Hâb-ı Gaflet

Hastalık insanı uyandırır mı ya da yaşlılık?
Ya da depremler, seller velhasılı doğal afetler
Ya peki musibetler ?
Gaflet perdesini kısmen de olsa yırtar mı?
Gaflet uykusuna tesir eder mi ?
Bilmiyorum, kendi nefsimden hareketle konuşuyorum :  Kısmen evet kısmen hayır...
Nefis o kadar kâvileşti ki , hasta iken küçücük bir mikrop karşısında altüst olmuşken bile hala nefis direniyor. Abd'iyetin yani kulluğun hakkını veremiyor bir o kadar acziyetin, fakr'ın dibini görmüşken neye direniyor ?
 Kulluğu neden hakkı ile yaşamaz hâlâ nefsin dizgininde kendini çukura doğru yuvarlatır ? 
Nefis kendi kendine bu kadar mı düşman ? Ten ve nefis bir değil miydi ?
Bu gaflet uykusu biter mi bitmez mi derken :

" Nihâyet onlardan (o müşriklerden) birine ölüm geldiği zaman: 
“Rabbim! Beni geri gönder!
Umulur ki ben, terk ettiğim (dünya)da sâlih bir amel işlerim” der.
 Hayır! Doğrusu o sâdece (boş) bir lâftır, onu söyleyen kendisidir.
 Artık onların önlerinde, tekrar diriltilecekleri güne kadar (hiçbir şekilde dünyaya dönemeyecekleri) bir perde (olan kabir hayâtı) vardır.
( Mü’minûn süresi 99,100 Hayrat Neşriyat Meali . )"
Hastalık da yaşlılık  bazı insanlarda  pek de hayırlı geçmiyor. Öncesi nasılsa sonrası da aynı şekilde devam ediyor. Yani ne ruhunda ne de yaşamında pek de etkili olmuyor.
Yaşanan o kadar badirelerden sonra tekrar tekrar aynı bataklığa düşmek...

Dersini alıp, imanını artırması gerekirken sanki hiçbir şey olmamış gibi eski hayatına devam ediyor ben-i adem
Bu kadar acı
Bu kadar tecrübe boşuna mıydı ?
Hiç mi ibret alınmadı?
hastalık ya da musibet görevini yapıp gittikten sonra sen kendi görevini yaptın mı?
Bazen aklıma takılırdı ahir zamanda bazı kronik hastalığı olan insanların ve bazı yaşlıların( çevremden hareketle ) imanı noktadan neden kuvvetli olmadıklarını anlamazdım. Aslında onların gafletlerini yırtacak o kadar çok sebeb varken neden böyle.?
Demek insan gençken neyse yaşlılığında da aynı 
Ya da sağlıklı iken nasılsa hasta olduğu zamanda aynı oluyor...
Ya da bela musibetten önce ne ise sonrada aynı
Zamanın ve durumun değişmesi  bazı şeyleri değiştirmiyormuş.
Ömür ne kadar uzun olursa aslında eğer küfür üzre ise küfrünü artırıyor
Hidâyet üzere ise de amelini arttırıyor.
Uzunluk ya da kısalık pek de fark etmiyor.

" Âlûsî (v. 1270) tefsirinde şöyle bir tevcihe yer verir:
 Mâsiyetlere verilen korkunç cezaları gördükten sonra dünyaya dönen insanlara, bu gördüklerinin hiçbir fayda vermemesi, aynen,
 açık mucizelerle desteklenen Peygamber Efendimiz’in verdiği haberlere inanmamaları gibidir.
 Yani Allah Rasûlü (s.a.) Efendimiz’in verdiği haberler, gözle görülen hâdiseler gibi kesin ve kuvvetlidir.
 Kâfirler nasıl Peygamber (s.a.) Efendimiz’in haberlerinden faydalanamadılar ve onlara inanmadılarsa âhiretteki azâbı görmeleri de onlara bir fayda sağlamayacak, yine aynı yanlış yola döneceklerdir. 
('Âlûsî, Rûhu’l-meânî, IV, 123.'Murat KAYA)
 "

Nasiplenebilmek en güzel tabir bu olsa gerek
Rabbimin verdiği her şeyi sahiplenip nasiplenmek.
Verdiği hayrı da şerri de en iyi şekilde atlatıp tekrar O'na  dönmek.

Ya Rabbi imtihanı kazananlardan eyle...

Bir nidâ bâbında  "gözlerden "ziyade "nefsime" ithafen :

"Uyan ey gözlerim( nefsim ) gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail'in kastı canadır inan
Uyan ey gözlerim gafletten uyan
Uyan uykusu çok gözlerim uyan "
Sultan III Murat

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mine
Mine - 3 hafta Önce

bu iş kolay olsaydı bu kadar nebi resul gönderilir miydi diye düşündüm yazınızı okuyunca. Bu kadar zor olana da nasıl galebe edeceğiz bilemedim

Aczimendi
Aczimendi - 3 hafta Önce

Rabbim verdiği musibet ve belalardan kemaliyle istifade etmeyi nasip etsin.. gafletimizi izale edecek iz'an ve basiret versin inşAllah.. Allah razı olsun