KADINA ŞİDDET

    En sevdiğim işi yapıyordum. Okulun koridorlarında aylak aylak dolaşıyordum. Dersim boştu. Genç bir öğretmen arkadaş hızla yanıma geldi ve " Erdal Hocam, konser var gelir misin, sana bilet satayım."  Ben de ne konseri kardeş dedim. ( Kardeş diye hitap şekli Nurculuk'tan mütevaris bir durum.) Kendisi " Kadına şiddet temalı bir konser" dedi. Ben de " Ne yani, ben o konsere gidip dinledikten sonra karıyı dövmekten vaz mı geçecem." Arkadaş ciddiye aldı, " Siz eşinizi dövüyor musunuz?"  Onun perspektifinden benim profilim gerici ve yobaz olduğu için rahatlıkla şiddete başvurup hanımımı dövebilirim.

   Mevzuyu uzatmayı düşünmüyordum, öylesine ayak üstü espri yapmıştım. Fakat baktım ki muhatabım sazan, oltaya rahat geliyo, biraz tadını çıkarayım dedim. Bu arada ben 15 yıllık evliyiz, hanımıma bir fiske bile vurmadım, okuyucu yanlış anlamasın. Cevabımı bekleyen arkadaşıma " Hakkettiği zaman neden olmasın, tabi ki döverim." Kızardı, bozardı, ciddi olduğumu düşündü. Kafasından bana vereceği cevabın kurgusuyla uğraşıyordu, biraz bekledi. " Nasıl olur ya! Nasıl yaparsın böyle bir şeyi?" Anladım ki muhatabım konseptine hakim değil, klişelerle bana mübareze ediyor. Ben bunu kaçırır mıyım, zevke sinir noktalarına dokunurum.
       
   Arkadaşım, " Seni de bir kadın yetiştirdi, annen bir kadındı" dedi. Ben de," Annemi de babam döverdi. Annemin beni kızdırdıklarını içimde biriktirir ve babamın onu dövmesini beklerdim. Babam onu döverken seyreder içimi ferahlatırdım. " Arkadaşımı aklından geçenleri tahmin edebiliyordum: Ben yani psikopat olan ben, patolojik bir vakıa idim. Yoğun bir şiddet ortamında yetişmiş ve şiddeti insan ilişkilerinde bir enstrüman olarak kullanan manyağın birisiydim.

   Arkadaşım " Erdal Hocam sen bir eğitimcisin, böyle biri olamazsın." dedi. Ben de " Ne alakası var, evde bir dediğim iki olmaz; huzur var, mutluluk var, her şey tıkır tıkır yürüyor. Mobilyaları değiştirelim diyen yok; Benimle ilgilenmiyorsun dırdırı yok; pırlanta, bilezik al diyen yok; eve niye geç geldin diyen yok;  bana niye çiçek almadın diyen yok; yok yok yok... bine kadar yok. Bir erkek daha ne ister ki, bundan daha mutluluk verici bir şey olabilir mi?
          
   Arkadaşım " Peki o mutlu mu, o da bir insan."

   Ben "Benim mutlu olmam yeterli."

   Arkadaşım " Ya onun mutluluğu?"

   Ben " Ben mutluyum, o daha ne ister ki"

   Arkadaşım " İnanmıyorum, duyduklarıma inanmıyorum. Sana son bir şey soracağım,  karşı cinsten ne beklersin, ne ararsın?"

   Ben " Hiçbir şey aramam, her şeyin yerini biliyorum." Dedim ve yürüdüm gitdim.

   Evet bu benimki karşıdakiyle kafa bulma gibi görünse de aslında bir başkaldırıdır.

   Kadını açıp, herkesin görsel ve fiziksel istifadesine sunup; güveni, namusu, edebi, hayayı ve bunların zaruri sonucu iman ve İslami yaşayışı baltalayıp; sonra da kadına şiddet ve saygıdan dem vuran medeniyet canavarının küçük nümunelerine karşıtlığımı göstermek istedim. Bu fikrin savunucusu olan muhatabımla insaf ve hakikat zemininde mübareze mümkün olmadığı için dalga deçtim. Rahatladım, mutlu oldum.

   Kadını en mahrem yerlerine kadar soyup da, sonra ' kadın cinsel meta değildir, saygındır, insandır ' diyen bir beynin dış cephesini oluşturan surata tükürmek lazım.

   Sapıkları yetiştiren sizlersiniz, canileri ve zalimleri yetiştiren sizlersiniz, kadını kal'asından alıp ve soyup bu cani ve sapıkların ortasına atan sizlersiniz. Sonra da insanlık edebiyatı yapıp ağlayan, sızlayan sizlersiniz. HEPİNİZİN ALLAH BELASINI VERSİN.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aczmendi
Aczmendi - 2 yıl Önce

Alın benden de o kadar trajikomik cok anlamlı bir makale olmuş.Öyle bir zihniyetin Allah belasını versin..

Mehmet Murat
Mehmet Murat - 2 yıl Önce

ALLAH C.C EBEDEN RAZI OLSUN

MUSAB tektaş
MUSAB tektaş - 2 yıl Önce

Kalemin dert görmesin