BİR BABA ÇOCUĞUNA NASIL DAVRANMALIDIR?

Babaların akıllı, şuurlu ve sorumlu davranarak çocuklarıyla güzel bir iletişim içinde olmaları elzemdir.

BİR BABA ÇOCUĞUNA NASIL DAVRANMALIDIR?

Babaların akıllı, şuurlu ve sorumlu davranarak çocuklarıyla güzel bir iletişim içinde olmaları elzemdir. Babalar; tatlı-sert bir tâkiple, yapıcı ve ibretli anlatımlarla çocukların gönlüne girmelidir. Evlâtlarının ruh dünyasına inme, kalbini fethetme, İslam dini üzerine yetiştirme; babaların asıl hedefleri olmalıdır.

Baba olmak, yalnızca çocuk sahibi olmak değildir. Baba olmak, büyük bir mükellefiyetin başıdır. Bu sorumluluk sevgiyle başlar. İnanç ve terbiye ile devam eder. Başta sevgi ile baba ve çocuk arasında ünsiyet peyda eder. Böylece aralarındaki yakınlık kuvvetlenir.

Bir baba çocuğunu yetiştirirken Kur’an ve sünnet ölçüsüne dikkat etmelidir. İslam dininin yüce peygamberi Hz. Muhammed’in hayatına bakarak davranış sergilemesi bir Müslümana en yakışandır.

BABA- EVLAT NASİHATLERİ

Lokman Hakîm, oğluna şu nasihatlerde bulunmaktadır:

“Ey oğulcuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir. İnsanlara karşı kibirlenme ve yeryüzünde çalımla, böbürlenerek yürüme. Çünkü Allah Teâlâ kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt…” (Lokmân, 17-19)

“Hazret-i Âdem’in de oğlu Hazret-i Şît’e şöyle nasihat verdiği nakledilmiştir:

“Ey Şît! Dünyaya gönül bağlama. Her işin sonuna bakıp neticesinin nereye varacağını düşün. Bir işe başlayacağın vakit, kalbine bir sıkıntı gelirse, o işi bırak, yapma ve hayatın boyunca sürekli danışarak iş yap.” (M. Âsım Köksal, Peygamberler Târihi, TDV, c: 1, sh. 69-70)

Büyük âlimlerden İmâm-ı Gazâlî Hazretleri de şöyle demektedir:

“Ey oğul! Bilmediklerini öğrenmek istiyorsan, ilk önce bildiklerinle amel etmelisin. Allah vergilerinin en hayırlısı, akıl ve ilim olduğu gibi, musîbetlerin en kötüsü de ahmaklık ve cehâlettir.”

Tasavvuf büyüklerinden İbrahim Ethem Hazretleri ise:

“Ey oğul! Vakitlerin en şereflisi olan gençlik çağı, amellerin en faziletlileri için harcanmalıdır. Bu ameller ise, Cenâb-ı Hakk’a olan ibâdet ve tâatlerdir.” buyurur.

ÇOCUKLARA ÖĞRETİLMESİ GEREKEN KONULAR NELERDİR?

Evlât terbiyesi, çocuk doğmadan başlar. Çocukların bulunduğu ortama göre, doğumla birlikte eğitim, öğretim ve terbiye şekillenir. İslâm büyükleri, çocuklarının yalnızca maddî tahsilini değil, aynı zamanda onların mânevî terbiyelerini de ehemmiyet vermişlerdir.

İslâm’da din eğitimi, çocuk doğduktan itibaren başlar. 0-7 yaş arası bir çocuğun terbiyesi için en önemli yaşlardır. Bediüzzaman Said Nursî hazretleri buyurmuştur ki;

“Bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir iman dersi almazsa, İslâmiyetin ve imanın erkânlarını ruhuna alması sonra çok zor olur, yabani düşer. Özellikle anne ve babasını dindar görmezse ve yalnız dünyevî fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabani olur.”

Din eğitim ve öğretiminde en ideal yöntem, çocukla birlikte ibadet etmek, ona anlayabildiği bir dille ibadetin önemini kavratıp, ibadete teşvik etmektir. Çocuğa eğitim ve öğretim sırasında onun psikolojik durumu gözden ırak tutulmamalıdır.

Anne baba ve eğiticiler açısından kaba bir tasnifle ifade edilirse;

0-6 yaş dönemi “telkin,”

7-10 yaş dönemi “teşvik,”

10-14 yaş dönemi “ikaz,”

14 yaş üzeri üzeri ise “müsamaha dönemi” olarak isimlendirilebilir.

Telkin dönemi, çocuğun kulağına ezan ve kamet okunması, konuşmaya başladığında “La ilahe illallah” sözünün söyletilmesi, telkin faaliyetleri arasında sayılabilir.

Teşvik döneminde ise çocuğun namaz kılmaya özendirilmesi, doğru davranışları yapmaya yönlendirilmesi, az yemek yemeye veya arkadaşlarıyla paylaşmaya ikna edilmesi, teşvik döneminde yapılabileceklere örnek olarak verilebilir.

İkaz dönemi ise, çocuğun ergenlikten önceki son duraktır. Burada çocuk, yavaş yavaş aile otoritesinden kurtulmaya başlar. Kendi başına hareket etmeye özenir. Fakat yine de, duygularının etkisinden kurtulup iradesini tam olarak hakim kılamadığı için anne babasının zorlayıcı ve ikaz edici birtakım terbiye uygulamalarına muhatap olur. Küçük yaşlarda çocuğa abartılı şefkat göstermek ne kadar makul ise, bu dönemde biraz daha disiplini öne çıkarmak aynı oranda makuldur.

Müsamaha dönemine geldiğinde artık karşımızda gerek bedenen gerekse aklen yetişkin kabul edilecek yaşa gelmiş bir genç durmaktadır. Bu genç, Peygamberimiz (asm)'in bu yaştaki gençleri askere almasında da görüleceği üzere, yetişkin kabul edilmelidir. Artık baskı gence fayda etmez. Ona ancak dostane ve müsamaha yoluyla yakınlaşılabilir ve faydalı olunabilir.

Tüm bu açıklamalardan şöyle bir sonuç çıkarmak doğru olur: İslâm’da din eğitimi hem bilinçli olmayı hem de büyük çaba göstermeyi gerektirir. Bu yolda en büyük sorumluluk da, herkesten önce anne babaya düşer.

Kaynak: Hüravaz

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2021, 17:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER