SAVAŞSA SAVAŞ

Türkiye’nin Karadeniz’de bulduğu doğalgaz rezervi 320 milyar metreküp olarak açıklansa da bu keşifin sadece başlangıç olduğunu bilmeyen yok. Daha doğrusu rezervin 320 milyar metreküple kalmasını umut eden çok. Oysa ki Cumhurbaşkanımız müjdeyi açıkladığı gün bu keşifin sadece atılan adımların ilki olduğunu söylemiş ve sonrasında bulunacak yeni kaynakların da sinyalini vermişti. Bu açıklama sırasında Doğu Akdeniz’i işaret etmiş ve asıl rezervin oradan geleceğinin de altını çizmişti. 

Yer altı kaynaklarıyla ilgilenen tüm bilim insanları biliyor ki Doğu Akdeniz’deki rezerv dünya petrol ve doğalgaz rezervinin  yüzde 60’lık bölümünü oluşturuyor. Libya’yla yaptığımız ve denizin üstüyle bilrikte altını da ilgilendiren anlaşma o nedenle önemli. O nedenle dünya gözünü Doğu Akdeniz’e çevirmiş durumda. Dünya dediysem yamyamlardan bahsediyorum.Yani  Arap dünyasının petrol ve doğal zenginliklerine çöken ve onlarca yıl sömürenleri kastediyorum. Konu Akdeniz’de kıyısı olan ülkeleri ilgilendiriyor gibi görünse de direk işin içine Amerikası da dahil oluyor Fransızıda. Ama bu dahil olmayı Yunanistan’ı kullanarak yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde yine Cumhurbaşkanımız bir konuşmasında “ Kendine ve çevresine faydası olmayan bir ülkeyi önümüze sürmeyin “ diyerek perde arkasındakilere seslendi ve onlara açık açık meydan okudu. 

Biraz geçmişe gidelim ve hem Yunanista’nın hem de kukla oynatmayı seven ülkelerin bu cesareti nereden aldıklarına bir bakalım. Hani her sene Lozan Antlaşması’nın imzalanışını kutlarız ya ve Lozan bir başarı mıdır, bir hezimet midir diye tartışırız ya, hah bütün olay Lozan Antlaşmasından kaynaklanıyor. Lozan’da 12 adayı İtalyan’lara bıraktık sonra 1947’de Paris Konferansında adalar Yunanistan’a geçti. Tabi bu süreçte İtalyanlar bize “ Gelin adalarınızı geri alın” dedi ama bizim Milli Şef oralı olmadı. 12 ada 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından işgal edildi sonra Almanlar “ Yahu gelin size verelim 12 adayı” dedi ama bizim Milli Şef savaşlardan kalma arazdan dolayı bu sesi de duymadı. Kurtuluş Savaşı’nda denize döktüğümüz Yunanlılara 12 ada verildi ve onlar yüzme mesafesinde olan adalara sahip olup burnumuzun dibine kadar geldiler. Her ne kadar Lozan’ı imzalayan ve aslında zarar eden ülke olsakta koksaca ülkenin milyonlarca insanını Lozan’ın faydalı olduğuna inandırmak bizim tarih bükücülerimizin başarısıdır(!). Lozanın kimin işine yaradığını merak edenler anlaşma için giden heyetimizin baş danışmanının kim olduğunu öğrenirlerse cevabı bulmuş olacaklar…

 Hatırlarmısınız bilmem ama birkaç yıl evvel Cumhurbaşkanımız Erdoğan Yunanistan’a resmi ziyarette bulunmuş ve Yunan mevkidaşıyla yaptığı basın toplantısında küstahlaşan Yunan Cumhurbaşkanına “Zamanı geldiğinde herşey masaya yatırılır, adalarda, Lozan’da” diyerek aslında bize atılan kazığın artık farkedildiğini ima etmişti. Çok sürmez Lozan’ın yırtılıp atılması ama biraz daha zaman geçmesi gerekiyor. Toparlamak gerekirse Aydın sahilerininin 2 kilometre ilerisinde ki adanın Türkiye’ye ait olmaması bugün Yunan tarafının Doğu Akdenizde hakimiyet tezini ortaya atmasına sebep oluyor. Sahil uzunluğu en fazla olan ülkeyiz ama Yunanistan adaları kullanarak bize üstünlük sağlamaya çalışıyor. Ama onlarda biliyor ki deniz hukuku dahil olmak üzere hiçbir hukuksal anlamda hak iddia edemiyor, edemez.Ancak aç köpeklerin dişlerini görmeye başladığımız için “uluslar arası hukukun” da bir akçe etmeyeceğini biliyoruz. O nedenle arama faliyetlerimiz sırasından donanma gemilerimiz seyir yapıyor ve biz Navtex ilan ediyoruz. 

Cumhurbaşkanı’ndan, Milli Savunma Bakanımıza kadar kim varsa Doğu Akdeniz’de hem Türkiye’nin hem de Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarından vazgeçilmeyeceğini ilan ediyor. Bu ilan aslında “gerekirse savaşırız” demek. Hatta Yunanistan kıta sahanlığını yine bu verilen adalara dayanarak 12 mile çıkartacaklarını açıkladı ve bizde bunu “savaş sebebi” sayarız dedik. Yunanistan’a Fransızların gaz verdiğini biliyoruz. O nedenle Cumhurbaşkanımız Erdoğan “aracı kullanmayın  varsa yüreğiniz karşımıza kendiniz çıkın” mealindeki cümleleri kullandı. 

Evet sular ısınıyor farkındayız evet o sularda ki zenginlikleri bize yedirmek istemediklerinin de farkındayız ve evet savaş gerekirse de gözümüzü kırpmadan savaşa gireriz. Türkiye eski cılız, zayıf, kendi içine kapanmış bir ülke değil. Hem savunma sanayi noktasında hem de taarruz sanayi noktasında bilinenden çok daha ileri noktdayız. Güçlendiğimizi, güçlü olduğumuzu sadece biz değil bize diş gösteren her ülke biliyor. Sadece bilmeyen bizim içimizdeki köhneleşen zihniyetler. Bu zihniyetlerin halen yaşıyor olması ve umutlarını her zaman kan emicilere bağlaması her ne kadar bir vatandaş olarak beni üzse de yakın zamanda büyük bir hezimete uğrayacaklarını bilmek şahsımı rahatlatıyor. Onlar daha önceleri umutlarını Joe Biden’a bağlamışlardı ama gereken cevabı en son 15 Temmuz’da aldılar. Şimdi yine Biden’a umut bağladılar ama ne girilmesi muhtemel bir savaş ne de içeriyi karıştırma arzuları onları hedeflerine ulaştıramayacak. Buyurun her oyununuzu oynayın ama bilin ki bu defa sadece denize dökmekle yetinmeyiz, vesselam.

YORUM EKLE