Müslim Gündüz Efendi'den Süleyman Demirel paylaşımı

Müslim Gündüz Efendi'den Süleyman Demirel paylaşımı

Müslim Gündüz Efendi'den Süleyman Demirel paylaşımı

Müslim Gündüz Efendi İslam Düşmanlığı ile tanınan Süleyman Demirel ile ilgili sosyal medya hesaplarında paylaşımda bulundular.Hayatı boyunca hak yolunda doğruları söylemekten çekinmeyen,türlü iftira ve suçlamalara maruz kalan  Müslim Gündüz Efendi  gerçeklere gözü,kulağı kapalı olanlara bir mesaj gönderdi.

"Süleyman demirel 1999 TRT'de;Kuran-ı kerimdeki ahkam ayetlerini tatbik etmeyi istemek irticadır.Binaenaleyh Kuran'ı kerimdeki 230 ayeti kuran'dan çıkarmak lazımdır demişti.Bu itikatta olan adama ne denileceği malumdur.Bu adam ise yeni Asya gazetesinin mehdisidir."

1999 yeni şafak gazetesinde geçen haber ve yazan çarpıcı gerçekler:

Cumhurbaşkanı Demirel'in Kur'an-ı Kerim'de yer alan 230 ayetin geçerliliğini tartışan "Din Projesi" girişimi tepkiyle karşılandı. Girişimi 'dine müdahale' olarak tanımlayan uzmanlar,"Herkes kendi işini yapsın" dediler

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in zamanın değiştiğini ileri sürerek Kur'an-ı Kerim'deki 230 ayetin 'geçersiz' olduğu anlamına gelecek açıklamalar yapması "İslam'a müdahale" olarak yorumlandı. Devletin, dinin kaynaklarına müdahale edemeyeceğini belirten uzmanlar "Herkesin kendi işiyle uğraşması gerektiğini" kaydettiler. Cumhurbaşkanı Demirel'in dünkü Hürriyet gazetesinde "Baba'dan din atağı" başlığıyla verilen açıklamaları tartışmalara yol açtı. Kendileriyle görüştüğümüz ilim adamları, Cumhurbaşkanı'nın Kur'an-ı Kerim'deki ayetlerden bir kısmının geçerliliğini tartışmaya açmasını eleştirerek "Devlet her zaman dine şekil vermek ister. Bu, başarısızlığa mahkum bir çabadır. Devletin, dine müdahale alışkanlığından vazgeçmesi daha sağlıklı olur" değerlendirmesini yaptılar. Cumhurbaşkanı'nın din ile devleti 'uzlaştırma' çabasında iyi niyetli olabileceğini belirten uzmanlar, bunun için devletin dini eğitimi kısıtlamaktan ve dini 'tehlike' sayan uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini kaydettiler.

Demirel: Bu tartışmalar bitmez

Cumhurbaşkanı Demirel, deprem bölgesindeki incelemeleri sırasında "islami tartışmaları noktalamak üzere bir din projesi hazırladığı" yolundaki haberlerin hatırlatılması üzerine şunları söyledi: "O tartışmalar kolay kolay noktalanmaz. O tartışmalar bin seneye yakın zamandır yapılagelen tartışmalardır. O tartışmalar yalnız bizim ülkemize ait değil, yani müslümanlığa ait değil. Bütün dinlerde aşağı yukarı benzeri tartışmalar yapılmaktadır. Nitekim İtalya'da bugün Papa ile Bologna Üniversitesi Rektörü Umberto Eco arasında 'akıl mı vahiy mi?' tartışması yapılmaktadır. İnsanoğlu doğduğu günden beri kendisine verilen aklın değerini çok bilmemiştir. Veya lazım olduğu kadar bilmemiştir. Ve dünya bozuldukça, bizim inancımıza göre, Cenab-ı Allah peygamberler göndermiştir. Dünyayı düzeltmiştir. İşte bunlar, birbiriyle daima tartışma içerisinde olagelmiştir. Benim anlatmaya çalıştığım şey, din ve devlet ayrımında bugün birçok yanlış şeyler var. Yani Cumhuriyet devrimi din ve devleti ayırmıştır. Bunun daha iyi anlaşılması için birtakım bilginlerimizin düşüncesini aldım. İşte o haber bundan bahsediyor."

Diyanetten fetva bile 'istemiş!'

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Demirel'in görev süresi bitmeden önce kamuoyuna açıklayacağı belirtilen 'din projesi' konusunda uzun bir süredir çalışma yaptığı ortaya çıktı. Özellikle islam ve laiklik arasında 'zıtlık' bulunmadığı fikri üzerine oturtulan projenin diğer önemli bölümünde de islama yöneltilen '1400 yılda çok şey değişti, bazı kurallara uyulmasa da olur' eleştirilerine meşruluk kazandıran görüşler yer alıyor.

Din İşleri Yüksek Kurulu "alet" olmadı

Demirel, cumhurbaşkanı seçildikten sonra projesini hayata geçirmek için hemen bir çalışma başlattı. Cumhurbaşkanı yıllardır kendisine yakınlığı ile bilinen Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz'dan laiklik ve islamın çatışmadığı yönünde fetva istedi. Yılmaz, bu konuda tek yetkili yerin Din İşleri Yüksek Kurulu olduğunu bildirerek konuya buraya taşıyacağını söyledi. Bir kurul üyesi 'başarısız fetva girişimi' ile ilgili Yeni Şafak'a şunları söyledi: "Kurulun önüne alelacele böyle bir konu getirildi. Ancak bütün arkadaşlarda bir memnuniyetsizlik ifadesi vardı. Çünkü 'laiklik ve islam bağdaşır' demek kendimizi inkar olacaktı. Kuruldan öyle bir karar çıktı kı, istenilenin tam tersi oldu. Daha sonra bu karar, ilgili yerlere iletildi mi bilmiyorum. Aldığımız kararı da kamuoyuna açıklamadık."

Süleyman Demirel kimdir?

Süleyman Demirel, 1 Kasım 1924 tarihinde Isparta'nın Atabey beldesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. 1949 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'nden inşaat yüksek mühendisi olarak mezun oldu. 1948'de babası Hacı Yahya Demirel'in yeğeninin kızı Nazmiye Şener ile evlendi.

Çalışma hayatı

1950 yılında Elektrik İşleri Etüd İdaresi'nde çalışmaya başladı. Daha sonra sulama ve elektrik konularında araştırma yapmak üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderildi. 1954 senesinde Adnan Menderes tarafından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün barajlar dairesi başkanlığına tayin edildi. Bu dönemde Eisenhower Vakfı'nın kendisini bursiyer seçmesiyle yeniden ABD'ye gitti. 1962-1964 yılları arasında da serbest müşavir-mühendis olarak çalıştı. Bunun yanında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği alanında dersler verdi. Ayrıca Boğaziçi Köprüsü'nün ilk projesini  hazırlayan Morrison Knudsen Inc.in firmasının da Türkiye temsilciliğini yaptı.

Siyasi yaşamı

Süleyman Demirel, 1962 yılında Adalet Partisi'ne (AP) katılarak siyasete atıldı. Daha sonra Ankara'da meydana gelen olaylar sırasında AP genel merkezinin saldırıya uğraması üzerine aktif siyasetten çekildi. Bu hareketi parti içindeki muhalifler tarafından "şapkasını alıp kaçtı" veya "şapkasını bırakıp kaçtı" şeklinde propagandalar başladı. 

1964 yılında AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala'nın ani ölümü sonucu yeniden siyasete döndü. 28 Kasım 1964 tarihinde yapılan Adalet Partisi genel kongresinde de 1679 oydan 1072'sini alarak genel başkan seçildi. 1965 Türkiye genel seçimlerinde de Isparta milletvekili olarak Türkiyte Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Kurucusu olduğu 30. Hükümet'te de  Türkiye'nin 12. başbakanı seçildi. Bu dönemde Boğaziçi Köprüsü, Ereğli Demir Çelik İşletmeleri ile Keban Barajı gibi büyük projelerin inşaası gerçekleşti. 12 Ekim 1969 genel seçimlerinde de AP yeniden tek başına iktidar oldu ve Demirel ikinci hükümetini kurdu. Daha sonra 12 Şubat 1970 tarihinde de meydana gelen baskılar ve talepler sonucu başbakanlık görevinden istifa etti.

12 Mart 1971 Muhtırası

1970 yılında yeni bir hükümet kuran Demirel'in cendere altına alındığı sorunlardan bir tanesi haşhaştı. Richard Nixon yönetimindeki ABD hükümeti Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinden ülkede haşhaş ekiminin yasaklanmasını istedi. Bu talebin reddedilmesi sonucunda iki ülke arasındaki ilişkiler iyice gerildi. Bunun yanında iktisadi durumun bozulması, işçi eylemleri, Türk lirasının değerinin yüzde 66 oranında düşürülmesi, öğrenci olayları ve grevler karşısında Demirel, 1961 Anayasası'nı suçlayarak bu şekilde ülkenin yönetilemeyeceğini savundu. 12 Mart 1971 tarihinde meydana gelen askeri darbe sonucunda da Süleyman Demirel istifa etti. 

12 Mart'tan 12 Eylül'e

31 Mart 1975 tarihinde Süleyman Demirel'in başkanlığında Adalet Partisi (AP), Milli Selamet Partisi (MSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyetçi Güven Partisinden (CGP) oluşan koalisyon hükümeti kuruldu. Bu dönemde ülkede yeniden yoğun terör olayları ve toplumsal hareketler başladı. Bunun yanında Türkiye, hızlı enflasyondan kaynaklanan bir ekonomik bunalıma girdi. Daha sonra 1977 yılında Demirel, yeniden başbakan oldu. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi'nin AP'den seçilmiş 13 milletvekilini bakanlık vaadiyle transfer etmesi üzerine görevinden alındı. 1978 yılında da Bülent Ecevit tek başına iktidara geldi. Fakat ülkede meydana gelen sıkıntılar, enflasyonlar ve iç karışıklıklar Ecevit iktidarına olan güveni azalttı. 14 Ekim 1979 ara seçimlerinde devrimci grupların da yönetimi boykot etmesiyle oyları gerileyen CHP iktidardan çekildi. Aynı yıl içerisinde Demirel yeniden başbakan seçildi.

12 Eylül 1980 askeri darbesi

12 Eylül 1980 askeri darbesiyle Demirel'in başbakanlığı sona erdi ve Gelibolu'da bir ay gözetim altında tutuldu. Bunun yanında 10 yıl siyaset yasaklıları kapsamına alındı. Daha sonra 20 Mayıs 1983 tarihinde Adalet Partisi'nin (AP) devamı niteliğinde olan Büyük Türkiye Partisi kuruldu. Ancak parti 31 Mayıs 1983'te Milli Güvenlik Konseyi tarafından kapatıldı. Süleyman Demirel de siyaset yasağını çiğnediği gerekçesiyle bazı partililerle birlikte bir süre Çanakkale, Zincirbozan'da dört ay zorunlu ikamete tabi tutuldu. 6 Eylül 1987'deki halk oylaması sonucunda siyaset yasağı kalkan Demirel, 24 Eylül 1987'de Doğru Yol Partisi'nin genel başkanlığına seçildi. 1987 Türkiye genel seçimlerinde de Isparta'dan milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. 

Son başbakanlığı

Süleyman Demirel 20 Kasım 1991 tarihinde Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ile bir koalisyon hükümeti kurdu. Bu dönemde Cumhurbaşkanı Turgut Özal'la Süleyman Demirel hükûmeti arasındaki yetki çatışması uzun süre siyaset gündemini belirledi. Bunun yanında büyük şehirlerdeki aşırı sol terör eylemlerinin denetim altına alınmasında da büyük ilerleme sağlandı.

Cumhurbaşkanlığı

17 Nisan 1993 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal koroner yetmezliğine bağlı tansiyon düşmesi sonucunda yaşamını yitirdi. Süleyman Demirel 4 Mayıs 1993'de Özal'ın beklenmeyen ölümüyle boşalan cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıkladı ve ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi. 16 Mayıs 2000 tarihinde de görevini Ahmet Necdet Sezer'e devretti.

Vefatı ve cenazesi

Süleyman Demirel, 17 Haziran 2015 tarihinde kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında Ankara'da hayatını kaybetti. 19 Haziran 2015'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki devlet töreni ve Kocatepe Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından memleketi Isparta'ya götürüldü. Cenazesi İslamköy'deki anıt mezar olarak tahsis edilen yerde toprağa verildi.

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2020, 23:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER