Korona Virüs Salgınına Müslüman Nasıl Hazırlanmalıdır?

İslam'ın muhafaza ettiği beş temel esas; dinin, canın, malın, aklın, neslin korunmasıdır. Canın Korunması unsuruna bağlı olarak korona virüs salgının da bir müslümanın tedbir alması lazımdır.

Korona Virüs Salgınına Müslüman Nasıl Hazırlanmalıdır?

İslam'ın muhafaza ettiği beş temel esas; dinin, canın, malın, aklın, neslin korunmasıdır. Canın Korunması unsuruna bağlı olarak korona virüs salgının da bir müslümanın tedbir alması lazımdır.

Yaşama hakkı Allah’ın insana vermiş olduğu bir emanettir. Bu hayatı yaşarken her birimiz imtihana tabi tutuluyoruz. Sıhhatimizi muhafaza etmeye çalışmamız ve bir hastalığa yakalandığımız zaman tedavi yollarını aramamız gerekiyor.

Müslüman sadece kendisi için değil, çevresi için de hassas davranmalıdır.

Koronavirüs salgını sebebiyle çevremizdeki insanların yaşam hakkına saygılı olmalıyız. Müslüman kendi canını nasıl koruyorsa çevresindeki insanların da canını öyle koruması gerekir. Müslüman diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kişidir. Salgın ortamında daha hassasiyetli yaklaşması gerekir. Ailemizin ve çevremizin korunması hususunda üzerimize düşen vazifeyi bir Müslüman olarak üstlenmeliyiz.

Karantina, Hz. Peygamber’in salgın durumunda tavsiye ettiği bir tatbiktir. Müslümanlar olarak buna ittiba etmeliyiz. Hz. Peygamber'in 14 asır önce ortaya koymuş olduğu karantina uygulamasını tavsiye etmesi, muazzam bir sünnet olarak karşımızda duruyor.

"Bir yerde bir salgın çıkarsa oraya gitmeyin. Eğer salgın çıktığını duyarsanız da oradan çıkmayın."

(1) Hadis-i Şerif'i, bugünkü karantina uygulamasını gözler önüne seriyor.

Tedbir alıp takdiri Allah'a bırakmalıyız. Tevekkül, üzerimize düşen bütün vazifeleri yerine getirdikten sonra Allah'a güvenmektir.

Müslüman olarak zaten dinimizin en önemli emirlerinden biri olan temizliğimize son derece dikkat etmemiz elzemdir.

Enfekte olmuş birinin, tedbirsiz davranarak bu hastalığı başka birine bulaştırması kul hakkıdır.

Dünya'daki koronavirüs salgınında Müslüman ülkeler, cemaatle namaza ara verilmesi konusunda Türkiye ile aynı kararları aldılar. Din İşleri Yüksek Kurulu'nun Cuma namazı ve vakit namazlarının toplu halde cemaatle kılınmasına ara verilmesi, Din İşleri Yüksek Kurulu'nun tarihinde aldığı en zor kararlardan biridir. Din İşleri Yüksek Kurulu bu kararı alırken tamamen dini gerekçelerle ve Fıkhi delillerle almıştır. Covid-19 hastalığının yayılma riski ve risk ortamları belli, camilerimizde halıların üzerinde secde ediyoruz. Başkaları da aynı yere secde ediyor. Böylelikle, hastalığın bulaşma riski kuvvetli oluyor.

Koronavirüs salgını nedeniyle Cuma namazını kılamayanların dini açıdan herhangi bir sorumluluğu yoktur. Salgının bertaraf edilmesi için alınan tedbirlere en fazla riayet etmesi gereken Müslümanlar olmalıdır. Öte yandan, cenaze namazının kılınması için vakit namazlarını beklemenin de şart değildir. Cenaze namazının koronavirüs salgını devam ettiği süre boyunca tedbirli bir şekilde kılınması gerekmektedir.

Koronavirüs salgınının yaşandığı günlerde, fırsatçıların dezenfektan ürünlerini ve birtakım gıdaları fahiş fiyatlarla satmak Mümin şuuruna yakışmaz. Müslüman bencil olamaz. Bırakın karaborsacılık, fırsatçılık yapmayı, Müminin tam hayır yapma zamanıdır. Başkalarına yardım etme, yardımlaşma, kendisi kadar başkalarını da düşünme zamanıdır. Müslüman, her şeyden önce güzel ahlak sahibi olan insandır. Güzel ahlak da en az kendisi kadar başkasını düşünmeyi gerektiren bir tutum ve davranıştır.

Zor zamanda ihtiyaç duyulan malzemeleri insanlarla paylaşmak, paylaşma bilincine sahip olmak önemlidir ve 'Müslüman şuuru' budur. Bu anlayış İslam'ın sadaka olarak nitelendirdiği, kulun imanındaki sadakatini gösteren anlayıştır.

1) Buhârî, Tıb 30; Müslim, Selâm 100

Kaynak: HürAvaz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Korona
Korona - 13 ay Önce

Kaleminize saglik

SIRADAKİ HABER