Üstad Bediüzzaman Said Nursi (ra) Siyaseti Bıraktı mı?

Hz. Bediüzzaman r.a, üç kademeli siyasi bir plan ortaya koymuş, kitaplarında kaydetmiş ve harfi harfine uygulamıştır.

Üstad Bediüzzaman Said Nursi (ra) Siyaseti Bıraktı mı?

Siyaseti;  lügatler memleketi idare etme sanatı, devlet idare tarzı, dünya ve ahrette necatlarına sahip olacak bir yol, insanları irşad ile beşeriyetin salahına çalışmak, diplomatlık… vs diye tarif eder.

Hz. Bediüzzaman (ra) 1900’ün başlarında İngiliz siyasetinin çarkları arasında kendisini buldu. Benzinli, mazotlu motorlar icad edilmişti. Şimendifer âlem-i İslam’ı bir canavar gibi yutuyordu. Önceleri at sırtında yol alan insanların artık yüzlerce, binlercesi demir tekerleklerin üzerinde akıl almaz bir hızla nakl-i mekân ediyorlardı. Motorlarda, trenlerde Avrupa’da icad edilmişti. Bunların benzini ve mazotu ise Asya’da Müslümanların elindeydi.  Asya’ya Osmanlı hâkimdi. O halde Osmanlı parçalanmalı toprağı; yerin derinliklerindeki petrol rezervleri İngiliz’in, Fransız’ın olmalıydı. Sınırlar İngiliz cetveliyle çizilmeliydi. Hilafet merkezi tarumar edilmeli, bir daha dirilmeyecek şekilde tarihe gömülmeliydi. Ne yapalım ki; kader-i ilahi bu dünya şerirlerinde bu meyli uyandırırken Osmanlı devletinde de onların emellerine hizmet eden yüzlerce hain vücuda getirmişti. Neticede olan oldu. Birinci dünya harbindeki hezimet neticesinde İngiliz-Fransız hilafet merkezine gemilerini dayadılar. Harple geçemedikleri Çanakkale’yi melodi dinleyerek geçtiler. İslam halifesini muhasaraya aldılar. Kendi emellerine gönüllü olarak hizmet edecek bir Osmanlı paşası buldular. O paşayı Anadolu’da hâkim kılmak için senaryolar yazmaya başladılar. Adına kurtuluş savaşı dediğimiz o savaş, aslında İslam topraklarının hâkimiyetini İslam’ın elinden alıp İngiliz’e teslim etmenin savaşıydı.

Bunda muvaffak oldular. Kader İngiliz’in eline öyle bir eleman ikram etmişti ki, dünya, dünya olalı böylesini hiç görmemişti. Temel felsefesi münafıklık olan bu adam ve çevresi halifeyi sınır dışı etti. İslam’a ait ne varsa kanuni yasak altına aldı. Medreseler, mektepler, dergâhlar, zaviyeler ne varsa hepsi kapatıldı yıkıldı, harap edildi.

Topyekûn bir milletin bacağına giyeceği dona kadar devlet kontrolüne alındı. Bütün bunlar 1914-1926 arası oldu, bitti herkes yerine oturdu.

İşte bu noktada Bediüzzaman Said Nursi ra elindeki kurşun kalemiyle tesis edilen bu nizamı yıkmak, İslam’ı tekrar ihya etmek için bir hizmet başlattı.

Burada temel bir tesbit yapalım: İngiliz’in ve tüm şer güçlerin yardımıyla Anadolu’da ve dünyada İslam idaresi yıkıldı. Yerine ayrı bir idare kuruldu. Hz. Bediüzzaman ra yeni kurulan bu idareyi yıkmak için bir faaliyetin içine girdi. Bu faaliyetin adı siyaset değil de nedir?

İngiliz, elemanı vasıtasıyla İslam’ın esamesini yeryüzünden silmek için dört kademeli bir siyaset tatbik etmişti.

Hz. Bediüzzaman ra ise İslam’ı tekrar ihya etmek için üç kademeli bir siyasi program ortaya koydu. Bunun adı siyaset değilse nedir?

İngiliz; emrindeki Osmanlı paşası eliyle Anadolu’yu silindir gibi ezmişti. Müretteb yunan harpleriyle Anadolu‘da erkek bırakmamıştı. Geriye kalanları da istiklal mahkemelerinde değirmen gibi öğütüyordu. 7 ile 70 yaş arasında köylerde kentlerde erkek kalmamıştı. Şu vasatta Hz. Bediüzzaman gibi bir dahi değil de laleteyn bir insan dahi siyasi bir hareketin içine girecek olsa direk bir çatışma ortamına girip elde kalan üç beş Müslüman’ı da heder etmeyecekti. Belirli bir güce ulaşıncaya kadar hedef değiştirecekti. İşte Hz. Üstad ra da bunu yapmıştır. Bu hareket tarzı siyasi değilse nedir?

Tevatürle söylenen bir söz var tarihte; en kıdemli İngiliz diplomatları sultan Abdülhamit han hazretleri ile girdikleri pazarlıklarda muzaffer olduk edasıyla ayrılırlarmış. Aslında nasıl bir hezimete uğradıklarını ise ancak seneler sonra anlarlarmış.

Evet, Hz. Bediüzzaman öyle yüksek bir siyaset takip etmişti ki; İngiliz daha yeni, yeni işin farkında olmaya başlamıştır. Hatta Fethullah hoca denemesinde, Hz. Bediüzzaman’ın siyasi gücünden istifade etmeyi düşünmüş. Şükürler olsun bunda da hüsrana uğramıştır.

Netice: Hz. Bediüzzaman ra ümmet-i Muhammedi başsız bırakıp köşesine çekilmemiştir. Üç kademeli siyasi bir plan ortaya koymuş, kitaplarında kaydetmiş ve harfi harfine uygulamıştır. Biz şimdi bu üç kademeli planın ikinci devresindeyiz. Risale-i nurda buna hâkimiyet devresi deniliyor.

Peki, o zaman Hz. Bediüzzaman ra “ben siyaseti terk ettim” sözünü nasıl anlamalıyız?

Cevap: Hz. Üstad ra işin ta başında üç kademeli siyasi plan ortaya koydu. Bu siyasi plan gereği birinci kademede siyasete asla bulaşmamak, ehl-i imanı dalaletten kurtarıp bir zemin ihzar etmekti. Yani; siyasetten elimi çektim tabiri tatbik ettiği siyasetin gereği idi.

İşte deha diye buna derler…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmed Bayazidi
Ahmed Bayazidi - 2 yıl Önce

Nurcuyum diyen herkes bu yazıyı okumalı. Fikri terakkiyata vesile olur inşeAllah

MehmetZil
MehmetZil - 2 yıl Önce

Bediuzzaman mehdi değilde nedir deccaliyete karşı verdi bu savaşı

Reşha Aczmendi
Reşha Aczmendi - 2 yıl Önce

Ben ilk okuduğum andan belli bu "Ben siyaseti terk ettim" sözünün altındaki manayı merak ediyordum şimdi taşlar yerine oturdu Allah kaleminize kuvvet versin Allah razı olsun

Arif marangoz
Arif marangoz - 2 yıl Önce

Allah razı olsun
Ruhumuza ve yüreğimize su serptiniz

Esedullah
Esedullah - 2 yıl Önce

ALLAH RAZI OLSUN

SIRADAKİ HABER