Profesör Birpınar, 7 ay önce İmamoğlu'nu uyarmış!

Çevre ve Şehircilik Bakan yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar'ın, Kasım 2019'daki "Temel atama töreni" sonrasında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu uyararak, Marmara'da kirlilikten dolayı alg patlaması yaşanabileceği konusunda uyardığı ortaya çıktı

Profesör Birpınar, 7 ay önce İmamoğlu'nu uyarmış!

Haliç'te yaşanan kirlilik ve pis koku sonrasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kirliliğin söz konusu olmadığını, kırmızılığa yol açan şeyin algler olduğunu belirtmişti. Sözcü Murat Ongun yaşananları doğal bir olay olarak açıklamıştı.

Sözcü Murat Ongun tarafından yapılan bu açıklamaya konunun uzmanı bir araştırma görevlisi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla tepki gösterdi. 14 yıl alg'ler üzerinde çalışan Araştırma görevlisi Hatice Esra Akgül'ün açıklaması için tıklayınız.  Akgül, alg'lerin miktarının ortamda azot ve fosfor olunca hızla arttığını belirtmiş, azot ve fosforun artışının ise bir kirlilik göstergesi olduğuna dikkat çekmişti.

Çevre ve Şehircilik Bakan yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar'ın, Kasım 2019'daki "Temel atama töreni" sonrasında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nu uyararak, Marmara'da kirlilikten dolayı alg patlaması yaşabileceği konusunda uyardığı ortaya çıktı

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, sosyal medya hesabı Twitter'dan İBB'nin Haliç yalanını ortaya çıkardı.

İşte Birpınar'ın açıklaması:

"Alg patlamasına yol açan canlılar mavi-yeşil alg olarak da

 adlandırılan bir bakteri türü.. Siyanobakteriler de olarak

bilinirler... Fotosentez yaparlar. Güneş ışığına ihtiyaç duyarlar.

havaların ısınması onlar için bir avantaj.

Ancak, sıcaklık tek başına yeterli değil."

"Haliç'te yaşananlar İBB'nin dediği gibi sadece

doğal ve masum alg patlaması mı?

Yoksa arıtılmayan atıksuların, kaderine terk edilen

Haliç'e akan kirliliğin davetiye

çıkardığı sonun başlangıcı mı?

Algler 25 yıl beklemişler ve şimdi biyolojik

değişime uğramış öyle mi?"

"Bir de besine ihtiyaç duyarlar. Bu besin ortamda

bulunan doğal mineral olabildiği gibi bir

kaynaktan da gelmiş olabilir. Kaynaktan gelene

her ne kadar besin deniliyor olsa da

esasında bir kirlilik.. Organik bir Kirlilik..

İçerisinde fosfor ve azot barındıran bir kirlilik.."

"Aşırı çoğalma ile su yüzeyinde bir tabaka oluşur.

Kıyılarda ise bataklık. Su yüzeyindeki tabakadan dolayı

suyun altına güneş ışığı gitmez. Işığa ihtiyaç duyan

diğer canlılar, bitkiler ölür. Suda çözünen oksijen azalır,

zamanla yok olur. Sonuçta hiçbir canlı yaşayamaz orada."

"Bölge turizmini, Balıkçılığı olumsuz etkiler.

Algler balıkçı ağlarını sarar, tekne motorlarına zarar verir.

Bunlar hep yaşanan hadiseler esasında..

Kimi yerlerde her zaman yaşanır.

Ancak, Haliç'te 25 yıldır yaşanmamışken,

Ne oldu, Ne değişti de bu olay oldu. Sıcaklar mı?"

"Sıcaklık tek başına yeterli değil. Ortada besin de olmalı.

Geçmiş yıllarda da aşırı sıcaklar oldu.

NASA kayıtlarına göre 1800'den bu yana

görülen en sıcak yıl 2016. Yine 2019 en sıcak

ikinci yıl oldu. Ama o yıllarda Haliçte

bu hadise olmadı. Demek ki besin=Kirlilik yoktu."

"Şimdi besin=kirlilik var demek ki. Her ne kadar besin

diyorsak da bunları tüketen tek hücreli canlılar.

Bakteriler.. Siyanobakteriler. Diğer mikroorganizmalardan

olduğu gibi bunların da temel görevi atıkları

parçalayarak çürütmek.. Doğal dengeyi ve yaşamın

devamını sağlamak.."

"Demek ki onlar için besin olan şey esasında bir KİRLİLİK.

Bu kirliliğin birçok kaynağı var;
Evsel deterjanlı atıksular, Sanayi atıksuları

Yağmurla tarım alanlarından gelen yüzey suları ki

tarım gübre ve ilaçları alg patlamasına

yol açan fosfor-azot bakımından zenginler."

"Yıllardır Haliç'te yaşanmadı. Zira sular düzenli olarak arıtıldı.

Hatta bölgeye azot ve fosfor giderimi sağlayacak

bir tesis dahi planlandı. Malumunuz yaprakların alkışladığı

"Temel Atmama Töreni". Bu bölgeye İleri

Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi yapılacaktı."

"İleri biyolojik arıtma tesisleri; üçüncül arıtma olarak

adlandırılan ve fosfor ve azot giderim

ünitelerine sahip yapılar. Her geçen gün

artan atıksu miktarının sağlıklı yönetimi için

yıllarca inşa edilen arıtma tesislerine bir yenisi

daha eklenecek, bölgeye hayat katacaktı."

"Ancak müsaade edilmedi. Çevre Kirliliğine yol açıyor,

gereksiz denildi. Ancak, ne kadar gerekli olduğuna şu anda

bir kez daha tanık oluyoruz. Var olanlar da aktif

bir şekilde çalıştırılmıyor. Riva Deresinde de yakın

zamanda böylesi nahoş manzaralar görürsek şaşırmayalım."

"Ülkemiz ve dünyada sıklıkla görülüyor. Ancak denizlerdeki

akıntılar yoluyla geçici olabiliyor. Özelikle akıntıların,

suyun kendisini yenilemesinin çok mümkün olmadığı

alanlarda.. Ancak kirlilik devam ederse süreç uzuyor.

Zamanla kötü kokuya da yol açıyor. Bazı Örnekler:
Fethiye Körfezi; Sebep Atıksu Arıtmanın Yetersizliği.

Bakanlığımız denetim yapıyor. Tesis kapasitesinin

yetersiz olduğu görülüyor. Tesis kapasitesi

max 23.000 m3, gelen atıksu debisi 33.000 m3,

haliyle bypasslar oluyor. Ancak aradan geçen yıllara

rağmen kayıtsız kalınıyor. 
Küçükçekmece Gölü: Yıllarca sanayi ve kanalizasyon

atıksuları ile bölgedeki tarım alanlarından yağmurla

taşınan gübre ve diğer kimyasallar gölde balçık kıvamına

gelen alg patlamalarına yol açıyor. Gölde canlı yaşamı

durma noktasına gelmiş durumda."

"Bir örnek de yurt dışından. ABD Erie Gölü..

1960’larda fabrika ve kanalizasyon sularının getirdiği

yıllık 30 TON fosfor sayesinde alg çoğalması yaşamış

ve gölde hiçbir canlının yaşayamadığı ölü bölgeler oluşmuş.

1980'lerde önlemler alınıyor, Atıksular arıtılıyor."

"Evlerde de kullanılan deterjanlardan kaynaklı

fosfor girişi önleniyor. Göl canlanıyor. Balık sayıları artıyor.

Yıllık 10 milyon dolar turizm potansiyeline ulaşıyor.

Ama yıllar sonra yine kirleniyor. Nedeni iklim değişikliği

sonucu oluşan yoğun yağışların taşıdığı tarımsal gübreler."

"Örnekler çoğaltılabilir. Kimi medya organlarının da

süreçte iki yüzlü davranabildiklerini görüyoruz.

İşte aynı pencereden Fethiye ile Haliç'te yaşanan

alg patlamasına bir bakış.. Halbuki mukayese edilen

Fethiye Körfezi, Haliç'e kıyasla kendini yenileyebilmesi

daha olağan."

"Sözün özü bu hadiseler birçok noktada görülüyor.

Marmara'da her yıl görülebiliyor. Ancak bu alanlar

kendilerini yenileyebiliyor. Kirlilik yükü ile baş edebiliyor.

Peki ya Haliç.. Haliç'i besleyen derelerden çoğu

zaman su gelmiyor.. Boğazdan iletilen can suyu var sadece..."

"Yıllar öncesinde kanalizasyon atıkları, sanayi

atıksularına maruz kalan Haliç.. 94'de büyük bir

dönüşüm yaşıyor. Haliç'e akan atıksular durduruluyor.

Arıtma tesislerine yönlendiriliyor. Yüzlerce km uzunluğa

sahip atıksu inşa ediliyor. Sahil kuşaklamaları hayata geçiyor.."

"Aradan geçen 25 yılda turizm, kültür ve spor etkinliklerine

ev sahipliği yapıyor. 25 yıl sonra eski tanıdık

manzaralar görülüyor. Alışılan mavi renginden

eski kara renklerine geri dönüyor. Yetkililer ise masum

bir alg patlaması ve geçici diyor. Umut edelim ki öyle olsun."

Resmi Twitter'da görüntüle

Güncelleme Tarihi: 14 Haziran 2020, 23:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER