Kuruluş Osman İnegöl Tekfuru Aya Nikola tarihte kimdir? İşte kalesi böyle fethedildi

Kuruluş Osman dizisinde yer alan Osman Bey'in en büyük düşmanlarından biri olan İnegöl Tekfuru Aya Nikola kimdir? İşte İnegöl Tekfuru Aya Nikola'nın tarihteki yeri...

Kuruluş Osman İnegöl Tekfuru Aya Nikola tarihte kimdir? İşte kalesi böyle fethedildi

Kuruluş Osman dizisinde, oyuncu Erkan Avcı’nın rol aldığı Aya Nokila’nın hayatı, biyografisi, tarihteki yeri merak ediliyor.

Tarihi olaylara dizi tadında ışık tutmayı amaçlayan Kuruluş Osman’da Aya Nikola kimdir ne zaman yaşadı, hayatı ve ölümü gibi detaylar sıkça araştırılıyor. İşte Aya Nikola'nın hayatı...

Aya Nikola, tarihte İnegöl Tekfuru olarak bilinmektedir. Aya Nikola ile Osman Bey, tarihte çok sayıda çarpışma ve savaşlar gerçekleştirdi.

İnegöl Tekfuru Aya Nikola ise Osman Gâzî’ye karşı bir sû-i kast planı hazırlamış ve bu olay bazı tarihi kaynaklarda Çakır Pınarı Vak‘ası diye kayıtlara geçmiştir.

Aya Nikola bu bölgedeki dostlukları yıkmak ve Osman Gâzî’nin hayatına son vermek için çok çaba göstermiştir. Tarihi kaynaklarda Yarhisar Tekfuru’nun kızı Holafira ile Bilecik Tekfuru’nun oğlunun düğünlerini de bu planı için seçmiştir.

Bilecik Tekfuru’na gelin olan Yarhisar Tekfuru’nun kızı Holafira, Osman Gâzî’nin eline düşmüştür.

Osman Gâzî, Çakırbeyli Pınarı baskınından sonra Yarhisar ve İnegöl tekfurlarının derlenip toparlanmasına fırsat vermeden doğruca Yarhisar Kalesi’e gitmiş ve burayı fethetmiştir. Daha sonra ise Turgut Alp’i İnegöl üzerine göndererek buranın da fethini sağlamıştır.

İŞTE İNEGÖL TEKFURU AYA NİKOLA'NIN OSMAN GAZİ İLE YAPTIĞI SAVAŞLAR

 Ermeni-Beli Savaşı/Çatışması (1284) - Ertuğrul Gazi’nin vefatının ardından beyliğin ileri gelenleri tarafından genç yaşına rağmen “Bey” seçilen Osman ilk yıllarında babası gibi çevre tekfurluklarla barış içinde yaşamayı tercih etmişti.

Son derece stratejik ve bir o kadar tehlikeli bir noktada bulunan beylik, o dönemde kuzeyde Bilecik, Yarhisar ve İznik tekfurlukları, doğuda Harmankaya ve Karacahisar tekfurlukları ve batıda da İnegöl, Kestel, Bursa başta olmak üzere birçok tekfurluk (Kite, Adranos, Bedenos vd.) ile çevrili durumdaydı.

Beyliğin güneyinde ise Kütahya ve civarına yerleşmiş Germiyanoğlu Beyliği bulunmaktaydı. Döneme ait yerleşim yerleri göz önünde bulundurulduğunda bölgenin tahmini siyasi durumu ve muhtemel göç yolları haritada gösterilmektedir.

Ertuğrul Gazi’ye verilen Söğüt, Domaniç ve Ermeni Dağı civarlarında (yazın Domaniç, Ermeni Dağlarında ve kışın Söğüt’te olmak üzere) mevsimlik göçler gerçekleşmekteydi. Bu mevsimlik göçler sırasında göç yolları üzerinde (ya da yakınlarında) çeşitli tacizlere ve çatışmalara maruz kalmaktaydılar. Bu durum, Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Âli Osman adlı eserinde şu şekilde aktarılmaktadır:

“Aya Nikola dirleridi bir kâfir varıdı. Ya’ni Eyne Kölde (İnegöl’de) Osman yaylaya ve kışlaya kitdükleri (gitdikleri) vaktin bunlarun köçin (göçün) üşendürürdi. Osmanı Ğazi Bilecük tekürine (tekfuruna) bundan şikâyet itdi …”

Bahsi geçen tacizler göç güzergâhının İnegöl Ovasına girdiği noktada, muhtemelen günümüzdeki İnegöl’ün 12-13 km doğusunda bulunan Kurşunlu, Özlüce ve Çitli köy/mahallelerinin bulunduğu bölgelerde gerçekleşmiştir.

Bilecik tekfuru ile anlaşma sağlayan Osman Bey’in ilk hedefi hem stratejik konumu hem de gerçekleşen olaylar sebebiyle İnegöl olmuştur.

Savaşın tarihi ile ilgili net bir bilgi bulunmamakla birlikte sonrasında verilen kronolojik olaylar dizisi incelendiğinde, h. 684 (m. 1285-1286) yılında gerçekleşen Kulacahisar Fethi/Baskını öncesinde m. 1284-1285 yıllarında gerçekleşmiş olması muhtemeldir.

Az sayıda adamla baskın niteliğinde bir saldırı düzenlemiştir. Savaşın (ya da çatışma demek daha doğru olacak) seyri yine Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Âli Osman adlı eserinde şu şekilde aktarılmaktadır:

“Meker (meğer) bir kün (gün) İrmeni Bilinden Osman Ğazi yitmiş kişiylen keldi (geldi) kim Eyne Köli (İnegöl’ü) kiceyilen (geceleyin) oda ura. Bu kâfirlerün casusı varımış kâfirlere bildürdi. Kâfirler dahi busu (pusu) kodılar. Ara tun dirleridi Osman Ğazinün bir martalozı varıdı, keldi (geldi), haber bildürdi kim “Bil dükendüki (tükendiği) yirde busu (pusu) kodular.” Ğaziler dahi hakka sığındılar toğrı (doğru) busuya (pusuya) yörüdiler. Cemisi piyadeyidi, kâfirler çoğidi. Azim cenk oldi. Osman Gazinün karındaşı Saru Yatı’nun oğlı şehid oldı kim o Bay Hoca’dur. İrmeni bilinün dükendükü (tükendiği) yirde Hamza Bek (Hamzabey) köyünün nevahisindedür.”

Çatışmanın tam olarak yeri ile ilgili çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bunlardan ilki çatışmanın İnegöl ovasının doğusunda göç yolu üzerinde (ya da yakınında) bulunan günümüzdeki adıyla Süpürtü köyü/mahallesi yakınlarında gerçekleştiği yönündedir. Bir diğer görüş ise savaşta yaşamını yitiren Osman Bey’in yeğeni ve Saru Yatı/Batu Savcı Bey’in oğlu Bayhoca/Baykoca’nın mezarının olduğu nokta olan Hamzabey köyü/mahallesi civarında olduğudur. Coğrafi açıdan değerlendirildiğinde ve saldırının baskın niteliği de göz önünde bulundurulursa ikinci görüş daha ağır basmaktadır.

İnegöl Ovası’nın düzlüğünde Süpürtü Köyü üzerinden gelecek bir tehlike önce Kulacahisar mevkiiinde kolaylıkla fark edilecek ve saldırının baskın niteliği en başta kaybedilecektir.

Diğer görüşte ise ağır basan taraf günümüzdeki Boğazköy-Hamzabey arasındaki dar geçitten geçip yine kaynakta bahsedildiği gibi gecenin karanlığının da kullanılması ile fark edilmeden İnegöl’e yaklaşılabilecek olmasıdır.

Bir diğer konu ise tarafların mevcutlarıdır. Osmanlı kuvvetlerinin 70 yaya askerden ibaret olduğundan bahsedilirken Bizans/İnegöl Tekfurluğu tarafı ile ilgili bir bilgi verilmemekte sadece sayıca çok ve üstün olduklarından bahsedilmektedir.

Osman Bey’in tarafında bir casus karşı tarafa durumu bildirmiş ve Bizanslıların da hazırlanıp saldırıya karşı pusu kurmalarını sağlamıştır. Yine aynı kaynakta, bir başka casusun (bu kez Bizans tarafında Osman Bey için çalışan) da kurulan pusuyu bildirdiğinden ancak Osman Bey ve yanındakilerin pusunun üzerine gittiğinden bahsedilmektedir. Bu sebeple de klasik bir savaş düzeninden çok pusuyu/çemberi yarma ve çekilme hareketi olduğu görülmektedir.

Yine bu durum da yukarıda bahsi geçen savaşın yeri ile ilgili ipucu vererek (pusunun gerçekleşebilmesi için dar bir boğaz ve sonrasında çemberin yarılarak yaylaya, yani Domaniç’e geri döndüğünden) Hamzabey dolaylarında olduğunu göstermektedir. Haritada savaşın seyri görülmektedir.

Çatışma ile ilgili tek bir kaynağın olması, çağdaş Bizans (Pahimeris/Pachymeres) ve diğer milletlerin kayıtlarında bulunmaması, beyliğin bu döneminin son derece karanlık, olayların ve kişilerin rivayetlerle sınırlı kalmasına neden olmaktadır. Ancak büyük bir imparatorluğa dönüşecek olan Osmanlı Beyliğinin tarihi kayıtlara geçen ilk savaşı ve ilk kaybı/şehidi (Bay Hoca) olması açısından önem arz etmektedir. Sonrasında gazâ kılıcını kuşanan Osman Gazi önderliğinde, Ertuğrul Gazi’nin son döneminde yürüttüğü barışçıl siyaset bir kenara bırakılarak aktif gazâya başlanacaktır.

Domaniç/İkizce Savaşı (1286) - İkizce Savaşı İnegöl Tekfuru Aya Nikola'nın Osman Bey ile yaptığı önemli savaşlardan biridir. Osmanlı'nın beylikten devlet olmaya yönelik önemli bir kırılma noktasıdır. Kulacahisar fethinden hemen sonra İnegöl tekfuru, bir ittifak arayışına girmiş ve halihazırda bir Selçuklu haraçgüzarı olan Karacahisar tekfuru ile anlaşarak ortak bir kuvvet vücuda getirmişlerdir.

Önceki yıllarda gerçekleşen olaylar ve sonrasında bölgede aktif bir gaza stratejisi benimseyen Osman Gazi kuvvetlerine karşı ilk ciddi ittifak bu şekilde oluşmuştur. Olayın oluşumu Âşıkpaşazâde’nin Tevârîh-i Âli Osman adlı eserinde şu şekilde dile getirilmiştir:

“Sabah kim olıcak vilayetün kafirleri cem’ oldılar. Karaca hisar tekürine haber könderdiler (gönderdiler) kim: “Neye turursın kim seni ve neslini esir iderler ve hem bu vilayeti bizim elümüzden alurlar, harab iderler. Kendülerü hod yir, su dutar Türk deküller kim biz dahi anunile (onunla) muamele ideyidük, didiler. Bunları bu vilayetden çıkarmasavuz (çıkarmazsak) ve yahud bunları kırmasavuz (kırmazsak) ahir peşimanlık fayide virmez, didiler. Anun dahi bir karındaşı varıdı, adına Kalanoz dirleridi, ana azim leşker (asker) koşdı, Eyne Köl (İnegöl) kafirleriyile cem’ oldılar.”

Bizans ittifakının başına Karacahisar tekfurunun kardeşi Kalanoz (ya da Falanoz) getirilmiştir. Kurulmuş ittifakın askerî durumu ile ilgili yegâne bilgi sayıca çok fazla oldukları yönündedir. Buna karşın Osman Gazi de gazileri toplamıştır. Savaşın seyri Harita'da görülmektedir.

Savaşın seyri yine aynı kaynakta şu şekilde devam etmektedir: “Osman Ğazi dahi ğazileri cem’ itdi, İkizceye keldi. Tomalic Bilin aşdıkları yirde uğraşdılar. Ğayetde azim cenk oldı. Osman Ğazi’nün karındaşı Saru Yatı’yı anda şehid itdiler. Ol yirde bir çam ağacı vardur, şimdiki hinde ana Kandillü Çam dirler. Vakit vakit anda bir ş’ale körürler (şule görürler) ve ol Kalanoz dedükleri kâfir dahi düşdi. Osman Ğazi’ye haber verdiler kim: “Ol kâfir düşdi” didiler. Osman Ğazi eydür: “Ol itün karnını yarun dahi it kibi (gibi) eşün kömün” dir. Her ne kim didiyse anı itdiler. Bu sebebden ol yirün adı İt Eşeni kaldı. Saru Yatı’yı dahi kötürdiler Sökütde (Söğüt’de) atasınun yanında defn itdiler. Bu tarih hicretin altı yüz seksen beşinde vakı’ olundu.”

Savaşın yeri ile ilgili iki rivayet bulunmaktadır. Bunlardan ilki Bilecik’in Pazaryeri ilçesine bağlı İkizce Köyü’dür. Tarihi kaynakta geçen isim benzerliği sebebiyle savaşın bu bölgede olduğu düşünülmüştür. Ancak köyün eski ismi Hazergrad’dır.

19. yüzyıl sonlarına doğru yerleşimin gerçekleştiği görülmektedir. Bölge son derece dağlık ve engebeli bir arazidir. Çok sayıda askerin karşı karşıya gelip etkin bir savaş gerçekleştirebileceği alan yoktur.

Diğer bölge ise Domalic Beli’nin aşıldığı yer olarak tabir edilen günümüzdeki Domaniç ilçesi merkezini içine alan 5-6 km²’lik bölge olmalıdır. Yine muhtemelen düşmanın sayıca üstünlüğü İnegöl-Domaniç yolu üzerindeki dar geçit-boğazda önemini yitirmiş ve bu geçit boyunca çatışmalar ile birlikte Domaniç yaylasına gelinmiştir.

“İkizce” adı, bu bölgede birbirine son derece benzeyen iki tepeye (Alçay/Akmeşhed) verilmektedir. Akmeşhed bölgesinin Osman Gazi’nin ağabeyi Saru Batu Savcı Bey’in şehit düştüğü yer olduğuna inanılmaktadır. Ayrıca bahsi geçen “Kandilli Çam” olayı ile ilgili de bölgede çeşitli rivayetler de bulunmaktadır. Bu sebeple savaşın gerçekleştiği bölge, ikinci rivayette daha ağır basmaktadır.

Savaş, hicrî 685 (m. 1286-1287) gerçekleşmiştir. Bahsedildiği gibi Osman Gazi’nin ağabeyi Saru Batu Savcı Bey şehit düşmüştür. Bizans kuvvetlerinin dağıtılması ile birlikte Osmanlı galibiyeti ile sonuçlanan savaşta Bizans kuvvetlerinin komutanı ve Karacahisar tekfurunun kardeşi Kalanoz da öldürülmüştür.

Bizans ordusunun komutanı Kalanoz'a ait mezar ise Çokköy arazisi içinde Dolon mevkiindeki Koruklu/Kokulu deresi mevkiindedir. İkizce Savaşı’nda Bizans ordusunun bozguna uğraması üzerine komutan Kalanoz, Yaylacık güzergâhındaki Karacahisar kalesine kaçarken Osmanlı askerleri tarafından Koruklu/Kokulu deresinde öldürülmüştür.

Rivayetlere göre İkizce'de şehit edilen ağabeyi Savcı Bey'in intikamını almak için Osman Gazi’nin "Yeri eşin, itin karnını deşin.” talimatıyla öldürülen Kalanoz, Dolon/Dola mevkiindeki Koruklu deresinde bir çukura gömülmüştür. Bu mevki halk arasında daha çok Keloz’un öldüğü dere olarak bilinmektedir.

Öncesinde gerçekleşen ve bu savaşın sebebi olarak görülebilecek Kulacahisar Fethi/Baskınında (ve öncesindeki Ermeni-Beli Savaşı da eklenebilir) olduğu gibi Domaniç Savaşı ile ilgili de kaynaklar da son derece kısıtlıdır. Konu ile ilgili orijinal bilgi Âşıkpaşazâde Tarihi’nde görülmekte olup sonrasında diğer tarihçiler (Neşrî ve Hadîdî gibi) tarafından aynen aktarılmıştır.

Savaş, Osman Gazi’nin birleşik Bizans kuvvetlerine karşı aldığı ilk ciddi savaş olarak değerlendirilebilir. Savaşın sonucu olarak, bir Selçuklu haraçgüzarı olmasına rağmen İnegöl tekfurluğu ile ittifak kuran ve gelecekte de tehlike arz edebilecek Karacahisar Tekfurluğu’nun ortadan kaldırılmasına karar verilecek hatta bu gelişmeler Selçuklu yönetiminin de dikkatini çekecektir.

Sonrasında bugünkü Eskişehir şehir merkezinin batısında bulunan Karacahisar kalesi kuşatılacaktır. Savaş sonrasında bölgedeki Bizans direnci büyük bir ölçüde kırılarak bir daha böyle bir ittifak ancak 1303 yılındaki Dinboz/Dimboz Savaşı’nda oluşturulabilecektir.

yeniakit

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER