90'lı yıllarda Aczmendilerin seyahat mücadelesi

90’lı yılların başı...Kemalist kadrolaşma zirve yapmış, demokratik laik sistem, emperyalizm şımarıklığıyla sarhoş olmuş Müslümanlar eliyle kemaline erişmişti.

90'lı yıllarda Aczmendilerin seyahat mücadelesi

90’lı yılların başı...

Kemalist kadrolaşma zirve yapmış, demokratik laik sistem, emperyalizm şımarıklığıyla sarhoş olmuş Müslümanlar eliyle kemaline erişmişti.

Böylesi bir vasattan alınan cesaretle, kurum ve kuruluşların başlarındaki en yetkili şahıslar, bu makamlara erişmenin ve makamlarını muhafaza etmenin diyetini, İslamiyet’e hakaret etmekle ödeme yarışına girmişlerdi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı:
“Laik olmayan adam değildir” derken,
Hak ve hukukun en tepesindeki bu höykürmeye mukabil, Kızılay Meydanında “Kahrolsun Şeriat” sloganları yükseliyordu.

Bürokratik yapı en tepeden en dip noktaya kadar İslam’i değerlere hakaret yarışına girmişken, yazar/çizer/aydın adı altında, “sosyal hayatı dizayn” gayretine girmiş kesimler, Kur’an’ı Kerim’in ayetlerini alaya alıp, hakaret eden yabancı kaynaklı zırvaları “fikir hürriyeti” adı altında Türkçeye tercüme ediyorlardı. (*)

Tamamına yakınının Müslüman olduğu bir ülkede, vatandaşın vergileriyle ayakta duran kamu hizmetleri, üzerinde en ufak bir İslam’i alamet bulunduran insanlara hizmet vermiyor, ısrarcı davrananlar ya fail-i meçhul cinayetlerin veya cezaevi parmaklıklarının arkasına gönderiliyor veyahutta ikna odaları kurulup, Kemalist ideolojiye biat etmeye zorlanıyorlardı.

İşte böylesi bir zeminde, şarktan İslam’ın izzet ve şehametine yakışan bir haykırış yükseldi; Aczmendi...

Allah’a karşı nihayetsiz bir acziyet, kula ve esababa karşı nihayetsiz bir irade ve kudret tecellisi gösteren bu cemaat, her kesimce büyük bir şaşkınlıkla karşılandı.

Nereden alıyorlardı bu cesareti ?
Arkalarında kim veya kimler vardı ?
Nasıl bu kadar pervasız olabiliyorlardı?

Bu ve bu emsal sualler zihinlerde fırtına koparırken, Kemalizm ilk şaşkınlığını üzerinden atmasının ardından, soruşturmalar, yargılamalar, hapisler bir birini takip etti.

Bütün eylemleri, inançlarını yaşamak olan ve müsbet hareketdüsturu üzerine ilerleyen Aczmendiler, haklarındaki kılı kırk yaran yargılamalar neticesinde; anarşiye matuf en ufak bir maddi delile ulaşılamadı. 

Geriye düşünce suçundan almış oldukları cezalar kalmıştı ki, onların fikirlerini pervasızca haykırmasından cesaret alan diğer Müslümanların da benzer durumu hesaba katıldığında, koca bir memleketin hapsedilmesi gerekecekti ki, bu da Kemalizm’in hesabına gelmiyordu. En nihayet, “basın ve düşünce suçlarına matuf af” çıkarmak zorunda kaldılar. 

Böylelikle Aczmendiler, “İslami değerleri yaşamak” noktasındaki kararlı tutumlarının karşılığını aldıkları gibi, o güne kadar münafıkane hareket edip “dine muğberliklerini Müslümanlardan gizleyen” Kemalizm’in de gerçek yüzü ortaya çıkmış oldu.

Akabindeki yıllar, halkın Tayyip Bey etrafında kenetlenmesini, onun da halkın değerleri uğrunda kefeni sırtından çıkarmaz bir vaziyet göstermesini netice verdi.

İnsani ve İslam’i mücadele uğrunda bedel ödemekten sakınmayan kahramanlara, selam olsun....
 


(*) Günümüzde esameleri okunmayan bu muzır mahlukatın, isimlerini dahi zikretmeye değmez.

Kaynak: Hür Avaz Özel Haber - Abdulmetin Sayın

Güncelleme Tarihi: 09 Ağustos 2020, 00:53
YORUM EKLE
YORUMLAR
MEHMET MURAT
MEHMET MURAT - 1 yıl Önce

ALLAH C.C EBEDEN RAZI OLSUN AMİN

SIRADAKİ HABER