BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’NİN HUSUSİ HALLERİ İLE İLGİLİ BİLİNMEYENLER!

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ’NİN HUSUSİ HALLERİ İLE İLGİLİ BİLİNMEYENLER! işte detaylar!

BEDİÜZZAMAN  SAİD NURSİ’NİN  HUSUSİ HALLERİ  İLE İLGİLİ  BİLİNMEYENLER!

1. ÜSTADIN YEMEK YEMESİ

Bediüzzaman Hazretlerinin yemek yedikten sonraki iki saat içerisinde hiçbir şey yiyip içmediğinin hikmeti şudur ki; bu davranış peygamber efendimizin bir sünnetidir. Hem günümüz tıp dünyası da bunu onaylamakla kalmayıp, ısrarla tavsiye etmektedirler. Yenen yemeğin sindirimi, yaklaşık iki saat içerisinde tamamlanmaktadır. İki saatten önce mideye bir şeyler, hususen sıvı gıdalar göndermek, midenin hazım için ayarladığı asit karışımının ölçüsünü bozmakta ve yeniden karşımı ayarlaması  gerekmektedir. Bu ise hem enerji kaybına hem yorgunluğa ve birtakım rahatsızlıklara sebep olduğu ifade edilmektedir. Üstad'ın, suyu kaynağından getirip içtiğini biliyoruz. Kaynak suyunun soğukluğu bizim anladığımız anlamda dolap suyu gibi soğuk değildir, serin sulardır. Yoksa dolapta soğutulmuş ve bekletilmiş suları, Üstadımız içmezmiş. Bir hikmeti de sürekli zehirlenmesi, malum o esnada vücut ısısı oldukça artıyor. Bunu da serinletmek amacıyla ve harareti kesmesi açısından soğuk su içmesi gerekirdi, nitekim öyle de yapmış…

2. ÜSTAD VE RİYAZET 

Nefsin terbiye ve ıslah edilmesinde riyazet denilen az yemek, az uyumak ve az konuşmak metodu, çok eski ve tatbik edilen bir metottur. Bütün alim ve evliyalar, riyazet metodunu kullanarak nefsini terbiye ve tezkiye etmişlerdir. Bu metodu uygulayıp uygulamamak, insanın irade ve iman kuvvetine bakar. İrade ve imanı kuvvetli olanlar, pekala bu metodu uygulayıp nefsinin aşırılıklarını ve kötü alışkanlıklarını törpüleyip temizleyebilir.

Ama bu metodu tatbik etmek, herkeste aynı şiddet ve derecede olmaz. Eski zamanda büyük evliyalar, çilehanelere kapanıp kırk gün çıkmadan, az yemek ve az uyumak ile nefsini öldürecek derecede şiddetli riyazetler yaparlarmış.  Bu zamanda  bu riyazeti emr-i nebeviye göre hareket ederek bizde yapabiliriz. Hadis-i şerifte emredildiği gibi midemizin üçte birisini yemek, diğer üçte birisini su ve kalan üçte birisini de boş bırakmayı tatbik edebiliriz. Uykumuzu azami beş saat ile sınırlı tutup gecelerimizi değerlendirebiliriz. Lüzumsuz ve malayani konuşmaları terk edip, iman ve Kur’an hakikatleri ile meşgul olabiliriz. Belki biz Üstad gibi ağır bir riyazetin altından kalkamayabiliriz ama; sünnete ittiba ederek hem nefsimizi terbiye eder hem de adetlerimizi ibadete çevirebiliriz.


Üstad'ın bu riyazeti yapmasında; hem kesbilik hem de vehbilik vardır. Üstad'ın iman ve irade kuvvetine yetişmek mümkün olmasa da gücümüz ve takatimiz nispetinde hareket etmek gerekir.

3. ÜSTAD VE HÜRRİYET ANLAYIŞI 

İnsan olan insan için hürriyet ve özgürlük, sadece bedene mahsus değildir. Hatta bedenin hürriyeti ve rahatı için çok insanlar fikir ve ruhunu satıp düşüncelerine prangalar vurmuşlar. Bedenleri özgürce dolaşırken ruhları ve fikirleri hapiste kalmıştır. Özgürlüğü, çarşı pazarda gezme, mesire yerlerinde piknik yapmaya indirgemiş,  insanların gerçek hürriyet olan  fikir ve ruh özgürlüğünü anlamasını beklemiyoruz. Üstad Hazretleri, düşünce ve ruhunu özgürleştirmek için bedeninin hürriyet ve rahatını feda etmiş, namuslu bir âlim haysiyetli bir düşünür, cebir ve baskılara meydan okuyan gerçek bir ahrardır. Cebir ve baskılara göğüs geremeyip, kalem ve dilini otoriteye kiralayan aydınlar, zahiren ve bedenen hürriyet  içinde olsalar da gerçekte ya da kamu vicdanında mahpusturlar ve zavallıdırlar. Üstad Hazretleri bu yüzden gerçek bir "hür adam" hakiki bir özgürlükçüdür. Allah’a iman ile itaat eden birisi, başkalarına asla boyun eğmez, onların tasallut ve baskılarına beş para değer vermez, gerçek hürriyet budur.

Kaynak:HürAvaz

Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2020, 12:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER