KADIN SLOGANLARININ DERDİ...

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Vatan yiyip içip, gezip tozduğumuz toprak parçası mıdır?..

İslamın yeni yeni adı duyulmaya başladığı işkenceli, eza ve cefalı, hakaretli muamelelere maruz kaldıkları ilk zamanlarda Ashab-ı Kiram Efendilerimiz neden dini vecibelerini emniyet içinde yerine getirebilecekleri, can-mal, ırz ve namus gibi haklarını koruyabilecekleri bir yurt arayışına girmişlerdir?..

Birinci, ikinci Habeşistan Hicretleri niçin, nasıl gerçekleşmiştir.

Ashabın en faziletlileri neden bazı müşrik ileri gelenlerinin himayesi altında hayatlarını idame ettirmek zorunda kalmışlardır?..

Üç sene boyunca ne erzak teminine müsaade, ne selam ne kelam.. tamamen telef olup, yok olup gitsinlere bırakılan saff-ı evvel güzide müslümanların derdine ne olmuştu ki; İnsanlık tarihinin yüzkarası uğursuz abluka hadisesinin neticesinde çok sevdikleri vatanları Mekke'den Medine'ye hicret edip orayı yurt tutmaya mecbur olmuşlardı?..

Evet bizde vatan mukaddestir. vatan dosttan düşmandan herkesin doluşup uzun bir sefere çıkıp yolculuk ettiği büyükçe bir gemiye benziyor...

"Küresel dünya" aşağı, "küresel dünya" yukarı.. nedir küreselcilik, her sloganik mefhum gibi kulağa hoş geliyor.. uzaktan gelen davul sesi gibi.. onu bir de davulun yanıbaşındaki adama sor... Yani "Vatansızlık"

Bizde küreselcilik Sultan'ın gafletiyle ve çevresindeki bazı hainlerin hile ve düzenbazlıklarıyla Fransa'ya bazı imtiyaz ve haklar verilmek ve bazı avrupai kanun ve usulleri İslam topraklarına getirmek suretiyle gemide küçük bir delik açılarak başlamış: "Hakikatlı bir latife: Sultan Süleyman-ı Kanunî, kesretli kırk çeşme sularını İstanbul'a getirdiği vakit, Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi ona demiş: "Hilaf-ı şeriat kanunları Avrupa'dan getirdiğin cihetle, İstanbul'a öyle bir bok sıçtın ki; o getirdiğin suların cümlesi üzerinden akıp geçse, yüz senede temizleyemez." (Sikke-i Tasdik-i Gaybi)

Evet o vatan dediğimiz büyük geminin düşmanları zaman zaman lale, çiçek miçek hevesleri, sadabat eğlence ve gezintileri gibi oyun ve hilelerle, zaman zaman Tanzimat'ın ilanı, 31 Mart hadisesi, Sevr-Lozan muahedeleri, ve cür'etkar tahrip ve imha girişim ve darbeleriyle habire gemide büyük büyük delikler açmaya devam edip durdular...

Aslında dert toprak parçası mıydı?... Değildi, dertleri İslamı ortadan kaldırmaktı, Müslümanlığı yeryüzünden silmek, söküp akmaktı.. şimdilerde gemide en son açmak istedikleri delik "aile".. çünkü vatanın aile ile korunduğunu çok iyi biliyorlar.. sinsi sinsi planlarla aileyi bitirmek için de kullandıkları malzeme "kadın"...

8 Martta özellikle ama her zaman ateisti, feministi, kemalisti kadınlara telkinde bulunuyor; şunu yap, bunu yapma, gayet rahat konuşuyor. Ama bir din alimi, bir şeyh efendi kadınlar hakkında Kur'anın hükümlerini dile getiriyor olsa, Bremen mızıkacıları hep bir ağızdan konsere başlıyor:

"Kadınlar hakkında yorum yok!"

"Kadın konularında ahkam kesmeyin!"

Tehlikenin ciddiyetini daha Osmanlı'nın izi cemiyette silinmediği zamanlarda Üstadımız hazretleri ne güzel tesbit etmiş;

"Benimle görüşen ekseri dostlardan, kendi ailevî hayatlarından şekvalar işittim. "Eyvah!" dedim.

İnsanın hususan müslümanın tahassüngâhı (sığınağı) ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır. Bu da mı bozulmağa başlamış dedim. Sebebini aradım.

Bildim ki: Nasıl, İslâmiyetin hayat-ı içtimaiyesine ve dolayısıyla din-i İslâma zarar vermek için gençleri yoldan çıkarmak ve gençlik hevesatıyla sefahete (günahlara) sevketmek için bir iki komite çalışıyormuş.

Aynen öyle de; bîçare nisa (kadın) taifesinin gafil kısmını dahi yanlış yollara sevk etmek için bir iki komitenin tesirli bir surette perde altında çalıştığını hissettim.

Ve bildim ki: Bu millet-i İslâma bir dehşetli darbe, o cihetten geliyor...... Bu mübarekleri ifsad eden komiteler kahrolsunlar!.. Allah bu hemşirelerimi de bu serserilerin şerlerinden muhafaza eylesin, âmîn." (Lem'alar, Yirmidördüncü Lem'a, Ehl-i iman âhiret hemşirelerim olan kadınlar taifesi ile bir muhaveredir)

YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdurrahim Çağan
Abdurrahim Çağan - 4 ay Önce

Allah cc razı olsun