Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün 100'üncü yılında kabri başında anıldı

Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün 100'üncü yılında  kabri başında anıldı

İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yılında kabri başında dualarla anıldı.

İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. yıl dönümünde İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy, Edirnekapı Mezarlığı'ndaki kabri başında dualarla anıldı. Törene İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 3'üncü Kolordu Komutanı Korgeneral Kemal Yeni, İstanbul İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Nuh Köroğlu, İstanbul İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, Sahil Güvenlik Komutanı Albay Kemal Paşaoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

Tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başladı. Asımın Nesli İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri tarafından hatim duası yapıldı.  Daha sonra Mehmet Akif Ersoy'un kabri başında dua eden İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 3'üncü Kolordu Komutanı Korgeneral Kemal Yeni, İstanbul İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Nuh Köroğlu, İstanbul İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, Sahil Güvenlik Komutanı Albay Kemal Paşaoğlu karanfil bıraktı.

Mehmet Akif Ersoy, M. Kemal’in Inkılabını Tenkid Ediyor!

Toplumun M. Kemal önderliğinde geçirdiği dönüşümlere tepki gösteren Mehmet Akif, “Sebilürreşad” dergisinde yenileşme hareketlerini şüpheyle karşılıyor ve eleştiriyordu:

Erkekle kadın arasında, Darülfünun’da başlayan bu iştirak gitgide bir moda haline gelerek cemiyet hayatının her yanında kendini göstermeye başladı. Sokakta iştirak, sinemada tiyatroda iştirak, aktrislikte iştirak, şarkıda iştirak, meyhanede iştirak…

Toplumsal gelenekleri ve şartları bilinen milletimizin 16-18 yaşlarındaki kız ve erkek çocukları bir araya getirilmek isteniyor. Bazan şurada burada liselere giden üç beş kişi varsa onları da okuldan alıkoymaya sebep olacağız. Medreselerin kapanması ile on beş, on altı bin kişi eğitim nimetinden yoksun bırakıldı. Şimdi de böyle ‘müşterek’ bir öğrenim çıkarırsak, kendi kendine liseler kapanır.”

mehmet akif m. kemal mehmet akif atatürk mehmet akif inkilaplar, mehmet akif ersoy atatürk, mehmet akif cumhuriyet,

"Akif, kendini gönüllü olarak Mısır'a sürgün etti"

İsmail Kara; "Mehmet Akif tarafından hazırlanan ve üçte birlik kısmının bulunarak geçtiğimiz günlerde yayınlanan Kur'an-ı Kerim Meali hakkında, "Akif mecliste bulunduğu sırada saygın kişiliği sebebiyle direk olarak bir müdahaleye uğramamıştır. Kendisinden hoşlanmayanlar onun kişilik özelliklerine saygı duydukları için kendisine kaba herhangi bir yaptırımda bulunamamışlardır. Fakat Akif, kendisi gönüllü olarak kendini Mısır'a sürgün etmiş ve orada sanıldığının aksine refah içinde değil, sıkıntılar içinde bir yaşam sürmüştür. Buna rağmen kendisini küstürenler tarafından meal hazırlaması isteniyor. Meal için 10 yıl emek harcıyor ve buraya dönerken onu bir arkadaşına; dönüp tamamlayacağım, dönmezsem yak diyerek teslim ediyor. Evladını bırakmış bir ana gibi Türkiye'ye dönüyor ve kısa bir süre sonra vefat ediyor. Buradaki yak söyleminin manası kimilerine göre; Akif'in Ankara'nın bu meali nasıl kullanacağı yönünde endişeleri olmasıyla ilgilidir. Oysa onlarla resmi bir ilişkisi yoktu. İstese meali Mısır'da Türkçe bastırırdı. Bana göre büyük bir şair dil alanıyla ilgili bir eserini eksik bir şekilde insanların karşısına çıkarmaya razı olmaz. Hele ki bu bir meal ise. Bence bu sebepten Ankara'ya vermemiştir." diyerek düşüncelerini ifade etti."

Geçmişten Günümüze Bir Dönem Suçlu Görülüp Sürgüne Gönderilmiş 11 Büyük  Türk Yazar | ListeList.com

Cunta Zihniyetinin Utanç Belgeleri


Belgeler, Mehmed Akif’in Mısır’a neden gittiği, Neden 11 yıl ülkesine dönmediği, gerçekten peşine hafiye takılıp takılmadığı, Hilafet, şapka, cumhuriyet ve yöneticileri için neler düşündüğü, daha da önemlisi, Cumhuriyetin ilanı sonrası, ‘İslamcı/dindar’ bir şair olan Mehmed Akif’e yeni rejimin nasıl baktığını gözler önüne seriyor.

Gazeteci Yazar Muharrem Coşkun,  “Belgelere ulaşınca, itiraf etmeliyim ki; içim bir kez daha burkuldu, günlerce uyuyamadım... Bir kez daha ceberrut, milletin değerlerini tehdit gören ‘Eski Türkiye’ ile utandım.. Hazindir ki; yüzümüze çarpan gerçek şuydu;  bir milletin İstiklal Şairi, ‘İrtica-906’ dosyası ile vatan haini gibi izlenmiş, vatana bu kadar emeği geçen bir insan çeşitli ithamlarla yaftalanmıştı.. Dahası yazdığı kitaplar bu ülkeye sokulmamış, Safahat’ı için ‘imha edilmesi’ talimatı dahi verilmişti. Belgeler ‘Eski Türkiye’nin bir gerçeğiydi ve o gerçek tüm çıplaklığı ile yüzümüze çarpıyordu. Belgeler arasında gözlerim, Milli Şair’e yardım edildiğini, maaş ödendiğini, taltifle ödüllendirildiğini, yurda dönüşünde törenle karşılandığını, O’na yakışır bir merasimle ebediyete uğurlandığını gösteren bir satır da aradı.. Ama nafile..” dedi.

Gitmeseydi, idam edilebilirdi

Belgelere bakanların, Şair Mehmed Akif’in, şayet Mısır’a gitmemiş olsaydı, bu ülkede pek ala yargılanabileceğin gösterdiğini ifade eden Coşkun,  “İstiklal Şairi eğer 1925’te Mısır’a gitmemiş olsaydı, ülkesinde İstiklal Mahkemeleri’nde pek ala yargılanabilirmiş. Belgeleri görünce, kendinizi;  ‘İyi ki o karanlık yıllarda Mısır’a gitmiş ve bizi o utançtan olsun  kurtarmış’  diyorsunuz..” diye konuştu.

Safahat için imha emri

1925-1964 tarihleri arasında tutulan resmi belgelerde;
- Mısır’da bulunan Mehmed Akif hakkında yazılan istihbarat takip raporları..
- Şapka, hilafet, laiklik için neler söylediği,
- Safahat isimli eserinin nasıl toplatılıp imha edildiği,
- ‘Gölgeler’ eserinin bu ülkeye sokulmadığı,
- Kendisiyle görüşenlerin dahi nasıl fişlendiği, 
- Kanser tedavisi görürken bile takibata tabi tutulduğu,
- Cenazesine katılanların bir bir tespit edilip fişlendiği,
- Vefatından sonra dahi O’nun adına yapılan anma programlarının soruşturulduğu.. gibi çarpıcı detaylar yer alıyor.

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2021, 15:38
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER