Mu’cizekar Manevî Kılınç

              Hazret-i Mehdi'nin cemiyet-i nuraniyesi, Süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid'akârânesini tamir edecek, Sünnet-i Seniyyeyi ihyâ edecek, yani âlem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (a.s.m.) inkâr niyetiyle şeriat-ı Ahmediyeyi (a.s.m.) tahribe çalışan Süfyan komitesi, Hazret-i Mehdi cemiyetinin mucizekâr mânevî kılıcıyla öldürülecek ve dağıtılacak.                   (29. Mektup)

            Daha önceki yazılarımızda sünnet-i seniyyenin bize ve ehl-i İmana bakan cihetini konuşmuştuk. Bugün ise sünnet-i seniyyenin Risale-i Nur’da süfyan komitesi olarak geçen islam düşmanlarına bakan cihetini konuşalım.

            Hep Sünnet-i Seniyyeyi diğer insanlara tebliğ edip onların da Risale-i Nur talebesini olmasını hedefledik. Lakin bugünkü konumuz küffara karşı olan bir kılıç.

            Geçen günlerde bir kişi bana bir soru sordu. Dedi ki neden bu kıyafetleri giyiyorsunuz. Ben de Peygamberimiz(s.a.v) in sünneti olduğu için dedim. Buna karşılık bu arkadaş bana Peygamberimiz(s.a.v) siyah sarığı cihatta sararmış lakin siz cihatta sarmıyorsunuz dedi. İşte üstünde durmak istediğim konu tam da burası.

Biz şu an manevi bir cihattayız. Sünnet-i Seniyyeyi giyerek aslında cihat ediyoruz. Şundan emin olmalıyız ki bizim bu kıyafetlerimiz islam düşmanlarını ve Kemalistleri tahrik ediyor. Bu sebeple bizim bu kıyafetleri giymekte tek amacımız tebliğ olmamalı. Küffara karşı bir kılınç olduğumuzu da unutmamamız gerekiyor. Bu zamanın cihat tarzını ve metodunu üstadımız Risale-i Nur’ larda emretmiş. Sünnet-i Seniyye bir mücahidin küfrün karşısında çekilmiş bir kılıncı ve en azametli duruşudur. Sefer bizden zafer Allah’tan dır. O yüzden bu zamanın seferi Sünnet-i Seniyyeyi tam manasıyla ihya etmek ve hayatımıza tatbik etmektir.

Aslında bize düşen bu görev çok büyük ve zor.  Lakin mükafatı da büyük olacak inşallah. 2 ordunun karşı karşıya geldiğini farz edelim. Bir ordu 1000 kişi. Diğeri ise 10 000. Mantıken düşündüğümüz zaman 10 000 kişilik ordu muzaffer olur.

Biz burada 1 000 kişilik orduyuz. Sayımız ne kadar az da olsa milyonlar ordusu olan küffara karşı mu’cizekar manevi bir kılınç olduğumuzu idrak edersek nasıl muzaffer olacağımızı  üstadımız Bediüzzaman Said Nursi (r.a) 21. Lem’a da bize izah etmiş.

Evet, üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakikî sırr-ı ihlâs ile, on altı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-ı tarihiye şehadet ediyor. (21. Lem’a)

Yukarıdaki, üstadımızın emrettiği sırra uyan bir grup mücahit ne kadar az ve zayıf da olsa bir ordu kuvvetinde ve kıymetinde olduğu için sefer görevini tam yapmış olacak. Zafer ise takdir-i İlahi olduğu için sabırla bekleyecek.

Allah bize üstadımızın istediği gerçek talebelerden olmayı nasib eylesin. Amin.

VESSELAM

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ferid
Ferid - 1 ay Önce

amin.maaşAllah

Hamse
Hamse - 1 ay Önce

MaşAllah .
Rabbim muvaffak etsin inşAllah

Aczimendi
Aczimendi - 1 ay Önce

Amin amin amin Allah razı olsun..

Metin
Metin - 4 hafta Önce

Rabbim, o mucizekar manevi kılıcın gölgesinden bizleri ayırmasın (amin)

Fatih Tunç
Fatih Tunç - 4 hafta Önce

Amin. Çok güzel yazı olmuş. Tebrik ederim Ahmet Münib abi.

MALCOLM X
MALCOLM X - 3 hafta Önce

COK GÜZEL VE BELİĞ İFADELERLE İZAH ETMİSSİNİZ