MADDE ARTTIKÇA MÂNÂ ZAYIFLIYOR MU?

Lââkal her on beş günde bir okunması lâzım gelen, hayatî ve daimi bir ders olan yirmi birinci lema ihlas risalesi on beş gün de bir mi okunmalı?

Zamanın dehşet ve şiddeti içerisinde, maneviyatın ve fıtratın ve dahi İman'ın çabuk bozulduğu bir hayatta bu risalenin on beş günde bir değil, gün aşırı okunup mütalaa edilmesi lâzım geldiğini halihazırdaki yaşantımız ve muamelâtımız bariz bir tarzda gösteriyor..

Zira bu asırda ihlâsı bozacak şartlar daha ziyadeleşmiş. Yani daha açık ifâde etmek gerekirse insanların kısm-ı azamı afakileşmiş, maddileşmiş, siyasileşmiş. Afakileşince merkezi unutup dışa çıkıyor. Dolayısıyla bu asırda varlık, devlet, servet, şan ve şeref, alkış hissi bütün bunlar birbiri üzerine inzimam edince insanlar ihlâs miğferinden taşabiliyorlar..

Bu istikamette maddileştikçe, afakileştikçe, o mehazın kudsiyetinden dereceleri nisbetinde uzaklaşıyorlar. İşte bu noktadan bakınca meselâ bugün bir çok insanın dünyasına bakıyorsunuz siyaset girmiş gecesi, gündüzü, ruhu, sevdası, leylası siyaset olmuş veya ilgi alanlarına göre tasnif edebiliriz.. 

Bu mezkur malayaniyatlar insanın iklimine girdiği nisbette onu maneviyattan derecesi nisbetinde uzaklaştırmış oluyor.

Yani madde arttıkça mânâ zayıflıyor ve perdeleniyor.. 

"İnsanlar maddiyatta tevaggul ettikçe ve gittikçe maneviyattan tebaüd edip hakikate, nur'a gabileşebiliyorlar" diyor Üstadımız Bediüzzaman hazretleri. Bu açıdan bakınca bu asırda her asırdan ziyade bir mânâda daha fazla ihlâs dersine ihtiyaç vardır..

Peygamber efendimiz (s.a.v) bir sahabiyi İstanbul'a bizansa gönderirken veda tepesinde o sahabeye bir tavsiyede bulunur. "Bir kaç gün sonra Allah'ı bilmeyen, İslam'dan uzak ve ırak bir beldeye gideceksin. O beldede ezan yok, cemaat yok, İslam'ın tezahür ve tecelliside yok. Eğer o beldeye ulaşırsan secdeyi arttır." Diye buyuruyor..

Şimdi bu hadisi Usul noktasından tahlil ettiğimizde karşımıza ne çıkıyor? Yani bir beldeye gittiniz insanlar dine yabani, İslam'dan uzak, ateist, dinsiz, laubali, şımarık ve azgın. İnsanlar lâteşbih manevi koma halinde. Öyle bir ortamda alâküllihâl  o ortamın insana yansıyan cephesi vardır. Misalen maddi iklim nasıl insana tesir ediyor, soğuk ise üşütüyor sıcak ise terletiyor ve bunaltıyor bu misal gibi ortamlar, çevreler ve muhitler dinden, maneviyattan ve ahlaktan uzaklaştıkça o rehavet, o bulantı, o maddi mülahazalar ister istemez herkese tesir ediyor maalesef ki..

Burada Usul noktasından şöyle bir mana zihne geliyor demekki bulunduğunuz şehirde ve ülkede insanlar dine karşı lakayıt ve laubali ise, o lakayıtlık ve laubaliliğin sizi kalben, fikren, amelen ve tatbikat itibariyle vurmaması için müteyakkız olmanız icab eder. Hadisteki secdeyi arttırma manası bu tatbik olsa gerek..

Bu açıdanda ihlâs dersinde sıkı durmak, bu bulanık asrın şartları içerisinde ihlâsı merkez kabul edip o merkez üzerinde tahşidat yapmak, hikmet ve hakikate mutabık bir haldir bir zarurettir ve ihtiyacın daha ilerisinde ciddi manada bir zarurettir. Çünkü asır eritiyor ve dağıtıyor. Daha evvel ki İhlâsa müteallik yazımızda insan fıtratını ütü tutmayan yünlü kumaşa benzeterek ince bir misal vermiştik..

Bu asırda fıtrat-ı insaniye çabuk bozuluyor ve ütü tutmuyor. Bu manada fıtrat tahlili itibariyle de bu ders bizim ahir ömrümüze kadar dersimizdir. 

Son olarak belki birde şu açıdan hadiseye yaklaşabiliriz, tabi insan hayatında psikolojik olarak bakınca "telkin" çok ehemmiyetlidir. Bugün ilim dünyasının ifade ettiği bir mana var, telkin insanda ikinci bir fıtratı doğuruyor. Yani insan telkinin çocuğudur. Fıtrata neyi telkin ederseniz, neyi verirseniz onu alır.

Müsbet, olumlu ve güzel şeyleri telkin edince o telkinin insanlar üzerinde müessiri oluyor. Tıpkı ziraat sisteminde ki damlama tekniği gibi mütemadiyen hayrın, güzelliğin ve müsbet telkinin fıtrat üzerinde kalıcı ve semeradar bir tesiri oluyor. On beş günde bir okunması da o damlama tekniği gibi okuya okuya  fıtrata, ruha, kalbe ve manevi Latifelere damla tesirinde nüfuz edip, kemâl manada istifade etmeye Medar olur. Fizikte kuvvetlerin bileşkeni vardır, f1+ f2+ f3+ diye bu kanun maneviyattada cari bir kanundur. Akıl artı, kalb artı, ruh artı, hafi artı, ahva artı işte ihlas risalesi böyle teenniyle ağır ağır içine sindirerek, ruhuna giydirerek, âleme nakışederek süreklilik içerisinde okunursa o zaman o ihlâsın tereşşuhatı içimize iner..

Allah c.c bu manada ki hissemizi ziyadeleştirip İhlâsa tam muvaffak eylesin inşallah..

YORUM EKLE
YORUMLAR
MALCOLMX
MALCOLMX - 1 ay Önce

YAZI MUHTEŞEM..
BU YAZI BİR MÜTEHASSISLIK YAZISI..
YAZAN KİMYA BİLİYOR..
TEKSTİL BİLİYOR.
TARIM BİLİYOR.
OLMALI..

Okur
Okur - 1 ay Önce

Amin mühim bir ihlas dersi..