BEDİÜZZAMAN'IN SEYYİDLİĞİ MESELESİ

Bediüzzaman mahkeme müdafaasında “Ben seyyid değilim” der.

BEDİÜZZAMAN'IN SEYYİDLİĞİ MESELESİ

Bediüzzaman mahkeme müdafaasında “Ben seyyid değilim” der. Üstadın resmi kimliğine baktığımızda Nurslu olduğu ve Doğu Bölgesinde dünyaya geldiği anlaşılmaktadır. Bu ifade düşünülürken mahkemedeki şartlar dikkate alınmalıdır. Zira Bediuzzamanın seyyidliğini kabul etmesi, onların nazarında siyasi manada yorumlanacak ve mahkûmiyetine sebep olabilecektir. Halbuki 1.Emirdağ Lahikasının son kısma yakın bir mektubunda ise, “Ben kendimi seyyid bilemiyorum. Nesiller bilinmiyor. Ancak ben manevi ehl-i beytten sayılabilirim” der. Son Şahitlerde Salih Özcan’ın hatıralarında, Üstad neslinin hem anne ve hem de baba cihetiyle Hz.Hasan ve Hz.Hüseyine dayandığını bizzat ifade etmiştir. "Bediüzzaman Hazretlerinin varislerinden Seyyid Salih Özcan'ın naklettiğine göre, bir gün Üstad'la aralarında şu konuşma geçer:
- Salih sen seyyidsin, değil mi?
- Evet! Üstadım.
- Peki Seyyid Salih, sence ben seyyid olabilir miyim?
- Muhakkak Üstadım, siz seyyidsiniz.
- Seyyid Salih, ben anne tarafından Hüseyni, baba tarafından ise Haseni-
’yim.
"
Bununla beraber şarkta seyyidlerin büyük bir yekun teşkil ettiği de bilinmektedir. Kendi şahsiyetini nazara vermeyen, şahsiyetini her zaman şahs-ı manevi içinde eriten ve büyük makamlar bile verilse ihlâs sırrıyla bu makamlardan içtinap eden bir üstaddan aşikâre eserlerinde seyyid olduğunu beyan etmesi beklenemez. “Seyyid olanın seyyid değilim demesi günahtır” ifadesi kanaatımıza göre, seyyidliği kesin olarak tescil olunan kişiler hakkında olsa gerektir.


huravaz

Güncelleme Tarihi: 22 Şubat 2020, 13:49
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER