Sadece Küfür Lafzını Söyleyen Kâfir Olur mu?

Sadece Küfür Lafzını Söyleyen Kâfir Olur mu?

Küfür kelime olarak “ örtmek” demektir. Dinî literatürde ise Hz. Peygamber’i Allah’tan getirdiği şeylerde yalanlayıp, onun getirdiği kesinlikle sabit dinî esaslardan bir veya birkaçını inkâr etmek anlamına gelir.

Küfrün en belirgin alâmeti, dinin temel esaslarından birini veya tamamını reddetmek yahut onları beğenmemek, önemsememek ve değersiz saymaktır.

Tekfir, Müslüman olduğu bilinen bir kişiyi, inkar özelliği taşıyan inanç , söz veya davranışından ötürü kâfir saymak demektir. İrtidad ise Müslüman’ın dinden çıkması anlamına gelir. Dinden çıkana “ mürted “ denir.

Bir Müslüman’ın kâfir olduğuna hükmedilmesi onu pek ağır dünyevi sonuçlara, müeyyide ve mahrumiyetlere mahkûm etmek anlamına geldiğinden, tekfir konusunda çok titiz davranmak gerektiği açıktır. Müslüman olduğunu söyleyen bir kimsenin, bu dünyada mümin kabul edilebilmesi ve İslam toplumundan dışlanmaması gerekir.  Çünkü dünyada dış görünüşe ve ikrara göre işlem yapılır. İçten inanıp inanmadığını tespit ise Allah’a mahsus ve ahirete ilişkin bir meseledir: “...Size selâm verene dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek, sen mümin değilsin demeyin...” ¹ buyrularak buna işaret edilir.

O yüzden Hz. Üstadın dediği gibi “ İnsan hüsn-ü zanna memurdur.” Ben Müslüman’ım , müminim diyenin ağzından çıkan elfaz-ı küfürden dolayı tekfirleyemeyiz.

Meselâ, demiş: "Bu şey küfürdür." Yani o sıfat imandan neş'et etmemiş, o sıfat kâfiredir. O haysiyet ile o zât küfür etti denilir. Fakat mevsufu ise ma'sume ve imandan neş'et ettikleri gibi, imanın tereşşühatına da haize olan başka evsafa mâlik olduğundan, o zât kâfirdir denilmez. İllâ ki, o sıfat küfürden neş'et ettiği yakînen biline. Zîrâ başka sebebden de neş'et edebilir. Sıfatın delaletinde "şekk" var. İmanın vücûdunda da "yakîn" var. Şekk ise, yakînin hükmünü izale etmez. Tekfire çabuk cür'et edenler düşünsünler² 

Demek ki, bir mü’minde, imandan kaynaklanmayan belki cehaletten, sefahatten yahut daha başka bir kaynaktan beslenen sıfatlar bulunabilir. Bu sıfatlara “kâfire” tabir ediliyor. Yine o mü’minin, imanından kaynaklanan birçok da mâsum sıfatı bulunuyor. İşte bu sıfatlar, o zâta kâfir dememize mâni. Onun dilinden küfrü icap eden bir söz çıkmışsa, yahut o mü’min, imandan kaynaklanmayan ve ancak kâfirlere yakışacak fiiller işlemişse yukarıda verilen ölçüye göre, bunların küfürden doğduğunu, yâni o adamın küfür niyetiyle, islâm’ı inkâr kasdıyla bunları yaptığını kesinlikle bilmedikçe onu tekfir edemeyiz; kendisine kâfir diyemeyiz. “Sıfatın delâletinde şek var.” cümlesi kesin hüküm vermemizi engelliyor. Yâni o yaptığı işin, söylediği sözün, taşıdığı sıfatın, onun kâfir olduğuna delil olması şüpheli. Bunları küfür kastıyla yaptığını kat’i olarak bilemiyoruz. Ama kendisinin mü’min olduğunu biliyoruz. Kendisinden sorsak, "ben mü’minim, Müslümanım" diyecektir. Buna göre imanın delâletinde yakîn var, kesinlik var, kat’iyet var. Ama küfrün varlığında şek, yâni şüphe var, zan var, tahmin var. Biz yakîni, şek ile iptal edemeyiz ve o adama kâfir diyemeyiz.


 

Kaynaklar

1)Nisâ 4/94

2)Âsâr-ı Bediiye- Sünûhât

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER