NEFS-İ KIYAS

insanın başlangıç noktası yanlış olunca varacağı yerde yanlış oluyor.

Nefsi kıstas olarak alınca insan kendine vay ki vay !!!

İlk kıyası şeytan yaptı:

"- ben ateşten Adem(a.s) topraktan yaratıldı " diye ilk mukâyeseyi kendisi yaparak helak oldu.

Demek ki neymiş kıyasta hayır yokmuş ben-i adem için. Kehf sûresinde de anlatılan bir kıssa var orda da bir kıyas var

" İki bağın sahibinin ayrıca başka geliri vardı. Bundan dolayı bu adam arkadaşıyla münakaşa ederken:  'Ben malca senden daha zengin ve insan sayısı bakımından da senden daha güçlü ve üstünüm' dedi.(34. Ayet)

Kıyas olunca başlar kıskançlık, gıbta,hased,düşmanlık,asabiyet... uzarda uzar bu liste bir çok kötü hasletin tohumu âdeta. -onda var ben de niye yok ! -o şu kadar mala sahip ! - Onun nüfusu var ,kalabalık -falan kişi şöyle yaptı ben de yapacam, altta mı kalacam !

- Şu cemaati şu kadar insan takip ediyor...

Bu kıyas örtüsünü kaldırınca altından başka başka şeyler çıkıyor.

Bu yüzden başımıza gelen her olaya  o pencereden bakıyoruz.

Her hadiseyi başkasınki ile kıyaslayıp ya kendimize moral veriyoruz ki daha kötü durumda olan ile-bu azınlık-  ya da çoğunlukla yaptığımız gibi bizden daha iyi durumda olanlara bakıp halimize şekva ediyoruz.

Hayata ,insanlara, başımıza gelen her musibete isyan ediyoruz.

Efendimizin( sallallahu aleyhi vesselam) dediği gibi:

“Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız.  Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır.

” Peki biz ne yapıyoruz?  inadına inadına yukarı bakıyoruz. İnsanların yaptığı aslında kendilerine zulümdür. Verilen bunca nimeti yok sayıp, sahip olduklarının farkına varmaz. Hep derler ya bardağın dolu tarafından bak diye ama ben illa acı çekecem dersen boşlukla içini meşgul et.  Neye yarayacaksa !!! Şikayet etme hakkı yoktur üstadın tabiri ile :

"Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk'a karşı hakk-ı itirazı yoktur ve şekva ve şikayete de haddi yoktur. Çünki şikayet eden ferdin hilaf-ı hevesini iktiza eden nizam-ı âlemde binlerce hikmet vardır.

O ferdi irza etmekte, o bin hikmetin iğdabı vardır. Bir ferdi razı etmek için, bin hikmet feda edilemez. وَ لَوِ اتَّبَعَ الْحَقُّ اَهْوَٓاءَهُمْ لَفَسَدَتِ السَّمٰوَاتُ وَ الْاَرْضُ Eğer her ferdin keyfine göre hareket edilirse, dünyanın nizam ve intizamı fesada gider.

Ey müteşekki! Sen nesin? Neye binaen itiraz ediyorsun? Cüz'î hevesini külliyat-ı kâinata mühendis mi yapıyorsun? Kokmuş olan zevkini nimetlerin derecelerine mikyas ve mizan mı yapıyorsun? Ne biliyorsun ki, zannettiğin nimet nıkmet olmasın. Senin ne kıymetin var ki, sineğin kanadına müvazi olmayan hevesini tatmin ve teskin için, felek çarklarıyla hareketten teskin edilsin!.. Mesnevi-i Nuriye - 192

Şikayet eden başını örse vurur kırar ancak, Boş olan tarafla uğraşmak faydasız.  Takdir-i ilahi deyip Rabbimin bir bildiği vardır demeli .Bu üslubu yakalayabilirsek ne mutlu bize... İbrahim Hakkı Hazretlerinin dediği gibi :

Hak, şerleri hayr eyler,

Zannetmeki gayr eyler,

Ârif ânı seyr eyler,

Mevlâ görelim neyler,

Neylerse, güzel eyler. ...

Sen adli zulüm sanma,

Teslim ol nâra yanma,

Sabr et, sakın usanma,

Mevlâ görelim neyler,

Neylerse, güzel eyler...

Deme şu niçin şöyle,

Bir nicedir ol öyle,

Bak sonuna, sabr eyle,

Mevlâ görelim neyler,

Neylerse, güzel eyler...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Filiz
Filiz - 1 ay Önce

Gerçekten çok haklısınız. Yüreğinize sağlık

Aczimendi
Aczimendi - 1 ay Önce

Allah razı olsun kardeşim. Gayet istifadeli bir yazı olmuş. Kaleminize ve Yüreğinize sağlık..