HANE-İ SAADET RAVİSİ TEK Mİ OLUR?..

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Bir vesile olsa da dine imana saldırsak diye dört gözle fırsat kollayan gayretkeş (!) güruhun habire temcid pilavı gibi öne sürdükleri, mal bulmuş mağribi gibi aleyhte malzeme olarak kullandıkları hususlar; özellikle aile mahremiyetleri, çok evlilik, ve benzeri meseleler başta geliyor...

Hele konu Fahr-i âlem  (A.S.M) Efendimizin  Aişe (r. anha) validemizle yaptığı evlilik yaşı ise, bazı kadınların nankörce dumanları başlarından çıkıyor...

Bu evlilikte tenkide mahal bir durum olmadığını, her türlü hücum için fırsat kollayan düşman taifelerden ne mekke müşrikleri ne de medine münafıkları bu yaş hususunu aleyhte malzeme olarak kullanmadıklarını, o zamanın telakkilerine göre anormal bir durum olmadığını, Validemizin o zamanın örf, adet ve geleneklerine ve o muhitin iklim şartlarına göre gayet normal bir evlilik yaptığını, hamd-ü sena ile memnuniyetini, Muhterem Eşine (A.S.M) olan hayranlığını iftiharla daimi bir surette dile getirdiğini ve daha başka teferruat Hür Avaz sitemizde "Ateist Nankörlük" başlıklı makalede kaleme alındı.

Bu yazımızda Fahr-i Cihan efendimizin çok evliliğinin bazı ehemmiyetli hikmetleri üzerinde  duracağız inş.

Gayretullaha dokunulduğu için geçmiş asi, azgın kavimlere gelen semavi ve arzi afet ve felaketlere benzer gayret sillesine milletçe maruz kalmamıza da aldırış etmeden yani açıkcası bindikleri dalı kesme bahtsızlığıyla pervasızca hücum ettikleri; Fahr-i Kainat efendimizin çok evliliğinin bazı ehemmiyetli hikmetlere dayandığını nasıl anlayabilirlerki...

Azıcık insafı olan, bir nebze akıldan, mantıktan nasipsiz kalmayan adam; on beş yaş büyük Haticet-ül Kübra (R.A.) gibi ihtiyarca bir tek kadınla gençlik çağını geçiren Efendimizin eşinin vefatından sonraki yaşlılık devresinde çok kadınla evli oluşunu nefsanilikle izah edemez.

Eşsiz şefkat ve merhameti gereği; eşleri vefat etmiş, çoluk çocuğuyla ortada kalmış ve peygambere eş olacak yüksek istidat ve fazilete sahip kadınları himayesine alması veya kavim ve kabilesi itibariyle şerefli ve mevki sahibi kadınların İslama hizmet etmesi ve onların vasıtasıyla hak dinin yayılması gibi daha birçok maksat ve hikmetleri alimlerimiz açıklamışlar.

Bunlardan daha ehemmiyetli dinin tedvini, derlenip toparlanması ve şeriat hükümlerinin teşekkülü, teşkil edilmesi noktasındaki asıl hikmetini Hz. Bediüzzaman eserlerinde gayet güzel harikulade beyanıyla izah etmiştir:

"O hikmetlerden birisi şudur ki: Zât-ı Risaletin akvali (mübarek kelamları, sözleri) gibi, ef'al ve ahvali ve etvar ve harekâtı dahi menabi-i din ve şeriattır ve ahkâmın me'hazleridir (din ve şeriat hükümlerinin kaynaklarıdır).

Şıkk-ı zahirîsine (saadetli hanelerinin dışında cereyan eden, zuhura gelen kısımlarına) Sahabeler hamele oldukları gibi, hususî dairesindeki mahfî ahvalâtından  tezahür eden (evlerinin içinde yaşadıkları gizli hallerinden meydana gelen) esrar-ı din ve ahkâm-ı şeriatın hameleleri ve râvileri de (ev dahilinde meydana gelen dinin esrar ve şeriatın hükümlerini ümmete haber verenler ise), Ezvac-ı Tahirattır ve bilfiil o vazifeyi îfa etmişlerdir.

Esrar ve ahkâm-ı dinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azîm vazifeye, bir çok ve meşrebce muhtelif (farklı mizac ve yaratılışta) Ezvac-ı Tahirat lâzımdır." (Mektubat, Yedinci Mektup)

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamza SERTBAŞ
Hamza SERTBAŞ - 7 gün Önce

Allahuekber.