Şirk Nedir ve Şirk Çeşitleri Nelerdir?

Şirk Nedir ve Şirk Çeşitleri Nelerdir?

Şirk Nedir ?

Şirk; Allah’a zatında sıfatlarında hükmünde uluhiyet ibadet veya mülkünde ortağı dengi bulunduğuna inanmak ve bunu benimsemektir. Küfür nasıl imanın zıttı ise şirk de tamamen tevhidin zıttıdır. Şirk en büyük zulümdür.

Şirkin Çeşitleri

Putperestlik: putlara ve Allah’tan başka şeylere şerli ve mudıll (yoldan çıkaran, saptıran) insanlara takmak.

Islamiyetten önceki asırlarda daha çok insan biçiminde ilah tasavvur edip suretlendirmek olan müşebbihe anlayışından ve cehaletten doğan kesret-i ilah (Politeizm) şirki yani putperestlik vardı. Sanemperest olan insanlar kendi elleriyle yaptıkları taştan, tahtadan hatta undan yaptıkları ilahlara tapıyorlardı. Bunların nazarında ilah mefhumu, mabud tasavvuru her şeyden evvel bir kadın hayalidir. Bunun içindir ki, putların ekserisi inas (kızlar, kadınlar) suretinde ve inas ismindedir.

Yunanlılar ve sair putperest akvamın esnamları (putları) da dişidir. Cahiliye devri Arabi meleklerin Allah'ın kızı olduğunu kabul ediyorlardı. Sonra Melekleri temsilen bir takım putlar yapıyorlar ve onlara lat, menat, uzza gibi kadın isimleri takıyorlardı.

Bu hal müşriklerin öyle bir dal aleti ve şeytanların öyle bir desisesidir ki her hangi bir şeyi sevecek olsalar ona mutlaka bir kadın tasavvuru karıştırırlar. Güneşe taparlar dişi tasavvuru ederler. Yıldıza taparlar dişi tasavvur ederler, Melaikeye taparlar, inas tasavvur ederler ve bu suretle bütün zevk taabbüdü şehevatta toplayıp hakları hakikatleri hayallere feda ederek kadın hayallerini karşısında hakiki kadınları payimal ederler.

Allah’tan başka şeylere taabbüdün cezasını Allah verecektir...

Kesret-i İlah: Tarih boyunca Allah’ı bırakıp kendilerine başka Tanrılar edilen insanlar var olmuştur. Bunlardan bir kısmı tabiat güçlerini, bir kısmı ruhları,bir kısmı da kendi yaptıkları putları ilahlar olarak kabul etmişler ya da Allah’ın yanında başka ilahların da olduğuna inanmışlardır. Bazı toplumlarda ise çok ilahlı inancı her kabile ye ait ilahlar olarak kendini göstermiştir.

Kur’an’da Nahl suresi 36. Ayette “Andolsun ki biz Allah’a kulluk edin ve Tağut'tan sakının” diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün inkar edenlerin sonu nasıl olmuştur!” buyrulmaktadır.

Esbab Şirki: Asrımızda ise bir kısmı insanlar; fen ve felsefeden gelen tabiatperestlik (naturalizm) ve esbabprestlik şeklindeki şirk ve inkar ile dalalete gidiyorlar. Tabiatın ve sebeplerin tesir sahibi olduğunu iddia etmek, tabiat ve esbab şirkidir. Halbuki, bütün kainat ve içinde cereyan eden bütün kanunlar, Allah’ın yaratması ile olduğu gibi, Allah’ın bir fasıla “Kayyumiyet” tecellisinin devamıyla emr-i nisbî olan o kanunlar devam eder.

İnsanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmam eden dehşetli kelimeler var.

  • Evcedethü-l esbab (esbab bu şeyi icad ediyor)
  • Teşekkele binefsihi ( kendi kendine teşekkül ediyor, oluyor, bitiyor)
  • İktezathü-t tabiat (tabiidir, tabiat iktiza edip icad ediyor)

Şirk-i Hafi: Hafî şirke gelince, bu ana hatlarıyla ikiye ayrılır. Birisi, Allah'ın rızasını unutup insanlara riya ve gösteriş de bulunmak, yahut nefsin arzularını tatmine özen göstermek. Diğeri de eşyanın yaratılmasında birer sebep olarak vazife gören mahlukata olduğundan fazla önem vermek; onları tesir gücüne sahip zannetmek. Bir işin tahakkukunda sebebin hakkı bir iken, ona yüz kat fazla değer biçilirse doksan dokuzu gizli şirk hesabına geçer...

İnsanın kendi nefsine fazlaca güvenmesi bütün lâtifelerini onun emrine vermesi de gizli şirke girer. Bundan sadece bir tek misal: Cebbar ve Mütekebbir ancak Allah’tır. İnsan Allah’ın kendisine bahşettiği varlığı, kuvveti, ilmi, Onun huzurunda Onun kullarını ezmekte kullanırsa Cebbar ve Mütekebbir olmaya özenmiş ve gizli şirke girmiş olur. Şirk-hafi kara gecede kara karıncanın bile fark edilemiyecek kadar hassastır. Riya da gizli şirktir.

Sual: Şirk bu kadar zahmetli olduğu halde ne için kâfirler kabul ediyorlar?

Cevap: Kasden ve bizzat kimse küfrü kabul etmez. Yalnız şirk heva-i nefislerine yapışır. Onlar da içine düşer; mülevves, pis olurlar. Ondan çıkması müşkülleşir. İman ise kasden ve bizzat takip ve kabul edilmekle kalbin içine bırakılır.”¹

Kaynaklar:

1-Mesnevî-i Nuriye

2-Ehl-i Sünnet Akâidi

HürAvaz

Güncelleme Tarihi: 16 Aralık 2020, 11:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER