HAVLA BAKALIM MACRON

Fransa Cumhurbaşkanı Macron kendine önce hedef olarak Türkiye’yi koydu. Baş ederim diye umut ediyordu çünkü ne Amerika ne de Avrupa artık diş geçiremiyordu Türkiye’ye. Öyle ya bizi temsil edenlerin el pençe divan durduğu resimler servis edilmiyordu artık. Dik duran bir ülke vardı ve bu dik duruş tüm halka yansımıştı. 15 Temmuz’da bu dik duruş kırılır diye umut ettiler köpeklerini bu ülke insanının üstüne salarak ama her biri kuyruğunu sıkıştırıp kaçtı gitti sahiplerinin yanına. Türkiye’yle hesaplaşmasını Ermenistan üstünden devam ettirme kararı aldı ve bunu da Azerbaycan’a saldırtarak yapmak istedi ama orada da duvara tosladı. Şükür olsun ki Azerbaycan işgal altında olan topraklarını alıyor teker, teker. Kudurdu Macron ve en son olarak İslam’a saldırmaya karar verdi. Daha önce Hz. Peygamber’e hakaret içeren karikatürler vardı ve İslam dünyası buna tepki göstermişti ama dozu düşüktü. O dönem en sert tepki Türkiye’den gelmişti. Bunu bilen Macron o karikatürleri binalara yansıtmaya başladı. Biliyordu Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan’ın tepkisiz kalmayacağını, kalmadı da. Türk mallarının boykotu filan bunların bize geri adım attıracağını düşündü. Koltuğu ciddi anlamda sallanan bir Macron var ve hangi hamleyi yapsa Fransa’da ciddi olarak eleştiriliyor. O eleştiriliyor ama söylemleri bizim, İslam’ın en değerlisine saldırıya dönüştü. Bir Müslüman kendi canından daha fazla sevmiyorsa Hz. Muhammed’i imamında eksiklik var demektir. O nedenle bu söylemlere sessiz kalmak kişinin imanındaki eksikliğin ispatıdır.

Şu sıralar Fransız mallarını boykot çağrısına uymak her bir Müslüman için zorunluluktur. Bu çağrı siyasetin ötesinde. İslam Dünyasında liderler düzeyinde Macrona ve hakaretlerine ciddi bir tepki olmasa da halk yöneticileriyle aynı fikirde değil... Bu arada bilmeyenler için bir kere daha yineliyelim; İslam Dünyasında ki devletlerin birçoğunun lideri çıkarını dininin önünde tutmuştur ve o nedenle onlardan “emin” olmaz, lider olmaz. İslam Birliği henüz kurulamadığı için önüne gelen İslam’a saldırıyor. O birlik oluşmaya başlayınca göreceğim salyasını akıtan köpeklerin halini. Gerçi bir kafirin bizim Peygamberimize saldırmasını yadırgamam ama bizim içimizdekilerin buna sessiz kalmasını yadırgarım. Liderler bazında sosyal medyadan tepki gösteren kimler var bi bakın lütfen. Tepkisi olmayanların bu ülke insanına silah çeviren, sokakları kaosa sürüklemek isteyenleri nasıl desteklediklerini gördüğünüzde tercihlerini kimlerden yana kullandıklarını anlamak zor olmasa gerek.

Hani “siyasetin yeni yıldızı” diye bir tanımlama yapmıştı Chp lideri Kılıçdaroğlu, Ali Babacan için. Kendileri bırakın bu hakaret içerikli karikatürlere tepki vermeyi, boykot çağrısını “çocukça bir siyaset” olarak tanımladı. Belli ki kendisine, partiyi kurduran kukla sever Gül ve onların bağlı olduğu güneş batmayan imparatorluk cevaz vermedi tepki göstermesi için.

Davutoğlu desen Fransa’daki saldırı sonrası koşa, koşa Paris’e gitmiş ve saldırıyı kınama amaçlı protesto yürüyüşüne katılmıştı. Terörü kınadı Davutoğlu ancak Peygamberimize karşı yapılan hakaret terörüne sessiz kaldı.

Akşener’in başı zaten kendi partisinin içindeki karışıklıktan dolayı kalabalık, dalgalanmış siyasi denizle boğuşuyor ve partisini iktidarın karıştırdığını söylüyor. O nedenle kendisinden böylesi bir durumda tepki vermesini beklemeyelim, dimi? Arkadaş bir insan eğer Müslüman’ım diyorsa önceliğini makamına, çıkarına değil kutsalına ayıracak. Bu isimlerin tamamı Türk Siyasetinin umudu öyle mi? Onlar bu halkın değil belli ki birilerinin umudu. Açık olarak yazıyım da itiraz eden buyursun istediği kadar itiraz etsin. Peygamber-i Zişan Efendimize dil uzatan ne kadar zalimse buna sessiz kalanlar ve hala işin içinde siyasi bir manevra arayanlar da o kadar zalimdir, net!

Çok severler tartışma programlarında “ Özgürlükçü Avrupa, İnsan Haklarına Saygılı Avrupa” diye konuşmayı…

Ağızlarının suyu akar Türkiye’ye diş bileyenleri görünce. Çıkıp alenen “Aynı görüşteyiz” demezler ama sessizliklerinden de gayet destek verdiklerini anlayabilirsin.

İslam’a düşman tavırlarını kişiler ve kurumlar üstünden gizli, saklı yapmayı severler. Seküler bir hayat sürerler, kendi yaşam tarzlarına müdahale edilmesini istemezler ama İslam’ın emrettiği şekilde yaşamaya çalışanları ‘Laiklik karşıtı” diye yaftalar, “Örümcek Kafalı” insanlar olarak küçümser “ Modern değiller” diye “modernliği” etek boyuyla ya da bikinili fotoğrafla kıyaslarlar.

Kafaları basmadığı için başörtüsünü gereksiz bulurlar hatta itin biri başörtüsü için “Füruattır” ( önemi ikinci derecede) diyerek güya önemsiz ve itibarsız bir hale getirmeye çalışmıştı. Neyse anlayacağınız bu kitlenin tamamı kendine hedef olarak İslam’ı seçmiş. Bu kişilerin bu davranışını anormal olarak görmüyorum çünkü bu ülkenin yakın geçmişinde de hedef insanlar ve alimler üstünden İslam olmuştu.

Geçtiğimiz gün sosyal medya da bir paylaşıma denk geldim. İstiklal Mahkemesinin kadrine uğrayan bir alim urganda sallanıyordu ve bu resim “Atatürkün başlattığı askıda şeyh kampanyasından cansız bir kare” diye paylaşıldı. Bu paylaşımı görünce bir kere daha yakın tarihimizin tüm olaylarının artık adam gibi gün yüzüne çıkarılması gerektiğine inandım. Tamam bir ülkeyi yönetebilirsiniz, istediğiniz iradeyi oluşturabilirsiniz ama hem yönetim biçiminiz hem de uygulamalarınızla İslam’ı ve İslam’a gönül veren Müslümanları hedef tahtasına oturtup, linç etme hakkı vermez, adınız ve makamınız ne olursa olsun!

Bu çerçevenin içine istediğiniz kadar olayı, insanı durumu ve tavrı koyabilirsiniz. Ha bu resmin içine Macron’u ve yancılarını koymazsanız olmaz. Hepsinin kendine has bir rengi var zaten. O çerçevenin içinde siyah renkleri görüyorsanız onlarda yukarıda bahsettiğim kişilerdir. Ve onların her biri bizden gibi görünse de bizden uzak, İslam’a uzak ve kendi dinlerine ve yandaşlarına yakındırlar. O dindaşları çok uzaklarda olsada, vesselam…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aczimendi
Aczimendi - 1 ay Önce

Allah razı olsun. Hadiseyi çok güzel izah etmişsiniz bizlerinde duygularına tercüman olacak nitelikte bir yazı kaleminize kuvvet.. Rabbim şu ümmeti selamete çıkarsın inşAllah