İÇKİNİN HARAM OLUŞ SEYRİ.

BİSMİLLAHİRAHMANİRRAHİM

O kadar enteresan, bir o kadar esef verici haller zuhura geliyor ki; insan donup kalıyor.. şaşkınlıktan öte bir şey!..

Bir televizyon proğramında alkollü içkilerin haram olmadığını iddia edenler olmuş!..

İçkiye öteden beri haram derlermiş.. Kur'an'da haram olarak geçmezmiş.. ama herkes her şeye haram demeye çok meraklıymış.. mış mış da mış...

Delile, me'haze, kaynağa dayanan bir şey yok.. ortaya savrulan aslı astarı olmayan saçma sapan hezeyandan başka nedir ki!?

Ne yani; bütün günah ve kötülüklerin, bütün çirkinlik ve hayasızlıkların anası.. salgından beter boyutlarda bütün insanlık alemini tehdit eden.. evi, aileyi yıkan.. ocakları söndüren.. cemiyette huzur, asayiş namına birşey bırakmayan.. fertlerde ruhî çöküntü ve davranış bozukluklarını netice veren.. akl-ı selimle sağlıklı düşünme ve doğru karar verme kabiliyetini dumura uğratan.. koca bir milleti alkolik ve ayyaşlar sürüsü yapıp, intiharlara ve yüzkızartıcı suçlara teşvik ederek nesilleri çürüten, insanlarda haysiyet, şahsiyet ve ahlak bırakmayan.. trafik kazalarından tut, en vahşice işlenen cinayetlere kadar aklınıza ne gelirse bütün şerler, hayırsız, uğursuz işlerin çoğunluğunun meydana gelmesine sebep olan, şeytanın en güçlü bozgunculuk vasıtası olan bu meretin içilmesini, ticaretini Cenab-ı Hak haram kılmamış, serbest bırakmış öyle mi!?

Az-çok muhakeme sahibi bir insaf ehli dahi; sarhoş bir adamın o acıklı, düşük, perişan hallerini akıl terazisiyle tartsa; "Allah bu içkiyi muhakkak haram kılmıştır" diye kanaat getirecektir.

Böyle fütursuzca, küstahca Allah'a karşı ortaya atılan iftiralara müslümanların karnı tok.. nerden çıktığı belirsiz, karanlık zırvalar değil, bizi ayet, hadis, edille-i şer'iye bağlar.

Meselemize Merhum H. Basri Çantay; tefsirli mealinde Bakara-219'u tefsir edip, kaynaklarını vererek çok güzel bir tarzda ışık tutmuşlar. Cenab-ı Hak sa'yini meşkur eylesin. Biz o tefsirden istifadeyle hulasaten içkinin haram kılınışının seyrini ele alacağız:

Çok büyük günahlardan sayılan İçki ve kumarın haram kılınması safha safha, alıştıra alıştıra, birden bire değil, kötülükleri, çirkinlikleri gösterile gösterile yavaş yavaş olmuştur. o kadar içki tiryakiliği bir anda bırakılması bir takım müşkilatları da beraberinde getireceği için peyderpey kolaylıkla kabulün zemini daha önce hazırlanmıştır. bu yumuşak muamelenin neticesinde gelen içki yasağı öyle bir gönül rahatlığıyla itirazsız kabullenilmişti ki; Medine-i Münevvere sokaklarından içki selleri aktı.

Medine devrinde hicretin 4. yılı Şevvâl'de: Ashab-ı Kiram Efendilerimizden (R.A) bazıları:

"Ey Allah’ın Rasûlü, içki hakkında bize yol göster, çünkü şarab aklı gideriyor" diye Rasûlullah (A.S.M) Efendimize müracaat ederler:

Bunun üzerine "Sana içki ve kumarı soruyorlar. De ki: Bunlar da hem büyük günah, hem de insanlara bazı yararlar var, fakat günahları menfaatlerinden daha büyük…" (Bakara-219) âyeti nazil olur.

"günahı fazla" diye bırakanlar, "faydası da var" diye içenler şeklinde bir müddet devam eder.

Bu arada bir içkili ziyafet sonrası akşam namazında imam sarhoşluk sebebiyle kıraati yanlış okur.

Hemen bu hadiseden sonra Bektaşilerin sığınağı olan âyet iner; "Sarhoş iken namaza yaklaşmayın." (Nisâ Sûresi-43)

Bu minval üzere içki içenlerin sayısında azalma olmakla birlikte sarhoş olmadan namazlar kılınmaya başlanır.

Yine bir içkili sofra başında sarhoşluktan kaynaklanan bir kavganın akabinde içki hususunda önceki ayetlerin hükmünü nesheden, İçkinin kesin olarak haram kılındığı ferman-ı İlahi nazil olur:

"Ey İman edenler! içki, kumar, (tapmaya mahsus) dikili taşlar (putlar), fal okları, ancak şeytanın amelinden birer murdardır (pisliktir). Bun(lar)dan kaçının ki, muradınıza eresiniz. Şeytan, içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin salmak, sizi Allâh’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bütün bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?" (Mâide, 90-91)

Bu âyetler nâzil olunca, Efendimizin emriyle bir sahabî Medine sokaklarında dolaşarak:

"Haberiniz olsun ki içki haram kılınmıştır!" diye nida eder.

Bu emirden sonra dökülen içkiler, Medine sokaklarında seller gibi akar.

Müslümanları maddi ve manevi felaketlere sürükleyen içki belasının bu şekilde haram kılınış seyrini idrak etmekten başka, Sevgili Üstad'ımızın mühim talebelerinden Re'fet Efendinin yedi büyük günah hakkında ettiği suale verdiği cevapta; büyük günahların en büyükleri arasına içkinin de dahil edildiğini görüyoruz:

"Hem mektubunuzda "yedi kebair"i soruyorsunuz. Kebair çoktur, fakat ekber-ül kebair ve mubikat-ı seb'a (işleyenleri felaketlere atan büyük günahların en büyükleri) tabir edilen günahlar yedidir:

"Katl, zina, şarab, ukuk-u vâlideyn (yani kat'-ı sıla-yı rahm), kumar, yalancı şehadetlik, dine zarar verecek bid'alara (dinin aslında olmayıp, sonradan ortaya çıkarılan dini bozan şeylere) tarafdar olmak"tır. (Barla Lahikası)

Temenimiz odur ki, bu meret tamamen yasaklanır da telafisi güç mühim manevi zararlardan başka, ölümle neticelenen feci hadiseler veya meydana gelen kavgalarda yaralanmalardan doğan hastane, tedavi masrafları veya trafik kazalarında zayi olan milli servetler sebebiyle memleket ekonomisine verdiği zararlar ortadan kalkar.

YORUM EKLE