TECVİT NEDİR? TECVİDİN HÜKMÜ NEDİR?

Tecvit ilminin birbirinden pek farkı olmayan birçok tanımları vardır. Şöyle iki kısa tarif yapmak mümkündür:

TECVİT NEDİR? TECVİDİN HÜKMÜ NEDİR?

TECVİT NEDİR?

Kelime anlamı:

1-Güzel yapmak: التحسين

2-Süslemek: التزيين anlamlarına gelir.

Tanımı:

Tecvit ilminin birbirinden pek farkı olmayan birçok tanımları vardır. Şöyle iki kısa tarif yapmak mümkündür:

1 -Tecvit, harflerin her birinin sıfatı lazıma ve ârızalarını yerine getirmeye muktedir olunan melekeyi kazandıran ilimdir.

2-Mevzuun tümü itibariyle Kur’an-ı Kerim’i âdap ve erkanına uygun bir şekilde okumayı öğreten ilimdir.

Tecvit ilminin konusu:

Kur’an-ı Kerim, kıraati (okunuşu) yönünden Kelamullah’tır (Allah’ın kelamıdır).

Tecvit ilminin gayesi:

Me’murun bihe imtisaldir. Yani emrolunana uymaktır. Emrolunan:

وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ تَرْتِيلاً

“Kur’an’ı tertil üzere oku.”dur.

(Müzemmil 4)

Tertil (تَرْتِيلاً) kelimesine Hz. Osman, “Tecvit üzere oku” manasını vermiştir.

Demek ki “Tecvit üzere oku” emri Cenab-ı Peygamberimizedir. Allah’ın Resulüne gelen emirler tüm müslümanlara racidir (aittir). Demek oluyor ki öz olarak gayesi Kur’an-ı Kerim’i tecvit üzere okumaktır.

Tecvidin hükmü:

Tecvit ilmi tüm müslümanlar üzerine farzdır.Yalnız bu farz iki yönden değerlendirilir.

1-Bütün müslümanların Kur’an okurken lahn-i celi (büyük hata) yani namazı bozan hatadan kurtaracak kadar tecvide uymaları farz-ı ayındır.

Örnek:

خَلَقَ الله Allah yarattı

حَلَقَ الله Allah tıraş etti

Burada görüldüğü gibi noktalı (خ) harfi, noktasız (ح) ile okunursa mana bozulur ve namaz da bozulur.

İşte bu hatayı yapmadan okumak farzdır.

2-Bütün müslümanların lahn-i hafide (küçük hafif hata) namazı bozmayan hatadan kurtaracak kadar riayet etmek farz-ı kifayedir. İhfa-İzhar-idğam hataları gibi...

Tecvidin lüzumu

Kur’an-ı Kerim mana ve lafız yönüyle bir bütündün Kur’an’ın kıraat olunan (okunan) tarafı da lafızlardır. Bu lafızlar Allah tarafından Arapça olarak indirilmiştir.

اِنّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْاٰنًا عَرَبِيًّا لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

“Biz onu (Kur’an’ı) akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik.”

(Yusuf 12/2, 236. Sahife)

Bundan dolayıdır ki Kıır’an’a vahy-İ meçlüv (okunan vahiy) denilmiştir.

Bu konuda Peygamberimizin (sav) hayatına baktığımızda açıkça şu gerçekle karşılaşıyoruz. Sahabilerden tecvit kurallarına uyarak okuyanları takdir ediyor, tecvit kurallarına uymadan okuyanları da uyarıyordu.

Nitekim bu konuda başarılı olan sahabileri, Kur’an’ı öğretmek için başka beldelere göndermesi bu konuya ne kadar önem verdiğini göstermektedir.

Musab b. Umeyr, Muaz b. Cebel, İbnü Abbas, İbnü Mes’ud, Ebu Musa el-Eş’ari ve Ebu Derda görevlendirilenlerden bazılarıdır.

Şu hâlde tecvidin lüzumu, ayetlerle, Peygamberimizin (sav) sünneti ile Ashab başta olmak üzere ümmetin ittifakı ile sabit olmuştur.

Tecvit öğrenmede hocaya (fem-i muhsine) olan ihtiyaç:

Tecvit ilmi hem nazari (teorik) hem de tatbiki (pratik) yönü olan bir ilimdir. Dinî ilimler içerisinde en çok hocaya ihtiyaç duyulan ilim, tecvittir. Kişi, kuralları eksiksiz bilse dahi önemli olan uygulamasını yapmasıdır. Bu da tecrübelerle görülmüştür ki kendi başma uygulama safhasına konulması mümkün değildir. Hatta denilir ki Kur’an göze, kulağa, dile ve ağza hitap eder ki, bunun yolu da fem-i muhsin denen (hocaya) ihtiyaç duyar. Bunu dikkate almak öğrenmede güzel, okumada en doğru yoldur.

Kaynak:

Cengiz Gül, Kur’an-ı Kerim’i Doğru Okuma Kılavuzu ve Kaideleri

Hür Avaz

Güncelleme Tarihi: 06 Şubat 2021, 17:28
YORUM EKLE
YORUMLAR
Naci barut
Naci barut - 4 ay Önce

Selamun aleyküm

SIRADAKİ HABER