TESADÜF

    Tesadüf kelimesi göre çok abes bir elfâzdır. Bu kazulet Âlemde tesadüfen oluşan bir bûd ya da bir hadisat yoktur. 

    Fakat bu elfâz “Tevafuk” ile karıştırılmamalıdır. Zira tesadüf “tedbirsiz meydana gelme” anlamına gelir. Fakat tevafuk, “Birbirine uygunluk, muvafık oluş, nizamlanmış biçimde birbirine uygun olmak.” Anlamına gelir. 

    Semavat ve arz ‘ın oluşumu Yakînî tevafuktur. Semavat ve arz’ın tesadüfen olması mümteni-ül husul’dur . Bu tamamen heyezandır. Ayrıca böyle bir şeye inananlarda Âmi ve abes insanlardır.

    Bir resim sergisine gittiğimizde çok güzel resim tabloları görürüz. Ve ardından ‘bu resmi yapan ne güzel yapmış ‘ deriz. Biz o resmin ustasını görmememize rağmen, onu yapan bir ustanın var olduğuna inanıyoruz. 

    İşte semavat ve arz için de bunları fikretmek mecburiyetindeyiz. Muhtelif semeratlar, hevam, nebatat, toprak, şems ve kamer hepsinin de bir yaratıcısı, bir sanatkârı olmak zorunda. Bu nimetlerin hepsi tesadüfen oluşamaz. Basit bir resmin bile bir ustası oluyorsa kazulet semaların nasıl olmasın?

    Zaten tesadüfe inanan ademiyan bilvasıta Allah’ın ( C.C ) varlığını inkâr eder, ardından şirke girer. Ubudiyet vazifelerinin başında da Allah’a ( C.C ) iman etmek gelir. Zaten aklı olan Nev-i beşer araştırır, ardından hakikati öğrenir. Fakat tesadüfe inanan insanlarda ne akıl ne de mantık vardır. Bu cihetle araştırmazlar, araştırsalar bile hakikatlere göz yumarlar. Ama gündüz göz kapamakla gece olmaz.

    Dâr-ı dünya bir nüzhetgâh ve seyrangâh’dır. Bu nüzhetgâh’da gördüğümüz güzelliklere tesadüf diyemeyiz. Zira kâinatın her zerresinde tesadüf değil tevafuk vardır. 

    Onca berkler, fenler, taamlar, hadisat-ı semaviye ve kemaller acaib bir biçimde Hâlik-i Hâkîm’i zikrediyor, Fakat nakıs ve atreş olan insanlar hala tesadüf diyorlar. Daha doğrusu tevafuk olduğunu onlarda biliyor fakat görmek işlerine gelmiyor.  

    Lakin bu gibi insanlara ne kadar anlatsanız boş. Zira mucize-i bâhire’nin akıbetınde büyücüsün diye ilhak etmişlerdi kâfirler. Bu kâfirlerin mücazatı şeksiz cehennemdir. Ki mucize-i bahire’ye tanık olmalarına rağmen inkâr edenlerle, Bu semavat ve arz’ın güzelliklerine tanık olmalarına rağmen tesadüf diyenler aynı şahıslardır.    

YORUM EKLE