Sultan Alparslan kimdir? Hayat boyunca neler yaptı? Nasıl öldü?

Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alp Arslan, Türk ve Dünya tarihinin önde gelen hükümdarlarından biridir. Saltanat sürdüğü 1063-1072 yılları arasındaki dönemde çok büyük başarılar elde etmiştir.

Sultan Alparslan kimdir? Hayat boyunca neler yaptı? Nasıl öldü?

Sultan Alparslan kimdir?

Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alp Arslan, Türk ve Dünya tarihinin önde gelen hükümdarlarından biridir. Saltanat sürdüğü 1063-1072 yılları arasındaki dönemde çok büyük başarılar elde etmiştir. Hiç şüphe yok ki bu başarılar arasında en önemlisi 1071 yılında kazandığı Malazgirt Savaşı’dır. Zaferin kazanılmasında sultana yardımcı pek çok etken olmakla birlikte, Alp Arslan siyasî ve askeri lider olma vasıflarını en belirgin bir şekilde burada göstermiştir. Bu üstün özelliklerin savaşın kazanılmasında oynadığı rol büyüktür. İşte bu nedenle Alp Arslan’ı büyük bir hükümdar ve kumandandır.

Sultan Alparslan’ın doğum tarihi 1029 ve 1032 yılları arasında olduğu rivayet edilmektedir. Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucularından Horasan Valisi Çağrı Bey'in oğlu ve Selçuklu Sultanı Tuğrul Beyin yeğeni olan Alp Arslan, bu devletin kuruluş dönemindeki güç koşullarda yetişti. Sultan Alp Arslan, daha küçük yaşlardan itibaren, Gazneliler Devleti gibi çok güçlü bir devleti dize getirmiş olan babası Çağrı Bey’in kanatları arasında uçmayı öğrenmişti. Yine çok küçük yaşlarda silahşör olmuş ve çocuk denecek yaşta kumandan mevkiine yükselmiş, ordular sevk ve idaresine başlamıştı. Gözünü harp meydanlarında açması ve harp sanatının üstadları arasında büyümesi en büyük hocasının, devrin en önde gelen kumandanı babası Çağrı Bey olması onu kısa zamanda büyük bir tecrübeye ulaştırmıştı. Gaznelilerle yapılan Dandanakan Savaşında gostermis oldugu basariyla tum dikkatleri uzerine çekti. Babası Çağrı Bey’in ölümünden sonra Horasan valiliğini üstlendi. Tuğrul Bey 1063'te ölünce Selçuklu ülkesinde taht kavgaları başladı. Oğlu olmayan Tuğrul Bey, vasiyetinde Çağrı Bey'in oğullarından Süleyman'ın tahta geçmesini vasiyet etmişti. Selçuklu veziri Amid ül-Mülk bu vasiyeti yerine getirdi ve Rey kentinde Süleyman'ı sultan olarak tahta çıkardı. Ancak Çağrı Bey'in öteki oğlu Alp Arslan ve Arslan Yabgunun oğlu Kutalmış ile bazı emir ve şehzadeler Süleyman'ın sultanlığını tanımadılar. Kazvin şehrinde Alp Arslan adına hutbe okundu. Kutalmış'ın Rey önüne gelerek şehri kuşatması üzerine, vezir Amid-ül Mülk, Alp Arslan'dan yardım istediği gibi, hutbeyi de onun adına okuttu. Kutalmış ise, Alp Arslan ile yaptığı Dameğan yakınlarındaki savaşta hayatını kaybetti. Alp Arslan Rey şehrinde Selçuklu Devleti tahtına çıktı. Daha sonra Amid ül-Mülk'ü azlederek, yerine Nizamülmülk'ü tayin etti.

İlk seferini Gürcistan ve Doğu Anadolu Bölgesi'ne yaptı. Bu seferde oğlu Melikşah ve veziri Nizamülmülk de bulunuyordu. Bizans'ın elinde bulunan Kars ve Ani bölgesine kadar ilerleyerek Hristiyanların hac merkezlerinden birini ele geçirdi. Bu fethi neticesinde Abbasi Halifesi Kaim bi-Emrillah, Sultan'a "Ebu'-Feth" (Fetihlerin babası) lakabını vermiştir (1064).

Ordu Düzeni
Dandanakan Savaşı sonrasında akın eden onlarca Türkmen bilinçli bir şekilde Anadolu'ya yönlendiriliyordu. Zira Selçuklu toprakları bu insanlara yetemezdi. Fakat muhtelif Bizans ve Ermeni güçleri bu göçü zorlaştırıyordu. Aynı zamanda Anadolu topraklarının uygun bir yurt olabileceği de biliniyordu. İşte bu sebeplerle Alp Arslan batıya doğru sefere çıktı. Bu sırada oğlu Melikşah da babasının yanındaydı. Selçukluların Anadolu topraklarında kazandıkları muvaffakiyetlere karşı, 1068 yılında İmparator olan IV. Romanos Diogenes bir nokta koymayı kararlaştırmıştı. Birkaç ses getiren sefer düzenlediyse de Türklerin ilerleyişini tam manasıyla durduramadı. Esas düğüm 1071'de Malazgirt Ovasında çözülecek...

Bizans için 600.000 gibi rakamlar verilse de bunu mübalağa olarak addetmek gereklidir. Fakat yine de Bizans'ın 60.000'e 200.000 gibi bir üstünlüğü olduğu tahmin edilmektedir. İki komutan da ordularının başında tıpkı Büyük İskender gibi merkezde duruyorlardı.Türkler için kazanmaktan başka yol yoktu.

Bizans kuvvetleri sahte bir saldırıyla savaş meydanına çekildi. Daha sonra Selçukluların sağ ve sol kanatları Bizans ordusunu bir hilal şeklinde sarmaya başladı. Hilal kapandığında artık Bizans ordusu kapana kısılmış vaziyetteydi. Destek kuvvetlerin komutanı Andronikos, İmparatorun yenildiğini görünce savaş meydanını terk etti. Romanos Diogenes esir alındıysa da gayet iyi muameleler gördü. Yapılan barış antlaşmasına göre Bizans resmen Selçuklu tâbiyetine giriyordu. Fakat Romanos Diogenes İmparatorluğu kaybedecek ve bu antlaşma asla geçerli olmayacaktı. Alp Arslan, ölü doğan bu antlaşma sonucunda Anadolu'nun fethini emretti. Artuk Bey'i de bu akınların başına kumandan tayin etti.

Sultan Alp Arslan batıda olduğu kadar doğuda da topraklarını genişletmeye çalışmıştı. Nitekim o zaman anlaşmazlığa düştüğü Karahanlılar üzerine bir sefer düzenledi ve Ceyhun nehri'ni geçti. Ancak onun ölümü ile bu sefer yarıda kaldı. Barzam kalesi düşürüldükten sonra Yusuf El Harezmi adlı bir kale kumandanı görüşmek üzere Sultanın huzuruna çıktı. Çizmesine sakladığı hançerle Sultan'ı hançerleyerek ölümüne sebep oldu.

24 Kasım 1072 tarihinde, oğlu Melikşah'ın hükümdar olacağını def'aten tembih ederek hayata gözlerini yumdu.

HürAvaz

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER