BEDİÜZZAMAN VE İZDİVAÇ

BEDİÜZZAMAN VE İZDİVAÇ

BEDİÜZZAMAN VE İZDİVAÇ

Evlenmenin, kişinin durumuna göre farz, mekruh, sünnet, mubâh ve haram yönleri vardır. Mesela, kişi geçimsiz biri ise ve dahası ailesine haram yedirecekse, böyle bir kimsenin evlenmesi mekruh sayılmıştır. Haram yiyen bir kişi bu durumundan ötürü hesaba çekileceği gibi, böyle birinin başkasının kızına ve ondan doğacak çocuklara haram yedirmesi de haramdır. İşte bu durumda olan bir kişinin evlenmesi bir kısım ulemâya göre en azından tahrimen mekruh sayılmıştır. 
 
Kişinin mâli imkânı var ve zina korkusu yoksa, onun evlenmesi sünnettir. Zinaya düşme ihtimâli olan kişinin evlenmesi ise farzdır. Bu itibarla evliliğin hükmü şahısların durumuna göre değişmektedir. Hz. Mesih (as) ve Hz. Yahya (as) evlenmemişlerdir ve Hz. Mesih ve Hz. Yahya gibi imana hizmet eden, ahlaksızlığa sapmamış, daha tertemiz bir hayli bekâr vardır. Evet, bu mevzu şahıslara göre değişmektedir. Mutlak bir şey söylemek oldukça zordur. Kimisi evlenmeden âlâ-i illiyyine çıkar, kimisi evlenerek âlâ-i illiyyine çıkar. Kimisi evlenmez esfel-i safiline sukut eder, kimisi evlenir esfel-i safiline sukut eder.

İzdivaç yapan bir kısım erkeklere, evlendikten sonra nefsin kadınlara olan alâkasının kesilip kesilmediğini, evliliğin bu meseleye bir çare olup olmadığı sorulduğunda, onların vermiş olduğu cevaplardan, izdivacın günahlara karşı bir sütre olduğu sonucu çıkmaktadır. Ancak, hedefi ve gâyesi olmayan izdivaçlar, niyetsiz ameller gibi bereketsizdirler. Gâye olmayınca bazen dinine, diyanetine bakılmadan hiç tanınmayan birisiyle sırf boyuna posuna ve cismâniyetine bakılarak evliliğe benzeyen bir araya gelmeler, uhrevî derinliğinin olmaması yanında, çok defa imtizaçsızlıklar ve geçimsizliklerle sonuçlanır. Hele bir de, Kur'ân'a inanan ve inanmayan, Resûlullah (asm)'ı tanıyan ve tanımayan iki kişi bir araya gelmişse...

Evet, aileler arasında inanma ve inanmama açısından zıt düşünceler söz konusu ise, dinî, fikrî sürtüşmeler kaçınılmaz olur ve telâfisi imkânsız uyuşmazlıklar baş gösterir. "Gayeli izdivaç," enine-boyuna düşünülerek, hissin yanında aklî-mantıkî olan izdivaçtır ve evlenmede "maksat" düşünülerek hareket edildiğinden ailede huzur vardır. Neticesi düşünülmeden ve bir gâye gözetilmeden yapılan evliliklerin neticesinde ise, değişik sıkıntılar söz konusudur. Böyle bir yuvada, aile fertleri sürekli huzursuzluk yaşarlar. Bu meselelerin içine hiç girmeyenlere gelince, bunlar çok fazla bir şey bilmezler. "Böyle başladık gidiyoruz" der ve sâfiyane yürür, giderler. İlgili hâdis-i şerife gelince; Deylemî'den (r.a.) mervi hâdis-i şerif meâli: "Allah bir kulu sevdiği vakitte onu Zât-ı Uluhiyetine hizmet etmek için seçer. Onu kadınla ve evlâd ile meşgul ettirmez."  Bu, bâhusus hicretin 200 senesinden sonra içindir. Çünkü bir de "200 senesinden sonra en hayırlınız zevce ve veledi olmamakla yükü hafif olanınızdır." hâdis-i şerif'i vardır. Bu hâdis-i şerif ile "İzdivaç ediniz, çoğalınız. Ben kıyamette sizin kesretinizle iftihar edeceğim." hâdis-i şerif'i arasında tenâkuz yoktur. Şöyle ki: Nikâhlanmayı emreden hâdis-i şerif, şartları hâiz olanlara, nikâhtan dolayı mücâhedeyi terk etmeyenleredir. Yukarıdaki hâdis-i şerif'ler ise, şartları hâiz olmayan ve dini uğrunda mücâhedeyi, evlenmekten dolayı terk edenleredir."

Bediüzzaman hazretleri de ömrünü Kur’an hizmetine vakfetmiş bütün hayatı boyunca ailesinden uzak kalmış biri olarak evlilik hayatının mesuliyetlerini yerine getiremeyeceği için evlenmemiştir “Ben dokuz yaşından beri şefkatli vâlidemi görmediğimden sohbetinde bulunamadım. O hürmetli muhabbetten mahrum kaldığım ve üç hemşiremi de onbeş yaşımdan sonra göremediğim, Allah rahmet etsin vâlidemle beraber berzah âlemlerine gittikleri için dünyanın çok zevkli, lezzetli olan uhuvvetkârane sohbetlerinden, merhamet ve hürmetten mahrum kaldığımdan ve üç kardeşimden iki kardeşimi elli seneden beri görmediğimden (Allah onlara rahmet etsin) öyle kıymetdar, dindar, âlim iki kardeşimin sohbetinden, hürmetkârane muhabbet, merhametkârane şefkatteki sürurdan mahrum kaldığımdan bu dünyada Risale-i Nur'un imanda Cennet çekirdeği bulunduğunu gösterdiği gibi, bugün dört fedakâr hizmetimde bulunan manevî evlâdlarımla bir seyahat ettiğim zaman, imandaki Cennet çekirdeğinin bir zerreciği kat'iyyen ruhuma ihtar edildi. 
 Ömrümde mücerred kaldığımdan dünyada çocuklarım olmamasından, çocuklara karşı şefkatkârane zevklerinden, memnuniyetlerinden de mahrum kaldığım ile beraber bu noksaniyeti hissetmiyordum.”

Emirdağ Lahikası-2 ( 212 ) 

Kaynak:HürAvaz

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmed Tarık
Mehmed Tarık - 2 yıl Önce

Çile Adam'ı Bediüzzaman..
Senin hayatını bilmeden aşk doğar mı Risale okurken..
Davandaki hedefindeki istikamete zaferlerle giderken kaç Gül kokusundan mahrum kaldın Sen Üstadım.. Sırf birini daha kurtarayım Ateşten diye 50 senedir görmedim hemşirelerimi dedin vicdanımız kurusun ki biz daha kendimizi kendi istirahatimizi feda edememişiz..

SIRADAKİ HABER