almanız gerekiyor, orada robot kollar var makine matkap dönerken çıktığında, girdiğinde bazı zaman zaman operasyonlar için robot kollara ihtiyacımız olabiliyor, o kaşif de o işi yapıyor. Buna benzer hakikaten işte bugün şimdi içinde bulunduğumuz lityum üretim tesisinde olduğu gibi bu tabi sadece bizim enerji ve tabii kaynaklar alanında bahsettiğim ama Sayın Cumhurbaşkanımız hemen her hafta zaten bu tip milli ve yerli teknoloji gelişmeleri içeren, ihtiva eden birçok açılış da yapıyor. İşte savunma sanayinde bunu bizzat yaşıyoruz, sağlık sektöründe yaşıyoruz, sanayinin birçok alanında var enerji dahil olmak üzere. Artık dışa bağımlılığımızı özellikle bu salgın dönemimizde bir kez daha gösterdi kritik maddelerde dışa bağımlılığımızı bizim mümkün mertebe azaltmamız gerekiyor.

Teknolojiye de yer veriyoruz. Hem yerli kaynak hem yerli teknolojiyle bunu elektriğe dönüştürebiliyorsunuz yani yerli kaynağı yerli teknolojiyle elektriğe dönüştüreceğiz.

Tabi özellikle son dönemde buna biraz daha ağırlık verdik. Çeşitli teşvik ve destekleme mekanizmalarıyla yatırımcıyı da bu anlamda özendirdik ve hamdolsun bugün enerji yatırımlarında yüzde 50’den daha fazla artık yerli ekipman kullanabilir hale geldik. Zaten mühendisimiz, insan kaynağımız yurt dışına bağımlı olmadan bu tesisleri rahatlıkla yapabilir. Tabi bu biraz da özellikle AK Parti Hükümetlerinin 2000’li yıllarından başından bu zamana kadar ar-ge’ye vermiş olduğu destek ve keşiflerin … 2000’li yılların başında binde 1’ler mertebesinde olan ar-ge harcamalarımız bugün artık yüzde 1’leri aştı yüzde 1.1’lerden bahsediyoruz. 11 kata çıktı. Yeter mi? Elbette yetmez, yani bunu belki 2’lere, 3’lere çıkartmamız lazım. Çünkü dünyada rekabet artık özellikle teknolojik ürünlerde yaşanıyor.

Ben kendim de mühendisim ve meslek hayatına da ar-ge mühendisi olarak başlamış birisiyim. Hakikaten ar-ge’de çalışmak tabii her mühendise de nasip olmaz, çünkü laboratuvar imkanları, araştırma-geliştirme imkanları için işletmelerin de ayrı bir yatırım yapması lazım. Ama bir şeyi yeniden keşfetmek, onun olumlu neticelerini alma, o işten kazandığı paradan çok daha fazla bir mutluluk ve haz verir insana. Ben bazen böyle ar-ge, inovasyon fuarlarına gittiğim zaman işte fuarda stantları gezdiğim zaman bakıyorum böyle genç arkadaşlara, genç mühendislere, ürünlerini heyecanla aktarırlar bize. Ben bir gün arkadaşlara şunu dedim: Bir şeyi bulan, geliştiren genç mühendislerimizi parayla tatmin edemezsiniz. Ama onu tatmin edebileceğiniz bir şey var, o ürünü size gösterdiği zaman; vay be, bu işi nasıl başardın dediğinizde ona dünyaları vermiş olursunuz.

Şimdi biz de, vay be, bravo arkadaşlar diyerek bu söyleşimizi tamamlayalım inşallah.

Ben tekrar size, bu tesisin yapımında emeği geçen ETİ Maden Şirketimizin, işletmemizin yöneticilerine, mühendislerine, işçilerine, çözüm ortaklarımıza da aracılığınızla bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. 

KAYNAK: HABER7

Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2020, 06:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER