CEVŞEN-İ KEBİR NEDİR? FAZİLETİ VE OKUNMASININ FAYDALARI

Cevşen, zırh anlamında Farsça bir kelimedir. Ehl-i Beyt kaynaklarından Musa Kâzım, Cafer-i Sadık, Muhammed Bakır, Zeynelabidin ve Hüseyin b. Ali (ra) ve Hz. Ali (ra) tarıkıyla Peygamberimizden (asm) rivayet edildiği için Farsça “Cevşen” ve Arapça “Kebir” terkibi ile “Cevşenü’l-Kebir” ismi ile rivayet edilmiştir.

CEVŞEN-İ KEBİR NEDİR? FAZİLETİ VE OKUNMASININ FAYDALARI

Cevşen, zırh anlamında Farsça bir kelimedir. Ehl-i Beyt kaynaklarından Musa Kâzım, Cafer-i Sadık, Muhammed Bakır, Zeynelabidin ve Hüseyin b. Ali (ra) ve Hz. Ali (ra) tarıkıyla Peygamberimizden (asm) rivayet edildiği için Farsça “Cevşen” ve Arapça “Kebir” terkibi ile “Cevşenü’l-Kebir” ismi ile rivayet edilmiştir.
 

Cevşen her bölümü Allah’ın isminden on tanesini ihtiva eden 100 bölümden ibaret uzun bir duadır. Her kırk ismin başında “Allahım bu isimlerin hürmetine Senden istiyorum.” ifadesi
vardır. Sonunda da “Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim El-Aman El-Aman, bize eman ver, bizi dünyanın  afetlerinden ve cehennem azabından koru!” diye cehennemden
ve kişiyi cehenneme götürecek her nevi kötülükten ve günahtan Allah’a sığınılır.

 

Ahmed Ziyadeddin Gümüşhanevî hazretleri Peygamberimizden (a.s.m) günümüze Sahabenin, İslam bilginlerinin ve Meşayıh denilen tasavvuf büyüklerinin evrad ve ezkârlarını, İmam
Şazeli’nin, Şah-ı Nakşibendinin ve Muhiddin-i Arabi’inin dualarını ve evradlarını “Mecmuatu’l-Ahzab” adı altında  toplamıştır. Cevşenu’l-Kebir de bu eserin üçüncü cildindedir.

 

Mecmuatu’l-Ahzab’da analtıldığına göre Peygamberimiz (asm) Uhut Savaşında üzerinde zırhı olduğu halde küffarın hücumuna maruz kalmış ve zırhın bir parçası peygamberimizin
(asm) çenesine batmıştı ve Uhut Dağına doğru gitmekteydi. Hava çok sıcaktı ve peygamberimiz (asm) zırhın da ağırılığı ve yaralı haliyle sıkıntı içindeydi. Cebrail (as) geldi ve “Allah Sana selam ediyor. Zırhı çıkarsın ve bu duayı okusun! Bu duayı okur ve üzerinde taşırsa zırhtan daha büyük tesiri olur.” dedi. Her zaman ümmetini düşünen peygamberimiz (asm) “Bu duanın tesiri yalnız bana mı mahsus, yoksa ümmetime de şamil mi?” diye sordu. 
Cebrail (as) “Ya Resulallah! Bu dua Cenab-ı Allah’ın sana ve ümmetine bir hediyesidir. Bunun sevabını da Allah’tan başkası takdir edemez.” (Mecmuatu’l-Ahzab, 3:231.) buyurdu.
 

Cebrail’in (as) getirdiği bu dua ile peygamberimiz (asm) zırhı çıkardı ve bu duayı kalbinde yazılı buldu ve okudu. Daha sonra Hz. Ali’ye (ra) yazdırdı. Hz. Ali (ra) da yazarak Hz. Hüseyin’e
(ra) öğretti ve ondan rivayet edilerek zamanımıza kadar geldi.

FAZİLETİ
Bu duayı her günün başında bir veya bazan üç defa tamamını okuyan Üstad Bediüzzaman, talebelerine de okumalarını tavsiye eder; kendileri de belâ, sıkıntı ve musibet zamanlarında
okuyarak sıkıntılarını hafiflettiğini söylerdi. Hattâ münafık düşmanlarının maddî ve mânevî 
zehirlerine karşı “Cevşen ve Evrad-ı Kudsiye-i Şâh-ı Nakşibend beni ölüm tehlikesinden, belki
yirmi defa kudsiyetleriyle kurtardılar.”
(1) diye ifade eder ve Cevşenü’l-Kebîr için de yine “Bu duanın feyziyle ölümden muhafaza olunuyorum.” derdi.
(1) Emirdağ Lahikası-I, 92. Mektup.

HürAvaz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER