Bedir gazvesinde neler oldu? Bedir gazvesi ile ilgili bilinmeyenler...

Bedir Savaşı, Hz. Peygamberin Kureyş müşriklerine karşı verdiği tevhîd mücadelesinin en meşhur savaşlarından biridir.

Bedir gazvesinde neler oldu? Bedir gazvesi ile ilgili bilinmeyenler...

Bedir, Medine'nin 160 km. kadar güneybatısında, Kızıldeniz sahiline 50 km. uzaklıkta küçük bir kasaba idi. Medine-Mekke yolu, Suriye kervan yoluyla burada, Bedir'de birleşiyordu.

Müslümanlar Mekke'den hicret edince, Mekkeli müşrikler onların taşınır-taşınmaz bütün mallarını gasp etmişler ve her şeye el koymuşlardı. Müslümanların mallarını kendi mallarına katarak ticaret kervanları düzenleyen müşrikler, Suriye’de ticaret yapmış ve kervanlarıyla Mekke’ye dönüş yoluna geçmişlerdi.

Peygamberimiz, Ebü Süfyân idaresindeki 1000 develik ve malî olarak 50.000 dinarlık malla giden Kureyş kemanının haberini alınca, Bedir’de bu kemana bir baskın düzenleme kararı aldı.

Hz. Peygamber, 12 Ramazan 2 (9 Mart 624) tarihinde Medine’den hareket etti. Yerine Abdullah b. Ümmü Mektûm’u vekil olarak bıraktı. İslam ordusu yetmiş dördü muhacir, geri kalanı ensârdan olmak üzere 505 kişiden oluşuyordu. Sancaktarlık görevine Mus’ab b. Umeyr, Hz. Ali ve Said b. Muâz tayin edildi.

Orduda 70 deve ve 2 de at bulunuyordu. Müslümanlar bir veya iki gün oruçlu olarak yola devam ettikten sonra Hz. Peygamberin emri üzerine oruçlarını açtılar.

Bu sırada Ebü Süfyân Hicaz topraklarına girince Müslümanların baskın fikrini öğrenmiş ve yardım istemek üzere Mekke’ye adam göndermişti.

Ayrıca kemanın pusuya düşmemesi için Bedir’den uzak olan ve daha az kullanılan sahil yolunu takip etti.

Kureyşliler, Ebû Süfyan’dan gelen yardım isteği üzerine yoğun şekilde hazırlıklara başladılar. Daha sonra kervanın kurtulduğunu öğrenmelerine rağmen, Ebü cehil kumandasında 1000 kişilik bir kuvvetle Bedir’e doğru hareket ettiler. Müşrik ordusunda 700 deve, 100 de at vardı.

Ya Rabbi! Şayet şu küçük ordu eriyip giderse sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmayacaktır.

17 Ramazan 2 (15 Mart 624) Cuma sabahı erken saatlerde her iki ordu Bedir’e doğru ilerledi. İslam ordusu Bedir’deki su kuyularına Kureyşlilerden daha önce ulaştı. Peygamberimiz başlangıçta Medine tarafına en yakın ve düşmana da en uzak olan kuyunun çevresine yerleşti. Sahâbeden Hubâb b. Münzir buraya yerleşilmesini uygun bulmadı ve Hz. Peygambere bu kararının vahye dayanıp dayanmadığını sordu. Peygamberimiz bunun kendi görüşü olduğunu söyleyince düşmana en yakın kuyunun yanına Yerleşilmesini ve diğer kuyuların kapatılmasını teklif etti. Hz. Peygamber bu görüşü uygun buldu ve Hubâb’ın işaret ettiği kuyunun çevresine yerleşerek diğer kuyuları kumla kapattırdı. Ancak daha sonra, açık bırakılan kuyudan müşriklerin su almalarına izin verdi.

Müslümanların ordusu, silahları, atları ve develeri müşriklerin sayılarına göre azdı. İlk bakışta, yenilmeleri kaçınılmaz gibi görünüyordu. Ama peygamberimizin ve sahabesinin duruşu kararlıydı.

Savaştan önce Hz. Peygamber cahiliye devrinde de elçilik görevini yürüten Hz. Ömer’i Kureyşlilere elçi olarak gönderdi ve onlara, savaş yapılmadan Mekke’ye dönmelerini teklif etti. Ama Kureyşliler savaşmakta ısrar ettiler. Savaş için yapılması gereken bütün hazırlıkları yapan ve gerekli tedbirleri alan Peygamber Efendimiz, savaş başlayacağı sırada secdeye kapanıp Allah’a yönelerek dua etti ve şöyle yardım istedi:

“Ey Allah’ım! İşte Kureyş, bütün kibir ve gururuyla geldi; sana meydan okuyor ve peygamberini de yalanlıyor. Ey Allah’ım! Peygamberlere yaptığın yardım vaadini, bana da hususi olarak yaptığın zafer sözünü yerine getirmeni diliyorum. Ya Rabbi! Şayet şu küçük ordu eriyip giderse sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmayacaktır.” Ve savaş başladı. Eski Arap savaş geleneğine göre savaşı kızıştırıp başlatmak üzere her iki taraftan birer kişi meydana çıkardı. “Mübareze” adı verilen bu meydan okuyuş Bedir'de de yapıldı. Müslümanların safından Hz. Hamza, Hz. Ali ve Hz. Ubeyde meydana çıktı. Karşılarına çıkan müşriklerle bire bir yapılan çarpışmada, üçü de rakiplerini öldürerek galip oldu.

Mübarezelerden sonra başlayan savaş aynı gün ikindiye doğru Müslümanların kesin zaferiyle sonuçlandı. Müşriklerden, başta İslam'ın ve Hz. Peygamberin en büyük düşmanı Ebü Cehil olmak üzere yetmiş kişi öldürüldü, yetmiş kişi esir alındı. Müslümanlardan ise on dört kişi şehit olmuştu. Peygamberimiz şehitlerin namazını kılarak onları defnettirdi. Kureyş'in ölülerini de gömdürdü. Esirlere öncelikle iyi muameleyi emrettikten sonra, ashabının görüşlerini aldı. Sonra, Hz. Ebü Bekir'in teklifini benimseyerek esirleri malî durumlarına göre ödeyecekleri 1000-4000 dirhem fidye karşılığında serbest bıraktı. Bazı esirler karşılıksız, okuma yazma bilenler ise on Müslümana okuma yazma öğretmeleri şartıyla serbest bırakıldı.

Müslümanlar, o gün peygamberimizin emrine uyarak müşrik esirlere o kadar iyi davrandılar ki, bazıları kendi ekmeğini esirlere verdi. Bazıları da Medine'ye dönerken devesinden inip yorgun esirleri bindirdi.

Müşriklerden elde edilen ganimetler bir araya toplanarak savaşa katılanlar arasında eşit şekilde bölüşüldü. Savaşı kaybeden Mekkeliler ise, EbÛ Cehil’in yerine başkanlığa Ebû Süfyan’ı getirdiler ve Müslümanlardan intikam almak üzere yemin ederek bunun yollarını aramaya başladılar. Bu arada müşriklerin ileri gelenlerinden Ebû Leheb hastalığı sebebiyle Bedir’e katılamamış ve yerine Âs b. Hişâm’ı göndermişti. Ebû Leheb, Bedir yenilgisi haberini aldıktan sonra daha da fenalaştı ve öldü.

Kur’an-ı Kerim, Bedir’de elde edilen zaferin Allah ‘ın yardımıyla gerçekleştiğini daha rahat ve Müslüman ordusunun meleklerle desteklendiğini ifade etmektedir. (Enfâl Suresi, 8/8-12; Âl i imrân Suresi, 5/125-127)

Bedir Gazvesi’ne katılan sahabîler Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber Efendimizin hadislerinde övülmüş, Müslümanların en faziletlileri olarak anılmıştır.

Sayıca az bir toplulukla kazanılan Bedir zaferi, Müslümanların hayatını çok olumlu biçimde etkiledi.

Müslümanlar Arap yarımadasında büyük itibar kazanırken, Mekkeliler tam tersine küçük düştüler. Savaşın sonucunu öğrenen herkes, Müslümanların bu büyük zaferini anlamak için gözlerini Medine’ye ve İslam’a çevirdi.

Peygamber Efendimiz, Bedir’den sonra islam davetini daha rahat yapabilme imkânlarına kavuşmuştur. Bedir zaferi, Arap yarımadası dışında da yankılanmış, mesela Habeşistan Necâşîsi sonuca çok sevinmiştir. Diğer taraftan, bu yenilgi ile şok olan müşrikler derhal toparlanıp intikam için bazı girişimlerde bulunmuşlar, ancak sonuç alamamışlardır. Bazı münafıklar ve islam düşmanları da Bedir zaferinden sonra büyük üzüntü içine girmiştir.

Medineli Yahudiler ise Bedir Savaşı’ndan önce tarafsız kalmaya söz verdikleri halde, Müslümanların bu zaferinden rahatsız olup kıskançlığa kapılmıştır. Hatta şair Ka’b b. Eşref üzüntüsünden “Yerin altı üstünden iyidir” demiştir.

Kesin olan tek şey vardı: Bedir Savaşını Müslümanların kazanması Mekkeli müşrikleri çok kızdırmıştı. Sürekli olarak hazırlık planları yapıyor ve intikam anını kolluyorlardı.

HÜR AVAZ

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2021, 12:35
YORUM EKLE
YORUMLAR
Naci barut
Naci barut - 6 ay Önce

Bedir

Sanal Alem
Sanal Alem - 6 ay Önce

Sa sayın editör emeginizden Rabbim sonsuz derece razı olsun inşaAllah haber iki defa alt alta kaydedilmiş ben mobilden girdiğim için mi yoksa benim telefonda mi böyle gözüküyor sana zahmet bakabilir misin Allah razı olsun

SIRADAKİ HABER