MAKBULİYET VE KUDSİYET

   Fazilet ve kemalat ehlinin rabbi ile bir münasebeti vardır. Birisi yakınlığın Feyzi ile iş görür diğeri İstidat ve kabiliyeti ile iş yapar. İslam'a ve Kur'an'a hizmetten Rabbimizin ihsan ettiği yakınlık ve kemalat şahsın meselesini hazmettiği nispette hâl olur. makbuliyet rabbimizin katında kaleme kağıda sığmayan işler nevindendir.Bir işi Rabbimiz kabul etmişse o işe bir kudsiyet verir.veya o iş Kudsidir ve makbul olur. İhlas risalesinde emredilen ;


   “Eğer o kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok . O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir.” sırr-ı Allah’u alem bu makbuliyete bakmaktadır.


   Çünkü halihazırda İslam aleminde yapılacak çok faaliyet varken muktezayı hale mutabık olan hangisidir bunu bilmek, yapmak ancak Rabbimizin İhsanı ile mümkündür. Bu ise İlm-i zaruri dediğimiz bir mevhibe-i ilahiyedir.


   Her zaman efâl-i mükellefin bellidir. Ancak şu anda ve şu zeminde ehli imanın küfre yapacağı Hamlenin şeklini ancak zamanın hükmünü bilen bilir veya ona ilham edilir.Onun içindir ki vazifeli hareketlerin hamlesi umum daire İslamiyette başlangıçta anlaşılmaz. Hatta şimdi Zamanı mıydı diye çok itirazlara da maruz kalır lakin hamle hedefine ulaşınca herkes anlar ki yapılacak iş buymuş derler. Hatta çok zaman bu hamleyi yapanlarda ne yaptığını bilmezler.Fakat bir sevk-i ilahiyle o işi atılırlar.  


   Mehdiyet hareketi ve hamlesi, hedefine ulaşınca ya kadar Mehdi Aleyhisselam'ın dahi kendini bilmemesi gibi bu nev-i bir sırdır. O Zat-ı Nurani,mehdiyetin her vazifesini yapar sonunda bir nevi vazifesi bitince bu yapılan işlerin mehdiyetin bir hamilesi ve o hamleyi yapan da kendisi olduğu için kendinin Mehdi (a.s) olduğunu idrak eder ve vazife tamamlanınca Mehdi olduğunu ilan eder. yani Mehdi (a.s)olarak işe başlamaz ama Mehdi (a.s )olarak vazifesini bitirir. İşte bu makbul Zât umum İslam aleminde başta anlaşılmasa da indi ilahide makbuldür ve onun cemaati Kudsidir onun Makbuliyetini bilmemesi, muhlasların ihlasını bilmemesi gibi,makbul olup olmadığını dahi bilmez. Ancak acz-i mutlak da ve fark-ı mutlak da olduğu için daima istiğfara devam eder.


   Rabbim bizleri o kudsiler cemaatine dahil eylesin ve son nefesimize kadar ayırmasın nasibimizi ziyade eylesin. Amin

YORUM EKLE
YORUMLAR
M.yusuf
M.yusuf - 2 ay Önce

Amin.Allah razı olsun .kısalığıyla beraber çok mühim noktaları izah eden bir yazı

M Tarık
M Tarık - 2 ay Önce

Aminn amin aminn

ubeyd
ubeyd - 2 ay Önce

amin

Ekrem
Ekrem - 2 ay Önce

Amin amin amin rabbim kaleminize ve dilinize hikmet ve kuvvet versin amin

Cihan YILMAZ / Keban
Cihan YILMAZ / Keban - 2 ay Önce

AMİN AMİN AMİN VESSELAMU ALEL MURSELUN VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

Baz_ul Eşheb
Baz_ul Eşheb - 2 ay Önce

Amin

Necdet Özdemir
Necdet Özdemir - 2 ay Önce

Amin

Mihmad Ahmad
Mihmad Ahmad - 2 ay Önce

Allah razı olsun