OROSTOPOL SÜLEYMAN

Bir önceki makalemizde “doğan görünümlü şahin” betimlemesi ile gerçekte yazarlığı -belediye ve partilerden malı götürmek, pardon kültür-fikir projelerinde- KOORDİNATÖRLÜK şeklinde yapan By Mahmut Bıyıklı’dan bahsetmiştik. Tanımadığı, bilmediği ve muhtemelen hayatı boyunca tesadüfen dahi görmediği Aczmendiler ve Müslim Gündüz Efendi hakkında derin derin bilgiler yazıyordu.

Eğer işin içinde ajanlık, istihbaratçılık gibi kutsal(!) bir görev yoksa böyle bir yalancılığa ancak “namussuzluk” denebilirdi. Ha böyle bir görev varsa ne denir peki?

Ne denecek, dense dense “görevli namussuzluk” denir elbette.

Bu tabirler ağır gelmesin, bir Müslümanın hanesi polis ve medya ordusuyla basılıyor, banyosuna kadar girilip saçından, başından çekiliyor ve aylarca yıllarca izzetine, namusuna devletin bütün devasa kurumları ile iftiralar, algı operasyonları yapılıyor. Elbette Müslümanın harim-i ismetine saldıranlar dünyada da ahirette de en hafif tabirle “namussuz” insanlardır. Namusu olanın yapabileceği bir şey değildir bu.

Namussuz olanlardan doğru bir şey sudur edeceğini beklemekte doğrusu safdilliğin ötesinde ahmaklıktır. Bu görevli-görevsiz namussuzların okuyucularını düşürdükleri durumdur bu.

Bir yalan düşünün. Biri ortaya atar. Sonra o yalanın kuyruğu ilk atanın da elinden kaçıverir. Ooo bir bakarsınız revaçta olan bu yalanın o kadar çok sahibi çıkar ki.

O yalanı ilk ortaya atanın bile ağzı açık kalır. İşin artık gülmenin ötesinde iğrençlik boyutuna gelmesini sağlayan bu maskaralık, öyle bir hale gelir ki yalanın son sahipleri de içine biraz inandırıcılık katmak için ekstra yalanlar söyleyip, o yalanın üstüne habire kaçak katlar çıkarır, böylece o meşhur yalanın sahibi olduklarını göstermeye çalışırlar.

Bu yalan uzmanı namussuzlarla başa çıkmak öyle kolay değildir. Bunların hepsini hukuk önünde, mahkemelerde rezil edip bolca tazminatlar almak işin cazip bir yönü gibi görünse de bu pisliklerin her şeyleri gibi elbette paraları da pistir. Bir de bunlarda zannedildiği gibi utanacak, kızaracak bir yüz de yoktur. Sadece şahsiyetsiz ve haysiyetsiz değil aynı zamanda yüzsüzdürler.

Ne diyelim? İyi ki ahiret var, iyi ki cehennem var.

Neyse şu meşhur yalana gelelim artık.

Malum Müslim Efendinin Kadıköy’deki dairesi medya ordusu(!) ve yüzlerce polis, istihbarat görevlileri ile basılıp, evinin kapısı kırılıyor ve kendisi üst tarafı çıplak vaziyette banyosunda iken banyosuna kadar giriliyor. Yüzü dünyada da ahirette de kara alçak polis köpekleri askıdaki elbisesini alamaması için yaşlı başlı Müslim Efendinin saçını başını çekiyorlar. Medya denen namus ve haysiyet akbabaları o görüntüleri ulusal-gayri ulusal ekranlardan “Müslim Gündüz müridiyle basıldı” diye binlerce kez servis ediliyor.

Peki hakikat-i hal neydi?

Evvela Müslim Efendi haşa “müridi” ile değil dünyada da ahirette de cari olan nikah ile hanımı olan Fadime Şahin’le kendi evinde idi. Polisin tarassutu ve şantajı altında olan Fadime Hanım’da, banyoda saldırıya uğrayan Müslim Efendi gibi evin salon tarafında aynı şekilde polisin alçakça saldırısı altında o da başörtüsü ve saçından çekiliyordu.

Bu hane baskınını organize eden polis ve istihbarat şefleri şimdi FETÖ örgütü üyesi olarak aldıkları onlarca müebbet hapisler ile içeride. Ama orda olanlar sadece FETÖ’nün üniformalı-üniformasız köpekleri değildi sadece. FETÖ’nün bizzat kendisinin ve güdümünde olan medyasının köpekleri de ordaydı. İşte onlardan biri olan o günün ZAMAN gazetesi yazarlarından TAMER KORKMAZ denen yalancı namussuz sonra bütün medyada dönen meşhur yalanı patlatmıştı.

Güya Müslim Efendi baskın gecikince kendisine saldıracak olan bu köpekleri telefonla arayıp “hadi nerde kaldınız, üşüdüm artık, falan filan” demişmiş.

Rejim tarihinin en aşağılık, en iğrenç olayı denebilecek meşhur baskını böyle bir “yalan” ile dünyaya servis edildi.

Sonrasında ne oldu?

Rejimi ele geçiren FETÖ şebekesinin en büyük ve ilk organize hareketi olan bu hane tecavüzü her yönü ile ifşa edildi. Müslim Efendi de Fadime Hanım da bu örgütlü organize yalan şebekelerinin iftiralarından beraat etti. Müslim Efendinin ceza aldığı davaların hepsi “fikir suçları” kapsamında olan davalardı. Organizatörlerinin hepsi hapislerde.

Bu meşhur yalanın baş mimarı ve gerçek sahibi Tamer Korkmaz denen aşağılık mahlukta mahkeme önünde yalanı tescil edildi ve tazminata mahkum oldu. O mahkum oldu da yalan ortada hala elden ele dolanıp duruyor. En son kimin elindeydi bilmiyorduk. Ama fazla merak etmemize gerek kalmadan o kendini ifşa ediverdi. Hepiniz tanıyorsunuz.

Ağzını yüzünü eğerek bükerek “dürüstlük”, “delikanlılık” pozları içinde “asabiyim ben” havalarında videolar da yapan Türkiye Gazetesi yazarı meşhur “asabi abi” SÜLEYMAN ÖZIŞIK!

Utanmadan bu tedavülden düşmüş yalana kendisini şahit göstererek “sahiplik” ve “yataklık” yapıyor. Bakın hem de ne şekilde:

“28 Şubat döneminde Milliyet gazetesi İstanbul Anadolu Yakası bölge muhabiriydim. Bir gün gazeteden aradılar, “Derhal Kadıköy’e falanca adrese geç. Büyük bir operasyon yapılacak” dediler.

Atladığım gibi olay yerine gittim.

Ortalık ana baba günü âdeta. Bir medya ordusu orada polisin operasyon yapması için bekliyor. Ama operasyon bir türlü yapılamıyor.

Nedir, neyin nesidir anlamaya çalışırken yanı başımda bir polis şefinin telefon görüşmesine şahit oldum. Aradığı kişi o dönem Türkiye’yi ayağa kaldıran Aczimendi Şeyhi Müslüm Gündüz’dü…”

At yalanı seveyim inananı!

Yazar(!) kendisine ait olmayan “yalana sahip çıkma yalanına” hızlı ve bodoslama giriyor. Evvela “Kadıköy hane tecavüzü” 28 Şubat döneminde değil. O dönemi herkes 28 Şubat süreci biliyor ya nasılsa peşin peşin inanırlar diye yalana önce ordan başlıyor. By “yalan yazarı” katıldığını iddia ettiğin “hane tecavüzü baskını” 28 Şubattan ta iki ay evvel 28 Aralık 96 da gerçekleşti.

Sonra gündüz vakti değil gece yarısı yapıldı bu baskın. Yani beni “gazeteden aradılar” kısmı da yalan. Sonra medya maymunları dediğin gibi orada beklemiyordu hepsi polislerle beraber gelmişlerdi. Allah yalancıları böyle evvela kendi dilleriyle rezil eder. Neyse devam edelim!

“İnanılır gibi değildi.

Biraz ötede Fadime Şahin ile aynı evde olan Müslüm Gündüz’e, “Hadi gecikiyoruz operasyon başlamak üzere, acele et” diyordu polis şefi. Sonra da yanındaki polislere dönüp, “Tamam, hazır bekleyin. Birazdan banyoya girecek, ikisini de uygunsuz durumda yakalayacağız” diyordu.

Sonuç?

Operasyon yapıldı, şeyh bozuntusu Müslüm Gündüz, Fadime Şahin ile uygunsuz durumda yakalandı. Türkiye ayaklandı, kıyametler koptu ve dönemin Başbakan’ı Erbakan postmodern darbe ile koltuğundan indirildi.”

Güler misiniz ağlar mısınız? OROSTOPOLLUĞUN zirvesi bu olsa gerek. Başkasının yalanını çalmak nedir ya Hu! Allah seni kahretsin. Kendin yalan uydurabilecek çapta değil misin? Değilsen senin gibi çapsızı o köşelerde ne diye besliyor sahiplerin.

Bak kötü tiyatrocu ve kendini yazar zanneden aşağılık yazar bozuntusu! Yalancılık haramdır ve büyük günahtır. Hele başkasının yalanını ayrıca hırsızlamak, çalmak insanı şeytana dahi maskara edecek bir günahtır.

Yaşını başını almış, belki de torun torba sahibi olacak çağa gelmişsin. Hepimiz için ecel bu saatten sonra yakındır.

Ne kabirde “Münker ve Nekir” ne de cehennemde “zebaniler” senin o toparlak yüzüne, eğip büktüğün ağzına, sosyal medyada yaptığın trollüklere ve de en önemlisi köşe yazarlığına bakmazlar. Öyle evladına adamlık dersi verme tiyatrolarını da kimse ciddiye almaz. İmanın da ısmarlama bir yalandan ibaret değilse “tevbe” et.

Samimice tevbe edip hatandan rücu edersen bizde hakkımızı helal eder ve bu yazdıklarımızı emin ol siler kaldırırız.

Vakıa gösteriyor ki bütün OROSTOPOL tayfası Müslim Efendiye çarparak gerçek mahiyetlerini faş etmeye devam ediyor.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aczimendi
Aczimendi - 2 ay Önce

Allah razı olsun.. Kaleminize kuvvet Allah bunların devrini döndersin ve yakındır inşAllah. Mecvut düzenin yalaka müptezelleri kansız ve soysuz güruh bunlar..

Sivaslı abdulvahab
Sivaslı abdulvahab - 2 ay Önce

Allah CC razı olsun ağzına saglik . Ama bu pezevenkler güçten anlar bu yazı ile kalmamalı . Dava açılmalıdır . Yoksa her önüne gelen bu yalanı 20 yıl daha sahiplenip anlayacaktır . Dava açılmalı bu şerefsiz namsussuzlar rezil edilmelidir aksi halde bunun onu alınamaz.

kahya
kahya - 2 ay Önce

acaba bu salamon aynanin karşisina geçtiginde kendi yüzüne bakinca ne görüyor.merak ediyorum..1)eger vicfani varsa ben bir yalanciyim der.2)bu bana yakişmadi.3)la ben yüzsüz müfteri biriyim.
3)gerçekden yazar ve fikir adamimiyim yoksa üfîrükden teyyaremiyim yani demekki aynayada bakmayacak kadar yüzsüz..vicdan ayinesi..

Ferhat dede
Ferhat dede - 2 ay Önce

O tarihte polis çevirmesine girdiğinde 5₺ rüşvet verip geçip giden insanların eline bakan polisin nerede hangi marka cep telefonu varda o telefonla nasıl bir polis ki milletin içinde oparadyonu duyura duyura konuşacak. Yalancı yavşak lar .

Fatih TUNÇ
Fatih TUNÇ - 2 ay Önce

Hakikaten orostopol bunlar. Bunun bir de abisi var. Gelene gidene,chp'lisinden iyi partilisine kadar sayın diye diye son 2 yıldır fetoculardan kalan boşluğa yerleştiler, şimdi karınları doydu aklınca hükümeti yönlendirmeye çalışıyorlar.

Ubeyd
Ubeyd - 2 ay Önce

Allah dostlarına ilişmek bela getirir. Rabbim bu ahmaklar yüzünden bizlere bela vermesin. Amin. Oyunlarını başlarına geçirsin.

Mehmed
Mehmed - 2 ay Önce

Allah razı olsun

Tamer Acımaz
Tamer Acımaz - 2 ay Önce

Allah razı olsun